KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

CLAVUZ VE ÖðRETMENLER

  Engin YAMEN

          enginyamen@hotmail.com
         CLAVUZ VE ÖðRETMENLER

 Cilavuz ve Öðretmenleri

Kafkas Haber Ajansý ( KHA ) Yazarý Engin Yamen’in, “Cilavuz ve Öðretmenleri” yazýsý:

Tarihi bakýmdan mülki olarak baðlý bulunduðu Kars la ayný akýbetlere maruz kalan Susuz; eski çaðlardan beri yerleþim merkezi olmuþtur. M.Ö. 14. Yüzyýlda Urartular ýn egemenliðinin altýna girmiþ, daha sonra Ýskitler, Parslar, Sasaniler ve Bizanslýlar bölgeye hakim olmuþlardýr. 1064 yýlýnda Selçuklu Sultaný Alparslan tarafýndan Kars ile birlikte Bizanslýlardan alýnarak Türk Yurdu na dahil edilmiþtir.

Kars 1200 yýllarýnda bölgede hakim olan Atabeylerden, 1239 da Moðollar ýn hakimiyetine girmiþtir. Moðollar tarafýndan zulme uðrayan ve tahrip edilen Kars müteakiben Karakoyunlu Türk Devleti nin eline geçmiþtir.

Susuz ve çevresinin kesin olarak Osmanlý Ýmparatorluðu hakimiyetine giriþi 1534 Kanuni Sultan Süleyman zamanýna rastlar. 1877 yýlýna kadar Osmanlý hakimiyetinde kalan Ýlçe 1877-1878 Osmanlý-Rus Savaþlarýndan sonra 40 yýl Ruslarýn egemenliðine girmiþ ve 1918 yýlýnda tekrar anavatan topraklarýna katýlmýþtýr.

Osmanlý Devleti’nin son günlerinde Erzurum-Kars Ermeni iþgalinde iken,Ulu Önder Atatürk tarafýndan görev verilen  Kazým Karabekir Paþa mahiyetindeki ordu, 29 Eylül 1920’de Sarýkamýþ ý 30 Eylül de Selim’i arkasýndan Ermeni Kuvvetleri ile 27 gün mücadele ettikten sonra 30 Ekim 1920 de Kars düþmanlardan temizlenerek,Kars Kalesi ne þanlý Türk Bayraðý çekilmiþtir.

Kazým Karabekir Paþa nýn güvence komutaný bulunan Binbaþý Deli Halit Bey Susuz istikametinden Ardahan a doðru görevlendirilmiþtir. Bu arada Susuz Bucaðý nýn ileri gelen sakinleri daðýnýk olan milis kuvvetlerini birleþtirmiþler ve baþýna da Gülizar oðlu Abdullah Bey getirilmiþtir. Ermenilerle yapýlan çetin mücadeleler sonucu Susuz 3 Kasým 1920’de kurtarýlarak ebedi Türk yurdu yapýlmýþtýr.

1877-1878 yýllarýnda Rus hakimiyetinde bulunan Susuz a Malakanlar yerleþmiþler ve adýný da geldikleri yerin ismini vererek bu 40 yýllýk dönemde Novo Dubovka diye adlandýrmýþlardýr.

Susuz, Rus iþgalinden önce ilçenin Doðu istikametindeki bugünkü Porsuklu, Aksu, Erdaðý, Yaylacýk ve Kalecik Köylerinin yol güzergahýnda bulunan ve ilçe mezarlýðýný geçtikten sonra “Harabeler” diye adlandýrýlan arazi mevkisinde kurulu iken içme suyu sýkýntýsý çekmesinden dolayý adýný Susuz olarak almýþ ve bu güne kadar da öylece kalmýþtýr. Rus iþgali sonrasý köy halký ülkenin daha batýsýnda kalan illere göç ederek köyü boþaltmýþlar ve yerlerine gelen Malakanlar yerleþim yerini bugünkü konumunun temelini oluþturan dere yataðýna yakýn yere yeni ve planlý bir köy inþa etmiþlerdir. Bugünkü Susuz halký öncelikle 1921 yýlýnda Ahýlkelek’ten daha sonra Güney Kafkasya’nýn deðiþik yerlerinden gelerek oraya yerleþmiþ Türklerden müteþekkildir.

Cilavuz bugüne kadar bilinenin aksine Susuz’un eski adý deðildir. Cilavuz ile Susuz iki farklý köydür. Susuz yukarýda sözü edilen yerde meskun iken Cilavuz buranýn batýsýnda Dere yataðýnýn iç kýsýmlarýnda avuç içi þeklinde bulunan bir yerde bulunmakta idi. Cilavuz halký da Susuz halký ile ayný akýbete maruz kalmýþ, Rus iþgali ile birlikte köyü terk etmiþtir. Muhtemelen Rus idaresi buraya yerleþme izni vermemiþ, þu an mevcut olan yapýlardan anladýðýmýz kadarýyla köye yakýn bir bölgeye askeri kýþla inþa etmiþtir.

“Cilavuz” adýnýn da nereden geldiði konusunda deðiþik görüþler mevcuttur. Yosun tutmaktan çillenmiþ bir havuzunun olmasý ve adýnýn Çil Havuz’dan Cilavuz’a dönüþtüðü ya da Çil Hafýz’ýn köyü anlamýna geldiði rivayet edilmekte ise de biz bu görüþlere katýlmýyoruz. Azerbaycan Türkçesi’nde vadi, çökeklik, çukur yer anlamýna gelen Çala-Cala kelimesi ile Oðuz kelimesinin birleþmesinden yani Cala-yý Oðuz birleþik kelimesinin zamanla Cilavuz’a dönüþmesinden kaynaklandýðýný ve anlamýnýn da Oðuz Çukuru, Oðuz Çökekliði, Oðuz Vadisi anlamýna geldiðini iddia ediyoruz. Zira Cilavuz’un yerleþim yerinin bu anlama uygun ve bölgede Cala ya da Çala adý ile anýlan baþka yerleþim birimlerinin olduðu da bilinen bir gerçektir.

Cilavuz ile özdeþleþmiþ Köy Enstitüsü ile ilgili düþüncelerimize geçmeden önce birkaç hususu belirtmekte fayda görüyoruz.

Ýnsanoðlunun var olduðu günden itibaren eðiten ve eðitilen þeklinde bir kavramýn olduðu tartýþýlmaz. Hatta bu sadece insanlarda deðil, bütün canlý varlýklarda bulunan bir özelliktir þüphesiz. Esas olan bunun zaman içerisinde belli kurallara ve sisteme baðlanmasý konusudur. Zaman geçip dünya ve ihtiyaçlar deðiþtikçe yeni þeyler öðrenme zarureti de þüphesiz olacaktýr. Sistemli öðrenmenin yollarý elbette ki, belli kurallarý olan yine sistemli yapýlar aracýlýðý ile mümkündür. Tam da burada belli kurallar çerçevesinde bir öðretenin olduðunu düþünürsek meslek olarak da “Öðretmenlik” kavramý ile karþý karþýya kalýyoruz.

Öðretmenlik mesleði insanlýk tarihi kadar eskidir. Çok eski tarihlerde bilgili ve ahlaklý kiþiler toplum tarafýndan öðretmen olarak görevlendiriliyordu. Buna karþýlýk ilk öðretmen okulunun açýldýðý yer olarak M.Ö. Beni Ýsrail Devleti olarak bilinmektedir. Demek ki, insanlarýn ihtiyaçlarýný karþýlayabilmek için lazým olan bilgiye ulaþmada belli bir sistem dahilinde çalýþma yapma zarureti her zaman olmuþtur. Bizde ise Osman ERGÝN’in Türk Maarif Tarihi adlý eserinde ilk öðretmen yetiþtiren kurumun Orhan Bey zamanýnda medrese yanýnda açýlan ve özel bir program uygulayan bir okuldan söz edilmektedir.

Modern anlamda öðretmen okullarýnýn kurulmasý 16 Mart 1848 yýlýnda Darülmuallimin adýyla Erkek Öðretmen Okulu olan okulun açýlmasý olarak kabul edilmektedir. Bu tarihten sonra da okul her bakýmdan sürekli geliþtirilmeye çalýþýlmýþ, bu temel üzerinden öðretmen yetiþtirme konusu üzerinde günün gereklerine uygun olarak çeþitli düzenleme ve deðiþiklikler yapýlarak günümüze kadar getirilmiþtir.

Cumhuriyet dönemiyle birlikte ülkemizde eðitim ve öðretimin bir bilim dalý olarak ortaya çýkmasýyla birlikte öðretmenlik meslek bilgisinin önemi daha da artmaya baþlamýþtýr. Bu anlamda 1924 tarihinde çýkarýlmýþ olan 430 sayýlý Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte öðretmenlik mesleði yeniden ele alýnmýþ, çaðdaþ ve ulusal boyutlu bir geliþme sürecine girmiþtir. 430 Sayýlý Kanun öðretmenlik mesleðine saygýnlýk ve etkinlik kazandýrmýþtýr.

Cumhuriyet’in ilanýndan sonra köylerin eðitim sorunlarýný çözmek için 1926 tarihinde 789 sayýlý Kanunla Köy Muallim Mektepleri kurulmuþ ancak amacýna uygun bir baþarý elde edemediði için 1933 yýlýnda kapatýlmýþtýr.

Buna karþýlýk1935 yýlýnda eðitimci Halil Fikret Kanad’ýn “Modern Türkiye’nin kökleri þehir merkezlerinde deðil, köylerdedir. Bu kökler köyden gelerek eðitilen yeni bir öðretmen ordusuyla güçlendirilmelidir.” sözleriyle öðretmen yetiþtirmede yeni bir okul þekli fikrinin doðmasýna yol açýlmýþtýr.

Bu amaçla dönemin Milli Eðitim Bakaný Hasan Ali Yücel ve Ýlköðretim Genel Müdürü Ý. Hakký Tonguç’un çok büyük emekleri ile 1940 yýlýnda 3803 Sayýlý Kanunla Köy Enstitüleri kurulmuþtur. Kurulan bu köy enstitülerinin arasýnda bulunan Cilavuz Köy Enstitüsü ülkenin en doðusundaki köy çocuklarýnýn öðretmen olarak yetiþmesinde ve yine köy çocuklarýnýn eðitilmesinde önemli bir görev üstlenmiþtir. Cilavuz’da köy enstitüsü kurulmadan 3 yýl önce burasý Türkiye’de kurulmuþ olan ilk 3 eðitmen okulundan biri olarak hizmet vermiþ ve öðretmen yetiþtiren bir okulun temeli böylece atýlmýþtýr. Dolayýsýyla Cilavuz, Cumhuriyet’in 10. yýlýnda kurulmak istenen Süttozu ve Konserve Fabrikasýna kavuþamamýþ olsa da Cumhuriyet dönemi Türk eðitim tarihinde adýndan daima söz ettiren çok önemli bir eðitim kurumuna ev sahipliði yapmýþtýr.

22 Nisan 1940 tarihli Resmi Gazete’de yayýnlanan Köy Enstitülerinin kurulmasýyla ilgili kanunun 1. maddesi oldukça ilginçtir: “1. Madde: Köy öðretmeni ve köye yarayan diðer meslek erbabýný yetiþtirmek üzere ziraat iþlerine elveriþli arazisi bulunan yerlerde Maarif Vekilliðince köy enstitüleri açýlýr”. Bu maddeye dikkat edersek buradaki amaç sadece köy çocuklarýnýn okumasýna ve öðretmen olmasýna imkan vermekle kalmamýþ ayný zamanda köy kalkýnmasýný hedef almýþtýr. Özellikle çok ilkel þartlarda tarým yapan köylülere daha modern üretim yapmalarý konusunda bir takým imkanlarýn getirilmesi hedeflenmiþtir. Bu açýdan deðerlendirdiðimizde Cilavuz Köy Enstitüsü’nün izleri yakýn tarihimize kadar ulaþmýþtýr. Okulun tarihi seyri içerisinde kendine ait ahýrý, dolayýsýyla hayvanlarý, baðý ve bahçesi, marangozhanesi, fýrýný, sinema salonu, hatta yaylasý dahi olmuþtur.

Hatta Cilavuz Köy Enstitüsü’nün kurucu müdürü Halit Aðanoðlu, Enstitünün amacýný “Türk köylüsünü Cumhuriyet rejiminin icaplarýna göre yetiþtirmek, onu düþünme, duyma, yaþama, istihsal (Üretme) kabiliyetlerini arttýrma bakýmlarýndan ileri ve üstün bir dereceye çýkarmak. Köylere kafasý iþlek, duyuþ ve düþünüþü olgun, üstün yaþama itiyatlarý kazanmýþ, köyün verim kabiliyetlerine göre istihsal yollarýný bulabilecek, karþýlaþtýðý zorluklarý yenmekten usanmayacak, davasýna heyecanla baðlý ve davayý tahakkuk etmeye azmetmiþ, Cumhuriyetçi elemanlar yetiþtirmek” þeklinde açýklamýþtýr. Gerçekten de Cilavuz Köy Enstitüsü eðitim yaptýðý dönem boyunca bölgeye uygun her türlü tarým iþlerini yapmýþ; buðday, patates, lahana, fasulye, nohut, soðan gibi tarým ürünlerinin yanýnda büyük ve küçükbaþ hayvan, kümes hayvanlarý ve hatta arý bile beslemiþ ve bunlardan elde ettiði ürünlerle okuyan öðrencilerin ihtiyaçlarýný karþýlamýþtýr. Bütün bunlarýn üretilmesi sýrasýnda günün teknolojisine uygun aletler kullanýlmaya özen gösterilmiþ, ayrýca yöre halkýnýn bu aletleri tanýyýp kullanmalarýnda öncülük etmiþtir. Bunlar arasýnda halen kullanýlan beygir týrmýðý, süt-krema makinesi, çayýr biçme aleti gibi araçlarý rahatlýkla sayabiliriz. Enstitü, sanat faaliyetlerine de büyük önem vermiþ, piyano ve keman çalan yetenekli insanlar yetiþtirmiþtir. Köy Enstitüsünde her öðrenci mandolin çalmayý bilmek zorundadýr. Enstitüde ihtiyaç duyulan neredeyse her þey yine enstitü bünyesinde üretilmektedir. Marangozluktan demir atölyesine kadar bir çok üretim yapma imkaný vardýr. Hatta Anadolu’da bir çok kasabada elektrik yokken Cilavuz kendi elektriðini üretecek santral kurmuþtur.

Cilavuz Köy Enstitüsü diðer enstitülerle birlikte 1954 yýlýna kadar sadece öðretmen deðil, ayný zamanda sanatçý, kültür adamý, köyde bir ziraat mühendisi gibi görev yapacak eleman, terzi, tamirci; kýsacasý çok yönlü donanýma sahip insan yetiþtirmeye devam etmiþ, enstitülerin kapatýlmasýyla birlikte eðitim hayatýna Kazým Karabekir Ýlk Öðretmen Okulu adý ile ilkokul öðretmeni yetiþtirerek görev üstlenmiþtir. Bu sýrada Enstitü iken 5 yýl olan eðitim süresi 7 yýl olarak belirlenmiþtir. 1976 yýlýnda öðretmen okullarýnýn kapatýlýp eðitim enstitülerinin açýlmasýyla okul 6 yýl eðitim veren Öðretmen Lisesine dönüþtürülmüþtür. Cilavuz’daki eðitim kurumundaki deðiþim bununla da bitmemiþ 1990 yýlýndan itibaren de Anadolu Öðretmen Lisesi olarak Kazým Karabekir Anadolu Öðretmen Lisesi adý ile faaliyetini sürdürmüþ ve sürdürmeye devam etmektedir.

Cilavuz ismi, bünyesinde barýndýrdýðý Cumhuriyet ile özdeþleþmiþ bu eðitim yuvasý sadece bulunduðu merkezde deðil, bütün o bölgede bir marka ve umut olmuþtur. Ülkeye sayýsýz öðretmen, mühendis, doktor, siyasetçi ve daha bir çok meslekten insan yetiþtirmiþ okul eski günlerinin çok gerisinde olsa da hala önemli bir eðitim kurumu olarak görev ifa etmektedir. Zaman zaman farklý ideolojik tartýþmalara konu olsa da en önemli özelliði þurada aramak gerektiði kanaati bizde hasýl olmuþtur: Cumhuriyet idaresi bu okullarý Türk Köylüsünü, kendi ülkesini yönetmekte söz sahibi olsun diye eðiten ve aydýnlatan bir kurum olarak hayata geçirmiþ ve bunda da baþarýlý olmuþtur. Günümüz Türkiye’sinde köyünden yetiþmiþ milyonlarca meslek erbabý devleti ve milleti için çaba harcamaktadýr. Ýþte bunlarýn yetiþmesinde temel olan en önemli eðitim kurumlarýndan birisi köy enstitüleridir. Þüphesiz Cilavuz da ülkenin en doðusunda bu görevini layýkýyla yerine getirmiþtir.

Kaynakça

– Gümüþoðlu, Firdevs. Bir Aydýnlanma Mekaný: Kars Cilavuz Köy Enstitüsü. Kars’a, (2), 2012, 90-93.ss.

– http://www.siyasalbirikim.com.tr/haber.php?haber_id=166.

– http://www.kha.com.tr/Yasam/guncel/17637-Cilavuz-nedir-adi-nereden-gelmektedir.html.

– Turan, Kemal. Kuruluþunun 156. Yýlý Münasebetiyle Öðretmen Okullarýnýn Tarihi Geliþimi, Türk Dünyasý Tarih Kültür Dergisi, (210), Haziran 2004, 17-20.ss.

(BA-BA-S) GAZÝ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 32804 Defa Okundu
2015-04-06

SON YAZILARI

Susuza Teklifler5 Ýki Belgede Cilavuz Ýki Belgede Cilavuz Kars’a Sesleniþ Susuz’a Teklifler4 Susuz’a Teklifler1 Susuz’a Teklifler-3 Susuz’a Teklifler 2 Susuz’dan Beypazarý çýkarmak… Susuz MYO

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır