KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

AÞKIN BEDEN DÝLÝ, NEZAKETÝN BEDEN DÝLÝDÝR

  Arzu KILIÇ

          arzu.kilic@tbd.org.tr
         AÞKIN BEDEN DÝLÝ, NEZAKETÝN BEDEN DÝLÝDÝR

 

 Yazar Arzu Kýlýç’ýn, Yasemin Tecimer ile “Adab-ý Muaseret” söyleþisi

KAFKAS HABER AJANSI

“AÞKIN BEDEN DÝLÝ, NEZAKETÝN BEDEN DÝLÝDÝR”

Kafkas Haber Ajansý (KHA) Yazarý Arzu Kýlýç’ýn, Ankara Üniversitesi Öðretim Üyesi, Zarafet Akademi Genel Sekreteri Yasemin Tecimer ile yaptýðý “Adab-i muaþeret” söyleþisi:

Ýletiþimde ve hayatýmýzda ciddi önemi olan bir konudan söz etmek istiyoruz. Bildiðimiz ancak uygulamada zorluklar yaþadýðýmýz, tam olarak benimseyemediðimiz bir konu bu. Adab-i muaþeret yani görgü kurallarýndan söz edeceðiz. Hayatýmýzý her alanda etkileyen adab-ý muaþeret kurallarýný ve bu konu hakkýnda merak edilenleri, uzmanlýk alaný “Protokol ve Nezaket, Ýtibar Yönetimi ve Zarafet, Adab-ý Muaþeret&Ata Kültürü” olan, “Bu benim iþim deðil; hizmetim, tutkum” diyen Yasemin Tecimer’e sorduk.

Ankara Üniversitesi Öðretim Üyesi, Zarafet Akademi Genel Sekreteri olan Tecimer, yüzlerce kurum, kuruluþ, üniversite ve sivil toplum kuruluþlarýnda eðitimler veriyor, ayný zamanda ABD York Üniversitesi akademik danýþmaný, eðitmen, yazar, kariyer ve protokol danýþmaný. Tecimer’in “Kamusal alanda Protokol Kurallarý” ve  “Adab-ý Muaþeret” adlý kitaplarý bulunuyor.

 “Tevazu, insana yakýþan en güzel elbisedir... Giyene, taþýyana, yakýþtýrana ne güzel de yakýþýr” diyen Tecimer, hiçbir pozisyonun karþýdakine sesini yükseltme hakkýný vermediðini söyledi.

Adab-ý muaþeretin yaþama sanatý olduðunu söyleyen Tecimer, protokol kurallarýnýn yüzde 85 oranýnda evrensel olduðunu vurguladý. Tecimer, tanýþmalara verdiðimiz önemi vedalaþmalara vermediðimizi, oysa asýl akýlda kalanýn ilk saniyelerdeki intiba ile son saniyelerdeki, karelerdeki vedalaþmalar olduðunu belirtti.

Keyifli Okumalar dilerim.

-ADAB-I MUAÞERET’ÝN KELÝME ANLAMI NEDÝR?

Adabý-ý Muaþeret: Yaþama Sanatý

- Adab-ý muaþeret, görgü kurallarýdýr. Edepten gelir, edebin çoðulu adap kelimesidir. Adab-ý muaþeret aslýnda yaþama sanatýdýr. Kelime anlamýna da yakýndýr ama anlam bütünlüðüne baktýðýnýzda kesinlikle yaþama sanatýdýr.

-Toplumumuzdaki adab-ý muaþeret kurallarýnýn tarihsel sürecinden kýsaca söz eder misiniz? Ýnternet çaðýnda da protokol kurallarý ilk uygulamaya konulduðu dönemlerdeki anlamýný taþýyor mu?

- Tarihsel sürecinde adab-ý muaþeret kurallarýna baktýðýmýzda, 1911’de orduya yönelik hazýrlanan “Usul ve Adab-ý Muaþeret”  kitabýyla baþlamýþ. Daha sonra da Lütfü Simavi’nin 1913’te yazdýðý “Teþrifat ve Adab-ý Muaþeret” kitabýdýr.

Çok daha eskilere gittiðimizde Fatih Sultan Mehmet döneminde de adab-ý muaþeret kurallarý gözetilmiþtir. Özellikle Kanuni döneminde elçi karþýlamalar olmak üzere layýðýyla yapýlmýþtýr.

Dolmabahçe Sarayý’na gitmiþsinizdir. Eðitimlerimde hep örnek veririm. Gitmeyenler de mutlaka gitsinler. Osmanlý Devleti’nde görgü kurallarýnýn ne kadar güzel iþlendiðini görüyorsunuz. Örneðin o dönemlerde yurtdýþýndan elçiler gelirler ve saraylarda yýllarca kalýrlarmýþ. Öðrendikleri görgü kurallarýný öðrenip kendi yurtlarýnda nakþederlermiþ.

Þimdi  Türkiye’yi tanýtma, Halkla Ýliþkiler (Public Relations-PR ) çalýþmalarý vs..diyoruz ya o kadar geniþ bir çatý ki aslýnda. Siz kendi ülkenizin kültürünü derleyip, toparlayýp bir paket halinde baþka bir ülkeye nakþedebilirsiniz. Ýnanýlmaz güçlü bir paket bu.

Eskiden protokol kurallarýnýn bakanlýðý varmýþ. Þimdilerde Dýþiþleri Bakanlýðýnda genel müdürlük olarak görev yapýlýyor. Cumhurbaþkanlýðý bunu çok güzel yapýyor. Eski Cumhurbaþkanýmýz döneminde de þimdi de protokol çok iyi çalýþýyor. Meclis’in de protokolü var. Bizler de olabildiðince dýþarýdan tüm kurum ve kuruluþlara eðitimler veriyoruz. Bu eðitimlerin içerisinde Cumhurbaþkanlýðý, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Genelkurmay Baþkanlýðý gibi en tepedeki kurumlardan aþaðýlara kadar diyebilirim ki yüzde seksen kurum bu iþin farkýnda. Bu iþin eðitimini alýyorlar ve bu iþe önem veriyorlar.

Günümüzde eðitimlerimizi sadece kamu kurum ve kuruluþlarýna deðil artýk fabrikalara, þirketlere, üniversitelere, sivil toplum kuruluþlarýna (STK) da veriyoruz. Yelpaze o kadar geniþledi ki bireyler de artýk kendi imajlarýný yaratmak için danýþmanlýk alýyorlar.

ÝNTERNET ÇAÐINDA DA PROTOKOL KURALLARI ÖNEMLÝ

Ýçinde yaþadýðýmýz Ýnternet çaðýnda da protokol kurallarý kesinlikle çok önemli. Hatta önemi katlanarak, çoðalarak gidiyor diyebiliriz. Çünkü protokol kurallarý yüzde 85 evrenseldir. Gri alanlarla oynayabilirsiniz ancak siyah ve beyaz alanlara dokunamazsýnýz. Diðer yüzde 15’lik kýsým ise diplomatik iliþkileri düzenlemek içindir. Yani uluslararasý toplantýlarda çýkabilecek krizleri bertaraf etmek içindir. Hal böyle olunca protokol kurallarýnýn uygulanmasý geliþmiþ olan ülkelerde çok daha net ortaya çýkýyor.

PROTOKOL KAZALARI YAÞIYORUZ

Günümüzde hâlâ protokol kazalarý yaþanýyor ve duyuyoruz medyadan. Hatýrlayýn Ankara Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih Gökçek’in Sarkozy’i uðurlama protokolü sýrasýnda sakýz çiðnemesi, Ýsrail ile alçak koltuk krizi vb.. gibi bir çok örnek var. Ýsrail krizinde alçak koltuk olay oldu ancak orada koltuk kadar en önemli þey olan bayrak yoktu. Resmi görüþmelerde çift bayrak yoksa eðer siz yüzde yüz haklý olarak görüþmeyi iptal edersiniz. Yurtdýþýna giden görevliler anlýk yapacaklarý davranýþlarla ülkeyi ya vezir ederler ya da rezil. Bu da tamamen protokol ve adap çerçevesindedir. Size Ýnönü döneminden de örnek vermek isterim. Lozan Antlaþmasý’nda Ýnönü apar topar Dýþiþleri Bakaný yapýlýr ve yurtdýþýna gönderilir. Ayný Ýsrail olayýndaki gibi bütün sandalyeler eþ düzeydedir sadece Türkiye’nin sandalyesi biraz daha alçaktadýr. Ýnönü, “Ne ben bu masaya otururum ne de bu anlaþmaya imza atarým” der. Bu nedenle yurtdýþýna giden liderler Ahmet, Mehmet deðiller Türkiye’yi temsilen üst kimlik olarak orada bulunuyorlar. Bizi temsil eden kiþilerin protokol kurallarýný iyi biliyor olmalarý gerekmektedir. Aksi takdirde ülkelerin imajý ciddi zedelenebiliyor.

-Günümüz Türkiye’sinde siyasetçiler, iþ adamlarý, akademisyenler, sanatçýlar ve halkýn adab-ý muaþeret kurallarýna ne kadar uyduklarýna ve içselleþtirdiklerine iliþkin genel deðerlendirmenizi alabilir miyiz?

- Türkiye’deki birçok iþ adamý ve siyasetçi ile kiþisel anlamda imaj çalýþmalarýmýz var. Dolayýsýyla ne yapmak istediklerini ve ne yapmak istemediklerini, nasýl görünmek istediklerini hepsini biliyoruz. Öðrenmek istiyorlar. Çünkü bu iþin öneminin farkýndalar.

Ýçselleþtirme konusuna gelince eðitimlerimizde þunu söylüyorum; iki ilke vardýr ki bunlardan asla ödün vermeyin. Samimiyet ve yerindelik ilkesini uygulamazsanýz ciddi anlamda sýkýntý yaþarsýnýz.

PROTOKOLDE YERÝNDELÝK ÝLKESÝ NEDÝR?

Ýngiltere’ye gittiðinizde kraliçe gibi davranabilmektir. Köye gittiðinizde de Ayþe teyzenin sofrasýna oturduðunuzda nerde benim portakallý pekin ördeðim, nerde benim býçaðým dememektir. Kurumlarý temsilen Ýngiltere’ye çok entelektüel bir eleman göndermek, köye de Anadolu’da büyüyen bir eleman göndermek doðru bir yaklaþým deðil. Ayný kimlikte, ayný ben ve siz Arzu Haným olarak iki tarafa da gidebilmeli. Nitelik baðlamýnda eðitim anlamýnda biz bunu yapabiliriz. Kahvehaneye girdiðinizde, “Ahmet Bey bana þurayý tarif edebilir misiniz?” dersen “Abla sen ne diyorsun?” derler. Ya da bir bankaya gittiðinizde banka görevlisine elini uzatýp “Abi þunu bir versene” demiþ olmanýz doðru deðil.

Vatandaþ olarak belediye veya tapu dairesine gittiðimde bir abla samimiyetini gösterirken bir bankaya gittiðimde karþýmdaki hanýmefendinin/beyefendinin yakasýndaki ismi bile okumak istiyorum. Ona ismiyle hitap etmek istiyorum. Ayný ben olarak niye bu ikisini yapmýþ oluyorum? Çünkü siz eðer kendi saygýnlýðýnýzý ortaya koyuyorsanýz kurumsal baðlamda elemanlarýnýzý yetiþtiriyorsanýz ki ben bunda iki tane dev medya kuruluþunun ve iki tane bankanýn, personelinin kýyafetinin rengine kadar karýþtýðýný örnek verebilirim. Siz saygý olarak vatandaþa bunu gösteriyorsanýz o zaman vatandaþ da saygý olarak geribildirimi hemen yapýyor size. Dolayýsýyla burada her kurum, herkes kendi kalitesini ortaya koyuyor.

-Toplum olarak adab-ý muaþeret kurallarýný biliriz ancak uygulamakta zorluklar yaþarýz.  Adab-ý muaþeret kurallarýný hayatýmýza geçirmek ve iyice benimsemek için neler yapmamýz gerekiyor?

- Adab-ý muaþeret kurallarýný bilmek konusunda bir sýkýntý yaþamýyoruz. Az çok kurallarýn birçoðunu biliyoruz. Küçük yerlerde eþraftandýr. Büyük yerlerde Ýstanbul hanýmefendisi veya beyefendisidir. O asaletin temsili olarak söyleriz bunu. Tohumlar evlerde atýlýyor, okullarda da yeþeriyor. Öðrenmede sýkýntýmýz yok. Öðrenmeden ziyade adab-ý muaþeret kurallarýný uygulama kýsmýnda sýkýntýlar yaþýyoruz. Bildiðimiz en güzel deðerleri bile sanki bilmezmiþ gibi üzerinden atlayýp geçiyoruz. Bu nedenle kendi nezaketsizliðimizi ortaya koyuyoruz.

Hiçbir pozisyon karþýmýzdakine sesimizi yükseltme hakkýný vermiyor

Toplum olarak ne yapmalýyýz? Kendimize yapýlmasýný istemediðimiz þeyi baþkalarýna da yapmamalýyýz. Toplum olarak sadece ve sadece bu gözle hayata bakmýþ olmak yeterli. Birisinin bize baðýrmasýný istemiyorsak biz de baþkasýna baðýrmayacaðýz. Hiçbir pozisyon karþýmýzdakine sesimizi yükseltme hakkýný vermiyor. Ýster genel müdür ol, ister amir ol, ister kadýn veya erkek hiç fark etmez.

Sosyal medyada nezaket kurallarýyla ilgili test yapýyoruz. Takipçilerime soruyorum sabahtan akþama kadar kaç kere nezaketin ilk üç kelimesi olan “Teþekkür Ederim”, “Lütfen” ve “Affedersiniz” kelimelerini kullanýyorsunuz? 20’nin üzerinde bu kelimeleri söyleyen var mý? Çok az. 10’un üzerinde birkaç kiþi oluyor. 5’in üzerinde ve 3’ün altýnda ise giderek artýyor. Hal böyle olunca ben de onlara maalesef nezaketsizsiniz diyorum. 

ÖZÜR DÝLEME KONUSUNDA ÖZÜRLÜYÜZ

Maalesef yüksek egolarýmýzdan dolayý toplum olarak özür dileme konusunda özürlüyüz. Birazcýk nezaket kelimeleri konusunda cimri olduðumuzu düþünüyorum. Güzellik, hoþgörü, iyilik, yardým, bunlarda da biraz cimriyiz. Tersinden baktýðýnýzda da olumsuzluklar, olumsuz eleþtiri, olumsuz söylem konularýnda da biraz bonkörüz. Biz sanki tersinden iþliyoruz gibi.

Times Dergisi’nin yapmýþ olduðu araþtýrmayý örnek vermek istiyorum. Mutluluðun formülünü Time Dergisi araþtýrmýþ...Gülse Birsel anlatmýþ.. Ayþe Arman kaleme almýþ...Eskiden mutluluk deyince güzellik, para, baþarý, sevgi, aþk, evlilik vs.. gibi þeylere bakýlýrdý. Þimdi ise bunlarýn hepsini paketleyip kaldýrmýþ durumdayýz. Artýk bunlarýn yerine iyilik, inanç, yardýmlaþma ve þükür etmek ve son kare geldi.

Tanýþmalara verdiðimiz önemi vedalaþmalara vermeyiz

Son kare çok önemlidir. Tanýþmalara verdiðimiz önemi vedalaþmalara vermeyiz. Kaçar gibi gideriz… Oysa asýl akýlda kalan ilk saniyelerdeki intiba ile son saniyelerdeki, karelerdeki vedalaþmalardýr. Baþý ve sonu kurtarýrsanýz orta zaten kendiliðinden gelir. Yatýrýmý ortaya yapýyoruz ama nereye vuruþ yapmamýz gerektiðini bence bilmiyoruz. Asýl sýkýntý bu…

Son bir örnek vermek istiyorum. Psikolog Doðan Cüceloðlu’na mutluluðun formülü sorulduðunda Doðan hoca, “Maslow’un ihtiyaçlar piramidinde önceden yerleþtirmeye çalýþýrdýk þimdi artýk býrakýn Maslow’un ihtiyaçlar piramidini ilk sýraya hayatta mutluluðu koyuyorum diyor. Çünkü hayatta mutlu deðilseniz saðlýðýnýz olmaz. Ruhsal saðlýk fiziksel saðlýðý çok etkileyen bir þey. Ruhsal olarak mutlu deðilsek fiziksel olarak da saðlýðýmýz elden gider” diyor. Dolayýsýyla mutluluðu bulmuþ olmak gerekiyor. Bu da inanca, imana ve þükre dayanýyor. 

-Öncelikle medyada, canlý yayýnlarda sonra trafikte ve en çok kullandýðýmýz telefonda adab-ý muaþeret kurallarýna birkaç örnek verebilir misiniz?

TRAFÝKTE BEDEN DÝLÝNÝ OLUMSUZ ANLAMDA ÇOK ETKÝN KULLANIYORUZ

- Yýllarca araç kullanan ve kent trafiðine çýkmýþ olan bizler dalgýnlýktan ve çeþitli nedenlerden dolayý hatalar yapabiliyoruz. Elinizin tersi ve düzünü göstermek çok farklý anlamlara geliyor. Elinizin tersi meydan okumak, düzü ise affedersiniz demektir. Biz meydan okumayý çok yapýyoruz. Trafikte baðýrmalar, çaðýrmalar çok fazla… Trafikte beden dilini olumsuz anlamda çok etkin kullanýyoruz. Trafikte birbirimizin hakkýna çok giriyoruz, nezaket kurallarýný çok ihlal ediyoruz. Sanki her birimiz canlý bomba gibiyiz. Hepimiz bir yere yetiþme telaþýndayýz.

Þimdi sürücü kurslarýnda nezaket kurallarý dersleri zorunlu oldu. Trafikte öncelikle herkes hakkýný bilecek. Kimse birbirinin hakkýnýn önüne geçmeye çalýþmayacak. Yerli yersiz her yerde korna çalýnýyor. Bu baþlý baþýna nezaket kurallarýna aykýrý… Araç kullanýcýlarýnýn yayalara göstermedikleri nezaketten bahsetmek istiyorum. Daha yaya yolun ortasýndayken SARIDA GEÇÝYORLAR. TRAFÝKTE YAYANIN ÜSTÜNLÜÐÜ VARDIR.

ÖRNEK AVRUPA TRAFÝÐÝ

Avrupa trafiðini örnek vermek istiyorum. Selamý sabahý atalarýmýzdan deðil de Avrupa’da unuttuðumuz deðerler gibi Avrupa’dan mý almaya baþlasak diye düþünmüyor deðilim. Londra’nýn trafiði bile nazik. Herkes birbirini bekliyor. Londra’da yaþayýp buraya geldiðinizde bakýyorsunuz ki kimse size yol vermiyor. Karþýdan karþýya geçerken sizi bekleyen bir araç yok. Çok içler acýsý… Yayanýn aracý beklediðine þahit oluyoruz.

TRAFÝKTE ÇOK KAVGALAR OLUYOR

Trafikte nezaket kurallarýna çok daha fazla uyulmasý gerekiyor. Çünkü hepimiz öfkeli ve sinirli oluyoruz. Bu nedenle de trafikte çok kavgalar oluyor.

Egonun en fazla yükseldiði yerlerden birisi de trafik. Biz gençlerimize özgüven eðitimleri verirken arabanýn direksiyonuna oturmalarýný isteriz. Bu çok ilginç gelecek belki size. Burada her þey sizin kumandanýzda ve yönetiminizdedir. Yöneten ve kaptan sizsiniz. Genç yaþta araba kullanmak isteyenler direksiyona oturduklarýnda omuzlarý yükselir, kendilerine güvenleri gelir. Haliyle oraya oturmuþ olmalarý özgüveni yükselten bir þey. Ýþte o özgüven patladýðý anda da yüksek ego sorunu ortaya çýkýyor.

Medya alanýnda da sorunlar yaþanýyor. Çok konuklu programlarý düþünün. Konuklarýn bile birbirine tahammülü yok. Bakýyorsunuz spiker onu mu bunu mu idare etsem diye arada kalmýþ. Birine birazcýk az söz verdiðinde diðer konuk hemen dik dik bakýyor veya hazýr söz bana gelmiþken diye sözle þikâyetini dile getiriyor. Aslýnda biraz nezaket göstermemiz lazým.

Yaþam þeklinizle mesleðinizin örtüþmüþ olmasý lazým

Bana diyorlar ki siz hiç mi öfkelenmez veya baðýrmazsýnýz. Hiç mi sokakta sakýz çiðneyip patlatmazsýnýz. Ardýndan da sizi sokakta sakýz patlatýrken düþünemiyoruz diye de ekliyorlar Dört-beþ yaþlarýndayken  (öðretmen bir baba ve Çerkez annenin kýzýyým ) rahmetlik babam bana sokakta sakýz çiðnemeyi yasakladýðýnda o dönemlerde anlamamýþtým bunun nedenini. Þimdilerde bunu adap, nezaket diye derslerde anlatýyorum. Yaþam þeklinizle mesleðinizin örtüþmüþ olmasý lazým. Nezaket anlatýrken nezaketsizlik yapamam. Yapmak istesem de yapamam.

TOPLUM OLARAK NEZAKET SÖZCÜKLERÝNÝ, NAZÝK DAVRANIÞLARI HER BÝRÝMÝZÝN SERGÝLEMÝÞ OLMASI GEREKÝYOR.

Canlý yayýnlarda ve oturumlarda kavgalar oluyor zaman zaman. Býrakýn tartýþmayý birbirlerine giriyorlar. Programý yönetenlere ciddi anlamda sýkýntý oluyor.

Bana “Nezaket mi zarafet mi?” dediklerinde “Zarafet içten gelen güzel duygularýn hal diliyle nezaket olarak hayata nakþedilmesidir” diyorum.

Spikerlik eðitimi döneminde hocalarýmýz bize ayna çalýþmalarý yaptýrýrlardý. Derlerdi ki kötü bir þey düþündüðünüzde yüzünüzün ve mimiklerinizin nasýl þekil aldýðýný görmek için aynaya bakýn. Ýyilik, güzellik, hoþgörü düþündüðünüzde aynaya bakýn. Bir kiþi baðýrmaya baþlýyorsa o anda kalbinden bir kötülük geçtiðini hissediyorsunuz. Dolayýsýyla bunu bir ayna olarak düþününce demek ki hep güzellik konuþmak gerekiyor ve hayata güzel bakmak gerekiyor. Güzel düþünün ve güzel bakýn.

-Günümüzün en popüler iletiþim alanlarýndan olan sosyal medyada da adab-ý muaþeret kurallarýna uyulmalý mýdýr? Bu alanda nelere dikkat edilmeli?

NEZAKETÝN DÝLÝYLE ÝLETÝÞÝMÝ ÝYÝ KULLANIN

-Kesinlikle uyulmalýdýr. Hiç ihmal edilmemelidir. Her meslekte, kitlede ve kiþide yani bireyden topluma doðru düþünün bu kurallara kesinlikle uyulmalýdýr. Çünkü ben nezaketin dilini iletiþimde elimizdeki altýn anahtar olarak görüyorum. Herkesin anahtarý farklýdýr. Her kapýnýn anahtarýnýn farklý olduðu gibi… Nezaketin diliyle iletiþimi iyi kullanýrsam altýn anahtar benim elimde olur. Þunu unutmayýn, “Ne atarsanýz geriye o gelir”. Yeter ki siz iyilik atýn iyilik gelsin. Ýyilik atarsanýz iyilik, kötülük atarsanýz da kötülük bulursunuz. Rahmetlik anneannem derdi “Taþ atana ekmek atacaksýn.” Ekmek atana herkes ekmek atar. Ancak taþ atana ekmek atabilmek çok zor bir iþ. Bu çok zor ancak yapabiliriz.

-Dijital çaðda X,Y ve Z kuþaklarý olarak adlandýrýlan genç kuþaklarýn algýlarý, beðenileri ve davranýþlarý çok farklý. Büyüklerimizden hep duyarýz “ Ah bu yeni nesil gençler çok saygýsýz ve görgüsüzler” diye. Gençler mi çok saygýsýz yoksa büyükler çok mu alýngan?

ÖYLE BÝR GENÇLÝK GELÝYOR KÝ…

- Bu soruyu çok ama çok sevdim Bana gençleri çok þikâyet ediyorlar. Ebeveynler diyorlar ki bizim kýz/oðlan þöyle böyle falan… Öyle bir gençlik geliyor ki bunlarýn elinde ýpad’ler, telefonlar, üzerlerinde eþofmanlar, bunlar ne misafir karþýlamayý ne büyüklere saygý göstermeyi, ne toplu taþýmada onlara yer vermeyi biliyorlar. Ben hiç ses çýkarmadan gençleri þikâyet edenleri saygýyla dinliyorum. Sonra onlarýn sözü bitince alýyorum sazý elime diyorum ki, “Aynaya bakýyor muyuz acaba? Aynaya bakýp bu çocuk bunu yapýyor ama biz zamanýnda bu çocuða bunu yapma, etme derken nasýl söylediðimizi deðil de nasýl yaþadýðýmýzý hiç düþündük mü?”

Çocuklar/gençler söylenene deðil yapýlmýþ olana bakarlar. Söz ve davranýþlarýn kesinlikle tutarlý olmasý lazým. Bu anlamda gençlere de diyorum ki inanýn sizi sizden daha iyi savunuyorum. Öyle bir yere teslim olmuþsunuz ki size kýyamýyorum. Çünkü ben köklerimize çok güveniyorum. Kökler çok saðlam.

BÝZDE KARNENÝN SADECE SOL TARAFI ÖNEMSENÝYOR

Aileler eðitim konusunda çok bilinçliler. Kendi öðretmiþ olduklarý adap konusunda ayný hassasiyeti gösterdiklerine inanmýyorum. Çocuklarýmýza mavi/pembe çok güzel odalar hazýrlýyoruz. Ancak kaç çocuk adab-ý muaþeret kitabýyla ders kitabýndan önce tanýþýyor? Farkýndalýk böyle oluþuyor iþte. Bizde çocuk karneyi getirdiðinde karnenin sadece sol tarafý önemseniyor.

Avrupa, iþe alýmlarda karnenin sað tarafýna bakýyor. Biz de ise iþe alýmlar karnenin sol tarafýyla yapýlýyor.

Yýllardýr zihinsel zekâyý (intelligence quotient- IQ) tartýþtýk. Ama þimdi IQ’yu. duygusal zekâyý (Emotional Quotient-EQ) hatta SQ yu konuþuyoruz. Dolayýsýyla duygusal zekâ, adap, edep, hal dili, ahlak yani insan olmak önemli. Kimliklerden deðil insan olmaktan bahsediyorum. Bu anlamda ailelere çok önemli görevler düþüyor.

-Kibarlýk, zarafet kiþiden baþlayýp topluma yayýlýyor. Çocuklarýmýzýn hayat boyu kullanacaðý ve onlarý kibar kýlacak en temel görgü kurallarýna örnek verebilir misiniz?

ZARAFET AKADEMÝSÝ

- Bizim zarafet akademimiz var. Genç kýzlarýmýza zarafet akademide nasýl bir lady olunur, nasýl prenses gibi davranýlýr, nasýl hal dili ile naif ve saygýlý olunur? Bir beyefendi bir prens nasýl yetiþtirilir? Bunlarýn eðitimini veriyoruz. Aileler soruyorlar; bizim yýllarca vermek isteyip de veremediðimizi siz toplam 40 saatlik eðitimde nasýl vermeyi baþarýyorsunuz? Çocuklar anneyi babayý eðitici olarak görmek istemiyorlar. Onlarý sadece anne- baba olarak görmek istiyorlar ve onlara karþý bir duvar örüyorlar.

Gençler ve çocuklar en sevdiðim gruptur. Çünkü dinç göstermez ve çabuk öðreniyorlar ve anýnda geri bildirim alýrsýnýz. Direnç yoktur. Ne veriyorsanýz görüntüde de görebiliyorsunuz. Eðitimden çýkar çýkmaz hemen teþekkür etmeye ve nazik kelimeleri söylemeye baþlýyorlar.

Anne, babaya ve büyüklere saygýyý, edebi ahlakla toplum içinde saygýn duruþ ve oturma, kalkma çok önemli. Siz ilk saniyelerde aslýnda karþý tarafa kendinizle ilgili ipuçlarý veriyorsunuz.

YÜZDE 68 ORANINDA ÝLK ÝZLENÝMÝ DEÐÝÞTÝREMÝYORSUNUZ

Amerika’da yapýlan bir araþtýrmaya göre yüzde 68 oranýnda ilk izlenimi deðiþtiremiyorsunuz. Bu inanýlmaz bir güç. Tanýþtýk þimdi sizinle. Ne var ilk saniyelerde? Gözden göze temas ettik. Gözlerden yüreðe inen mesaj, hal diliyle onun masumiyeti veya tersinden baktýðýmýzda ukalalýðý veya egoyu görebiliyorsunuz. Þu masada oturmuþ olma yerinizden bile görgü kurallarýný bilip bilmediðiniz ortaya çýkýyor. Ýçtiðiniz çaydan verdiðiniz sipariþlere kadar her þeyde nezaketi ölçümleyebilirsiniz. Çok kaba bir insanken çok kibar birisi gibi görünemezsiniz. Ya da nazik bir insanken kabalýk yapamazsýnýz. Yani oynayamazsýnýz.

-Erkeklere ve kadýnlara dayatýlan rol modeller var. Merdivenlerden çýkarken kadýnýn önde olmasý, sosyal alanda ilk eli kadýnýn uzatmasý, telefonu önce bayanýn kapatmasý, evlilik teklifini veya çýkma teklifini erkeðin yapmasý vb… gibi. Dünya deðiþiyorken ve nesiller arasýnda ciddi farklar varken bu kurallar çok önemli mi?

- “Görgü kurallarý güncellenir mi günümüze uyarlanýr mý?”diye soruyorlar. Görgü kurallarý toplumlarla doðar ve büyür ama kültürel anlamda deðiþiklik gösterebilir. Býrakýn ülkeden ülkeyi þehirden þehire bile gösterebilir. Örneðin önceden yürüyen merdiven yoktu. Dolayýsýyla yürüyen merdivenin nezaket, adabý diye de bir þey yoktu. Yurtdýþýna çýkmýþ olduðunuzda tepeden aþaðýya kadar uzun yürüyen merdivenlerde herkes tek sýra halinde dizilmiþ olarak bekliyor ve sol taraf hýzlý inmek isteyenlere ayrýlmýþsa diyorsunuz ki bunun adabý da bu.

TEKNOLOJÝ GELÝRKEN KENDÝ KÜLTÜRÜNÜ GETÝRÝYOR

Teknoloji gelirken kendi kültürünü getiriyorsa ve ülkenize uyuyorsa onu kullanýrsýnýz. Ama sizin kültürünüze uymuyorsa biraz deðiþiklik yapmak durumunda kalabilirsiniz. Ata kültürü deyimini kullanýyoruz þimdilerde. Ata kültürünüze uymuyorsa o zaman güncelleyebilirsiniz.

KADININ ERKEÐE EVLÝLÝK TEKLÝFÝ YAPTIÐI DÖNEMLER VAR

Evlilik teklifi hep erkeklerden beklenir. Ancak çok ama çok eskilere gittiðimizde kadýnýn erkeðe evlilik teklifi yaptýðý dönemler var.

Merdivenlerden çýkarken kadýnýn önde olmasýnda da nezaket var. Çünkü topuklu ayakkabýlarý giyiniyoruz düþersek beyefendiler bizi tutsunlar diye 

TELEFONU ÖNCE BAYAN KAPATIR

Telefonu normalde ilk açan kapatýr. Kural budur. Ama karþýnýzdaki bir hanýmefendi ise telefonu önce bayan kapatýr. Ast üst iliþkilerinde de üst olan önce kapatýr. Ben hep yöneticilere diyorum ki akýlý bir yöneticiyseniz ilk iþe aldýðýný gün iþe aldýðýnýz kiþiye telefondan ölçümleyebilirsiniz. Beklersiniz son sözcükten sonra pat diye kapatýyor mu kapatmýyor mu diye. Eleman hemen yüzünüze telefonu kapatýyorsa acil eðitime ihtiyacý var demektir.

Restoranlarda veya kafelerde yüzde 80 bayanlar yanlýþ yerde oturuyorlar. Daha kapýyý gören taraflarda oturuyorlar bayanlar. Çünkü yönetimin bizde olmasýný ve her þeye hâkim olmak isteriz. Kadýnlýk içgüdümüzden kaynaklý olarak. Ancak bu yanlýþ. Kadýnýn kalabalýða arkasý dönük, erkeðin ise yüzü dönük olmalý. Bu da güvenlik nedenlerinden dolayýdýr. Her hangi bir tehlike durumunda beyefendi, hanýmefendiyi koruyabilsin diye. Aslýnda çok ince ve nazik bir davranýþ.

SOSYAL ALANIN BÝR NUMARASI HER ZAMAN ÝÇÝN HANIMEFENDÝDÝR

Çok eski dönemlerde Hakan, Hatununu sað tarafýna almadan önemli anlaþmalara imza dahi atmazmýþ. Eðitimlerimizde sosyal alanda hanýmefendiyi sað tarafýnýza alacaksýnýz deriz. Çünkü sosyal alanýn bir numarasý her zaman için hanýmefendidir. Kamusal alanda da üst olan sað tarafýnýzda olur. Dolayýsýyla sað taraf her zaman kýymetlidir.

-Bildiðiniz üzere 14 Þubat Sevgililer Günü. Aþkýn beden dili var mý? Kadýnlarda ve erkeklerde aþkýn beden biline örnek verir misiniz?

- Aþkýn beden dili nezaketin beden dilidir. Karþýlýklý olarak nazik, ince düþünceli ve saygýlý olmak gerekiyor. Bir kadýn erkeðine ceketini tutmaktan ve bir erkek de eþine mantosunu tutmaktan rahatsýz olmamalý. Her iki tarafta birbirine ince davranmalý.

AÞKIN BEDEN DÝLÝ YÜREÐÝN BEDEN DÝLÝDÝR

Eþinin ayakkabýlarýnýn baðcýðýný ilikleyen bir anne, eþinin iþten eve gelmesini bekleyen veya eþi eve geciktiðinde merak eden bir kadýn… Bunlar bana göre aþkýn beden dilleri.

Çalýþan kadýn ayaklarý üzerinde durmalý, kimliði ile güçlü olmalý. Ama eþinin yanýnda nerede durmasý gerektiðini de bilmeli.

AÞKIN BEDEN DÝLÝ YÜREÐÝN, SEVGÝ VE SAYGININ BEDEN DÝLÝDÝR DE DÝYEBÝLÝRÝZ.

Cümlelerimi Yunus Emre’nin þu güzel dizeleri ile sonlandýrmak istiyorum.

“Ýlim meclisine girdim ilim eyledim kýldým talep, ilim taa gerilerde kaldý illa edep illa edep...” Yunus Emre

Zarafetle…

(UA-BA-S) GAZÝ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

 
  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 133771 Defa Okundu
2016-02-22

SON YAZILARI

TOBB Türkiye Yazýlým Meclisi Baþkaný Melek Bar Elmas: Minyatip söyleþisi Yazar Kýlýç’tan Nezih Kuleyin ile Söyleþi AÞKIN BEDEN DÝLÝ, NEZAKETÝN BEDEN DÝLÝDÝR Üç kere “AYN” deyin… “Neþeli Günüm” ile neþelenin! “Kurum kimliðiniz ile yaptýðýnýz paylaþýmlara özen gösterin!” Gazeteci Þeref Oðuz: Ar-Ge genellikle bizde Ür-Ge’ye dönüþüyor Yazar Kýlýç’tan Prof. Dr. Alkin ile Söyleþi Azeri sanatçý Cavit Tebrizli ile söyleþi

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır