KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber  kars haberleri kars ajans

TOPLUMSAL DEĞİŞME VE MİMARî

  Dr. İkram ÇINAR

          ikramcinar@gmail.com
         TOPLUMSAL DEĞİŞME VE MİMARî

 Toplumsal Değişme ve Mimarî

İnsanlar sosyal varlıklardır ve diğer insanlarla birlikte yaşamak zorundadırlar. Böyle olduğu için yerleşim yerleri kurarlar. Tarihte köylerde başlayan topluca yaşama giderek kentlileşerek sürer.

Köy hayatı ve köylülüğün varlığı giderek herkesin şehirlerde yaşayacağı biçimde evriliyor. Yakın bir gelecekte köylerde bugünkü biçimiyle kimsenin yaşamayacağı, insanların tamamen şehirlere taşınacağı ve köylerin tarım işletmelerine dönüşeceğini düşünebiliriz.

Türkiye’de de 1950 sonrasında şehirlere göç başlamış ve artan bir ivme ile devam etmektedir. Devletin uyguladığı sosyal politikalar da göçü teşvik etmektedir. Bu politika âdeta köylüyü köyde aç bırakarak şehre taşınmaya zorlamaktadır. Yöntemi yanlış bulsak da insanları kentlileşmeye yönlendirmek doğrudur.

Öte yandan, göçün birçok sosyal yönü vardır. Köydeki yaşayış biçimi şehre uymamaktadır. İnsanların köylerde kuşaklar boyunca öğrenip aktardığı kültür; gelenek ve değerler sistemi şehirde yaşanamamakta ve kentlileşme apayrı sosyopsikolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Köylülerin şehre taşınmasıyla köylüler bir anda şehirli olamamakta, kentlileşmek yerine ilk aşamada şehirleri köyleştirmektedirler. Bu süreç kaçınılmaz olarak yaşanmaktadır ve birkaç kuşak yaşanmaya devam edecektir.

Şehirde köylülükten şehirliliğe geçmeye çalışan kitlelere uygun çözümler de üretilebilmiş değildir. Bir kültürü akşamdan sabaha değiştirmek zor olduğu gibi, onun yerini alacak yeni kültürü üretmek de kolay değildir. Binlerce yılın oluşturduğu kültürel örüntülerin tamamını henüz üretilmemiş ama dışarıda gözlenenlerle değiştirmek yeni sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır.

Köylerde harman yerinde davul zurna eşliğinde yapılan ve günlerce süren düğünleri şehirde aynı şekilde yapmak mümkün değildir. Ara çözümler de tatmin edici olmuyor. Şehirde harman yeri hatta biraz geniş bir meydan bile bulamayınca genlerimizin en özel günlerini genellikle büyük binaların bodrumlarında bulabildiğimiz güya düğün salonlarına sıkıştırıp, ses düzeni bozuk ve havasız bu mekânlarda gazlı içecek ve kuru pasta eşliğinde bir iki saatlik bir törenle geçiştirmek zorunda kalıyoruz. Bir başka seçenek de yine aynı ortamda düğünümüzü kutsal dinî bir güne dönüştürerek, düğünün eğlence işlevini ortadan kaldırarak haremlik selamlık ortamda mevlit okutup gelinle damadın bu özel gününü kutsuyoruz. Davul zurna, halaylar ve aşıklık geleneği de bu koşullarda giderek zayıflıyor, geleneği güncelleyemiyoruz.

Köylerde yaşanan binlerce yıllık festivalleri de şehirde yapmak bazen mümkün değildir. Koç katımı şenlikleri şehirde yapılamaz, kaldı ki şehirde ne koç vardır ne de koyun. Yaylalardaki seyran şenlikleri de öyle. Köylerde Sümer’den beri yılbaşı olarak kutlanan nevruz bile şehre uyarlanamamıştır. Yakılan ateşin üstünden yapmacık atlayışlar yapma günü haline getirilerek işlevsizleştirilmiştir. Oysa bu belirli gün ve festivallerin bir işlevi vardı; insanlar toplanıyor, kaynaşıyor ve eğleniyorlardı. Şehirde bunları geleneğe uygun olarak yapmak çok zor ama böyle bir sosyal ihtiyaç var. Şehirlerde şehre uygun yeni sosyal eğlencelikler düzenlenmelidir. Bunu yapabilmek için şehir planı ve mimarisinin de buna imkân verecek şekilde tasarlanması gerekir.

Şehir planlarımız ve mimari, birkaç şehri ayrı tutarsak, insanın yaşayacağı ortam olmaktan çok uzaktır ve birçok sosyal ve bireysel sorunumuzun da kaynağı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Estetik fukaralığı, plansızlık, kullanışsızlık ve dayanıksızlık başta olmak üzere birçok problemi içinde barındırıyor.

Apartmanlarımız başımızı geçici olarak soktuğumuz bir baraka olarak yapılmış, bazı şehirlerimiz geçici konaklanan oba gibi görünüyor. Sanki yakın zamanda başka bir yere taşınacakmışız gibi. Kentlerde evlâdiyelik iş yapmayı unutmuş görünüyoruz. Üstelik çocuklarımızı düşünmesek bile yaptığımız evlerin sağlamlığını da her depremde görüyoruz.

Bu kadar geniş bir ülkede şehirlerimiz neden sıkışık? Şehirlerimizde geniş park ve meydanlar, cadde ve sokaklar neden yok? Müstakil ev yerine neden çok katlı toplu konutları tercih ediyoruz? Evimiz bile müstakil değilken insanımız kişi olarak nasıl özgür ve bağımsız olabileceğiz, demokrasiyi nasıl yaşayacağız? Geliştirmek yerine eskiden yeşil alan olarak bırakılmış yerleri bile alışveriş merkezi yaparak yağmalayarak insanca yaşayacağımızı mı sanıyoruz?

Mimarî, estetik bir kavrayışla kullanışlı, dayanıklı ve ulusal kültürün sürdürülebileceği mekânlar olarak tasarlama sanatı ve teknolojisidir. Şehirlerimiz hatta evlerimiz bu tanımla uyum içinde midir? Mimarlarımızı eleştirmek istemiyorum; istedik de mi yapmadılar!

İnsanoğlu topraktır, eli ayağı hep toprağa değdi. Topraktan beslendi. Tahılı, sebze ve meyveyi topraktan eliyle derledi. Milyonlarca yıl toprak duvarlı, toprak damlı evlerde yaşadı. Şimdi toprağa değmeden, asfalt, plastik yollarda yürüyor, beton binalarda barındırılıyoruz. Yüksek katlı apartmanlar insanların diri diri gömüldükleri mezarlar halindedir. Neden müstakil evler yapıp herkese birkaç metrekare bile olsa toprağa değme, sebze meyve ve çiçek yetiştirme gibi insanî ve sağlıklı yaşama hakkı insanların elinden alınır?

Şehirlerimizde çocuklarımızın temiz ve açık havada güneşlenerek oyun oynayacakları, koşturacakları yer yoktur. Gençlerimizin açık havada spor yapacakları, kemik ve kaslarını güçlendirecekleri, sevda oyunları oynayacakları açık ortamlar kalmamıştır. Ailelerin birlikte gidip piknik yapacakları nezih ortamlar ya kalmamış ya da çok yetersizdir.

Eğitim ve refah düzeyi belli bir seviyeye ulaşmamış toplumlara hakim olan görüş, insanların başlarını sokacakları bir mekan temini ve midelerini doldurmanın yeterli olacağıdır. Bu görüş insan kavramını anlamamaktır.

Gördüğüm bazı şehirlerde sıkışıklıktan nefes alamadığımız merkezin etrafında uydu kentler kurulduğunu görüyorum: İnsan doğasın aykırı, ağaçların kesilerek insanların içine kapatıldığı apartman ormanı gibi uçsuz bucaksız toplu konutlar yapılmış. Adeta, “git şehirde çalış, gel evinde uyu, git çalış, gel uyu ve öl” der gibi. Mimari, insanı insan olmaktan çıkaran bir program halinde insanlara her gün yeniden yükleniyor.

Bu ortamda insanın yaşam sevinci hissetmesi elinden alınmış; robotlaştırılmıştır. Bu uydu kentlerde ne sanat ve bilim merkezleri ne de konser ve spor salonları var. Hatta berber, terzi ve kahvehane bile yok. Her şey son derce basit, yapay, zevksiz ve insanlık dışı!

Bu uydu kentlere bakarak çok değil, on yıl sonra o mekânların yüz binlerce mutsuz ve hasta ruhlu insana ev sahipliği yapacağını, birçok toplumsal probleme yol açacağını şimdiden söylemek kehanet sayılmamalıdır.

Apartman hayatı geleneğimizdeki komşuluğu bitirmenin ötesinde, komşuyu başının belası olarak algılamaya yol açmaktadır. Düşünsenize, komşunuz yüzünden evinizde istediğiniz gibi davranamaz, onu rahatsız etmemek adına evinizde bile serbestçe hareket edemez, kendinizin ve çocuklarınızın özgürlüklerini kısma yoluna gitmişseniz, komşunuza karşı örtülü bir kızgınlık içindesiniz demektir. İşte ve sokakta takındığı maskesini evinde bile çıkarıp rahatlayamayan, sürekli biriktiren insanların nerede, kime ve nasıl patlayacağını kimse bilemez.

Merak ediyorum; kişisel, ailevi ve sosyal gerginliklerimizin ne kadarı plansız şehirlerimiz ve çirkin mimarimizden kaynaklanıyor?

  • Yahoo'da Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
  • Paylaş
Bu Yazı 259586 Defa Okundu
2013-09-26

SON YAZILARI

Toplumsal Değişme ve Mimarî 19 Mayıs En İyi Nerede Kutlanır? Sarıkamış törenlerine farklı bir bakış Ahıskalıların sürgün acıları sürüyor Öğretmenime saygı duyun! Öğretmeniniz der ki Eğitim ve terbiye Zafer Bayramı’nın Anlamı ve Ordumuz Yol bozuk bozuk Şehir Kalkınması ve Üniversite-3

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VİDEO HABERLER
Seyir halindeki aracın üzerine buz düştü, yolcula
Seyir halindeki aracın üzerine buz düştü, yolcular yaralandı
Anketler
ÇOK OKUNANLAR
Hocalı hiç unutulur mu?
Hocalı hiç unutulur mu?

Referandum Sonuçları, Kars Referandum Sonuçları, 2010 Referandum Sonuçları, Referandum Oy Sonuçları, Türkiye Referandum Sonuçları, izmir haber, canlı referandum sonuçları

RSS © 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansı | Kars Haberleri | Kars Haber kars haberleri kars ajans
KHA Tan Ofset San.Tic.'nin Kurulusudur. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır