KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

BATý AYDýNLANMASýNDA TüRK MGES

  Prof. Dr. Ali Osman ENGÝN

          aosmanengin@gmail.com
         BATý AYDýNLANMASýNDA TüRK MGES

Batý aydýnlanmasýnda Türk imgesi

Avrupa kültüründe yerleþik öðe haline gelen Türk ve Müslüman karþýtlýðý, Aydýnlanma döneminden sonra yoðunlaþmýþ ve dizgeleþmiþtir. Aydýnlanmacýlara göre, “uygarlýktan yoksun” Türkler, Avrupa kültürünün “baþ düþmanýdýr” ve Avrupa’nýn “en güzel” topraklarýný “kanlý yönetimleri” altýna almýþlardýr. Buralarýn kurtarýlmasý ve Türklerin “ait olduklarý yere sürülmesi” gerekir.

Bu yaklaþým, yalnýzca politikacýlar içinde deðil; sanatçýlar, yazarlar ve bilim adamlarý arasýnda da deliksiz bir yaygýnlýk içindedir. Türkiye’deki Batýcýlarýn övgü ve hayranlýkla söz ettikleri; Ronsard, Voltaire, Diderot, Kant, Hegel, Marks, Engels, Victor Hugo, Pascal, Thomes Moore, Delacroix, George Byron, Edgar Allan Poe gibi her kesim ve düþünceden insanlar, ayrýlýklarýný bir kenara býrakarak Türk karþýtlýðýnda birleþmiþlerdir.

Avrupa Kültürü

Avrupa aydýnlanmasýnda Türk karþýtlýðý, sürekli yürütülen yaymacayla (propagandayla) kaba bir politikaya dönüþtürülmüþ; yazarlar, þairler, bilim adamlarý, aydýnlar, diplomat ya da politikacýlar tarafýndan sürekli gündemde tutulmuþtur.

16.Yüzyýlda dönemin önde gelen isimleri; diplomat François Savary de Brêves (Fransa’nýn Ýstanbul elçisi) aydýnlanmacý yazarlarýn kitaplarýný basan yayýncý Henri Estienne, devlet adamý Baron Maximilien de Sully,Jacques Esprinchard, Jean-Aimes de Chavigny, yeni insancýlýðýn kurucusu yazar François Rabelais (1494-1553),Don Quijote’un yazarý Saavedra Cervantes (1547-1616), ünlü William Shakespeare (1564-1616), Türk karþýtlýðýnýn 16.yüzyýldaki önde gelen isimleriydi.

1 Avrupalý “Hümanistler”

Aeneas Sylvius, Pope Puis II ve Joannes Bessarion; Batýda, 16.yüzyýl aydýnlanmasýnýn oluþumunda önemli yerleri olan, insancý (hümanist) ve ilahiyatçý düþünürler olarak tanýtýlýr. Oysa bu “düþünürlerin” insancýllýðý, yalnýzca Avrupalýlarý ve Hýristiyanlarý kapsar. Baþka insanlarý, özellikle de Türkleri dýþarda tutar, tutmakla kalmaz kalýcý bir düþmanlýða dönüþtürür.

Bu üç “düþünür”, okullarda verdikleri serbest tartýþma (münazara) derslerinde, Türk karþýtlýðý ve Türklere karþý savaþ kýþkýrtýcýlýðýný, sürekli biçimde tartýþma konusu olarak vermiþ ve böylece ortaya yeni bir serbest tartýþma türü çýkarmýþlardý.

2 Fransýzlarýn büyük deðer verdiði, Pierre de Ronsard (1524-1585), 16.yüzyýl Fransa’sýnda La Brigade adlý þiir akýmýný baþlatan önemli bir þairdir. Þairin görevinin, “halklara ve krallara yol göstermek” olduðunu söyleyenRonsard bu “yolu”,benzerlerinde olduðu gibi, “yeni bir Yunan miti (düþ gücüne göre biçim deðiþtiren düþünce y.n.) yaratmaya çalýþarak sürekli Türk karþýtlýðý olarak göstermiþtir”.

3 Bir þiirinde þunlarý söyler: “Tüm bilimlerin ve felsefenin anasý, besleyicisi bu büyük þanlý uygarlýðýn(Yunanistan), böylesine barbar bir milletin (Türklerin y.n.) eline düþmesi ne kötü bir talihsizliktir!... Ah! Ne söyleyebilirim ki!... Ah! Olaylarýn sürekli deðiþimi!... Ah! Iþýk saçan, asil yüce varlýk þimdi karanlýklar içinde kör edilmiþ!...”

4 Alman “Din Adamý”; Martin Luther

Alman papaz Martin Luther (1483-1576), Türk karþýtlýðýný düþünce ve eyleminin temeline yerleþtirerek dizgeleþtiren Batýlýlarýn öncülerinden biridir. Ortaçað düþüncesine karþý çýkarak dinde reform hareketini baþlatan kiþi diye tanýtýlmýþtýr. Ancak Hýristiyanlýk dinini feodal egemenliðin bir aracý olmaktan çýkararak kentsoyluluðun egemenlik aracý haline getirmeye çalýþmýþtýr. Bu Alman ilahiyatçýsýnýn, Türklere yönelik yargýlarý þöyledir: “Türkler, Tanrý’nýn öfkeli kýrbacý, yakýp yýkan Þeytan’ýn uþaðýdýr. Onlarý yenmek için önce efendisi Þeytan’ý yenmek ve Türkleri tek baþýna býrakmak gerekir. Türk’ün tanrýsý olan Þeytan’ý yenmeden Türk’ü yenmek, kolay olmayacaktýr. Þeytan ise bir ruhtur; topla, tüfekle, at ve insanla yenilmez…. Bir Türk’ü öldüren vicdan azabý duymamalý, tersine Hýristiyanlýðýn düþmanýný yok ettiði için vicdaný rahatlamalýdýr... Eðer Samson gibi güçlü olsaydým, çaresini bulur her gün bir Türk öldürürdüm...”

5 Hümanizmin Sözcüsü “Voltaire” “Aydýnlanma felsefesinin ve yeni insancýlýðýn sözcüsü” olarak tanýtýlan François Voltaire (1694-1778), Avrupa’da yaygýn olan Türk karþýtlýðýnýn bilgisizliðe dayanan abartýlar içerdiðini ileri sürer ancak bunu yaparken karalamayý aþan daha “bilinçli” karþýtlýklar ortaya çýkarýr. “Fatih’in Ölümünden Sonra Yunanistan” adlý yazýsýnda; Türklerin “yaðmacý ve cahil” olduðunu, “güzel sanatlarý ve tarýmý bilmediklerini”, “kadýnlara kötü davrandýklarýný” söyleyerek, Avrupa’daki Türk karþýtlarýna þu öðüdü verir: “Türkler dünyanýn en güzel, en büyük topraklarýna hakimdirler. Küfür savurmak yerine o yerleri geri almaya çalýþmak daha yararlý olmaz mý?”

6 Volter’in Rus Çariçesi II.Katerina’ya 1773’de yazdýðý mektup, Türkiye’de de, “aydýnlanmanýn sözcüsü” olarak tanýtýlan bu yazarýn nasýl bir “aydýnlanmacý” olduðunu gösterir. Voltaire, o sýrada Osmanlý Ýmparatorluðu ile savaþmakta olan Çariçeye þunlarý yazar: “Umarým bundan sonra bombalarýnýz Türklerin kafalarýný patlatýr/ezer(crever: gebertmek, oymak, patlamak, ezmek y.n.). Umarým Prens Orlof yalnýzca buzun üstüne deðil, Ýstanbul’da Atmeydaný’na da zafer taklarý inþa eder ve böylece Yunanistan’da Milttade’lar, Pheidias’lar (antik çað yontucularý (heykeltýraþlarý) y.n.) yeniden var olur...”

7 “Ansiklopedist Diderot” Batý aydýnlanmasýnýn temel yapýtlarýndan biri sayýlan Ansiklopedi’yi (Encyclopédie)hazýrlayan Voltaire’in çaðcýlý Fransýz düþünür ve yazarý Denis Diderot(1713-1784), Türk karþýtlýðýnda benzerlerinin gerisinde kalmaz. Yalnýzca bilime, özgür düþünceye ve gerçeðe önem verdiðini söyler ancak konu Türkiye ve Türkler olduðunda, gerçek dýþý savlar ileri sürmekten çekinmez. “Türkler’in Gelenekleri, Hükümetleri, Kanunlarý ve Dinleri Üzerine Gözlemler” adlý yazýsýnda, Osmanlý Ýmparatorluðu için þunlarý söyler: “Oralarda yaþamaya gitmeyelim arkadaþým!... Ey kötülükler ülkesi!... Orada tüm yaratýklarý yiyip yutan, yýrtýcý bir hayvan var. Bu hayvan, Ýlerliyor ve yanýna yaklaþanlarý, yakýnýnda olanlarý parçalýyor. Orasý herþeyin yenilip yutulduðu bir ülkedir”.

8 Matematikçi Filozof; Kant Alman aydýnlanmasýnýn temelini atan matematikçi, filozof Immanuel Kant (1724-1804) “Antropoloji Üzerine Yazýlar”, “Tarih Felsefesi, Siyaset ve Eðitim Bilimi” adlý yapýtýnda Avrupalýlarla Türkleri, toplumsal gelenek ve ulusal kimlik açýsýndan kýyaslar ve bilim dýþý görüþler ileri sürer. Kant’a göre, Almanlar, “din ve dil birliðini öne çýkaran, çabuk örgütlenen, çalýþkan, temiz ve tutumlu”;Fransýzlar, “konuþkan, yabancýlara karþý nazik, sevimli, yaþam sevinci ve özgürlük istenci yüksek”; Ýngilizler,“becerikli, inatçý ve saygýnlýða düþkün”insanlardýr. Türkler ise; “doðal geliþim için gerekli olan niteliklerden yoksun, ulus karakteri edinebilme yeteneðine sahip olmayan ve bundan sonra da olamayacak olan, Araplar ve Ýranlýlar gibi çirkin” insanlardýr.

9 Johann Gottfriend Herder Alman kültüründe “iz býrakanlar” dan bir baþka düþünür Johann Gottfriend Herder(1774-1803) “en hoyrat despotizmin egemen olduðu yer” olarak tanýmladýðý Doðu toplumlarýyla yoðun olarak ilgilenir ve kendine özgü sonuçlar çýkarýr. Herder’e göre, “Doðu, hiçbir Batýlýnýn tümüyle anlayamýyacaðý kadar korkunç etkiler yaratan, sanatý, bilimi ve insanlýðý yakýp yýkan kavimlerden oluþur. Hunlar, Cengiz Han komutasýnda gelerek Avrupa’yý kýlýç ve ateþle yakmýþtýr. Hunlar, Peçenekler ve Türklerin öncülü olan Moðollar ise Asyalý vahþi kurtlar ve dünyanýn yýkýcýlarýdýr”.

10 Herder, “Ýnsanlýk Tarihinin Felsefesine Ýliþkin Görüþler” adlý yapýtýnda, Türkler için þu görüþleri ileri sürer:“Türkler, yaptýklarý saldýrýlarla Avrupalý devletleri denetim altýna aldýlar. Avrupa’nýn en güzel ülkelerini çölleþtirdiler. Bu cahiller, binlerce sanat yapýtýný yok ettiler. Ýçinde yaþayan Avrupalýlar için büyük bir zindan olan Türk Ýmparatorluðu, zamaný gelince çökecektir. Binlerce yýldan beri hala Asyalý barbarlar olan bu yabancýlarýn Avrupa’da ne iþi var”.

11 Diyalektik Düþüncenin Babasý; Hegel Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831) bilimsel geliþime temel oluþturan diyalektik düþünce yöntemini felsefi kuram haline getiren bir “öke (dâhi)” ve Avrupa aydýnlanmasýnda “en az Fransýz devrimi kadar etkili”

12 olan bir“bilge” olarak deðerlendirilir. Bu düþünür de ayný Kant ve Herder gibi, çeþitli yapýtlarýnda Doðu ve Türkler için karalama amaçlý yargýlarda bulunmuþtur. Hegel’e göre, “kaba saba olan Türkler, buluntu bir akla sahiptir. Kendi akýllarý olmadýðý için, baþkalarýnýn aklýna muhtaçtýr”.

13 Hegel “Tarih Felsefesi” adlý yapýtýnda, Avrupa sömürgeciliðini açýktan savunur ve yalnýzca Türklerin sahip olduðu topraklarýn deðil, dünyanýn tümünün “Avrupalýlarý ilgilendirdiðini”söyler; Türklerden “korkunç güç” olarak söz eder.

14 Karl Marks Karl Marks(1818-1883) ve Friedrich Engels’in (1820-1895), Batý aydýnlanmasý içinde ayrý bir yerleri vardýr. Bu düþünürler, inceleme ve araþtýrmalarýnda, kendilerinden önceki düþünürlerden ayrýmlý olarak, kentsoylu egemenliðine dayanan kurulu düzeni deðil, bu düzenin “yýkýlmasýný” savunmuþlardýr. Ýþçi sýnýfý üzerindeki sömürüye karþý çýkarken eþitlik, özgürlük ve demokrasi gibi tanýmlarý çaðdaþlarýndan deðiþik yorumlamýþlar ve kuramlarýný bu yorum üzerine oturtmuþlardýr. Ancak, aydýnlanma ve Batý uygarlýðý konusundaki bakýþ açýlarý, öteki aydýnlanmacýlardan ayrýmlý olamýyordu. Karl Marks, Türk kimliði konusunda dile getirdiði görüþleri, öteki aydýnlanmacýlardan ayrýmlý bir yaklaþým içinde deðildir. 1853 yýlýnda kaleme aldýðý Rus Sorunu adlý yazýsýnda; “Doðu barbarlýðýnýn temsilcisi” olan Türklerin, “Batý uygarlýðýyla”, kendilerine baþkent yaptýklarý Ýstanbul’da karþýlaþtýðýný, bu nedenle “Batý uygarlýðýyla Doðu barbarlýðýnýn Ýstanbul’da birbirine karýþtýðýný” ileri sürer. Ona göre, Bizans Ýmparatorluðu “Batý uygarlýðýný”,Türk Ýmparatorluðu ise “Doðu barbarlýðýný” temsil eder; Türkiye’nin Batý için taþýdýðý jeo-stratejik önemi çoktur; Türkiye üzerinde etkili olamayan dünya ticaretinde söz sahibi olamaz. Marks ayný yazýda þunlarý söyler: “Ýstanbul Doðu ile Batý arasýnda altýn bir köprüdür. Batý uygarlýðý ayný güneþ gibi, bu köprüden geçmeden, dünya çevresinde dönemez… Sultan, Ýstanbul’u yalnýzca devrim için emaneten elinde tutmaktadýr... Batýnýn Romasý’ný (kapitalizmi y.n.) yýkacak olan devrim, Doðunun Romasý’nýn da (Türk egemenliði y.n.) þeytani etkisinin üstesinden gelecektir”.

15 Friedrich Engels Friedrich Engels’in Türk kimliði ile ilgili görüþleri, Karl Marks’ýn görüþlerinin hemen aynýsýdýr ve kimi zaman daha da sertleþerek Herder’in yargýlarýyla örtüþür duruma gelmektedir. Avrupa’daki Türk varlýðý için“ayaktakýmýnýn egemenliði” tanýmýný kullanan Engels, “Bu varlýðýn er ya da geç son bulacaðýný ve Avrupa’nýn en güzel topraklarýnýn bu ayaktakýmýnýn egemenliðinden kurtulacaðýný” söyler. 1853 yýlýnda yazdýðý Türk Sorunu (Die Türkische Frage) adlý yazýsýnda, Türk ve Arnavutlarý, “uzun süreden beri her türlü ilerlemeye sert biçimde karþý koyan Yunan karþýtý barbarlar” olarak tanýmlar ve þunlarý söyler: “Avrupa Türkiyesi’nde Yunan ve Slav kentsoyluluðunun etki ve varsýllýðý sürekli artmakta, Türkler ise her geçen gün biraz daha gerilere itilmektedir. Eðer Türkler, devlet ve asker gücü tekelini ellerinde tutmasalar, kýsa sürede yok olup giderlerdi. Türklerin sahip olduklarý bu tekel ve uygarlýk önünde engel oluþturan güçleri, artýk güçsüzlüðe dönüþecektir. Gerçek þu ki, Türkler ortadan kaldýrýlmalýdýr...”

16 Politikacýlar, Sanatçýlar, Bilim Adamlarý Türk ve Türkiye karþýtlýðý, aydýnlanma düþünürlerinden ayrý olarak, ayný dönemlerde yaþayan politikacýlar ve her çeþitten sanatçýlar arasýnda da yaygýndýr. Þairler, yazarlar, ressam ve müzisyenler, ya da baþka sanat dallarýnda önemli ürünler veren sanatçýlar, yapýtlarýnda bu konuya yer verdiler. Türk karþýtlýðýnda karalayýcý ve suçlayýcý savlar o denli yaygýn ve ölçüsüz duruma geldi ki, Voltairegibi kimi Türk karþýtlarý bile, bu tutuma karþý çýkýp konunun gereðinden çok abartýldýðýný söylemek zorunda kaldý. Örneðin, akýþkanlar mekaniðinde kendi adýný taþýyan Pascal Yasasý’ný bulan ve teknik iþlerle uðraþan Fransýz fizikçi Blaise Pascal (1623-1662) bile, Türklerle ilgili hiçbir somut bilgisi olmamasýna karþýn; “Atalarýndan aldýðý gelenekleri uygulayan bu kadar çok, inançsýz kafir Türk’le karþýlaþmak ne kadar elem verici” diye yazýlar yazdý.

17 Yunanistan Hamiliði Karþýtlýk özellikle 19.yüzyýlda, her alanda ve her zaman, önce Yunan hayranlýðýyla baþlatýlýyor, oradan siyasi alana taþýnýyordu. Avrupa’da yerleþik bir politika haline getirilen bu yöntem, 1821 Yunan baðýmsýzlýðýnýn saðlanmasýnda, uygulamaya yönelik bir propaganda aracý olarak baþarýyla kullanýldý. Türk-Yunan çatýþmasýnda, uygulanan politika, bugün de sürdürülen ve geçmiþte “Haçlý Seferleri”nde kullanýlan anlayýþla ayný ideolojik temele sahipti. Türklerin elindeki topraklarý ele geçirmek için, “Doðudaki Müslüman Türk egemenliðine”karþý koymakla Yunanistan’ýn “kurtarýlmasý” ayný anlama getiriliyor ve bu propaganda, ayný eðitimi almýþ aydýnlar arasýnda çok etkili oluyordu. Victor Hugo, “En Grêce, ô mes amis! Venqeance! Liberte!” (Yunanistan’a arkadaþlar! Öcalma! Özgürlük)diye þiirler yazýyor, Ýngiliz þairler Thomas Moore, Laila Rookh benzer þeyler söylüyor, gezginci ozan Corsaize du Hiaour ve Chalde Haroldköy köy dolaþýp “tutsak” Yunanistan’a aðýtlar yakýyordu.

18 Fransýz Ressam Delacroix,“Mora’da Yunanlýlar’ý öldüren Türkler’in vahþi uygulamalarýný” iþleyen tablolar yapýyordu; Delacroix’nýn, YunanlýChio’nun öldürülmesi tablosu o dönemde çok ünlenmiþti. Oysa, Mora’da, hiçbir somut neden yokken Batý kýþkýrtmasýyla ayaklanan Yunanlýlar, sýradýþý bir vahþet uygulamýþlar ve binlerce Türkü katletmiþlerdi.

19 “Liberal Gençliðin Ýlahý” François René Chateaubriand François René Chateaubriand(1768-1848), Türk karþýtlýðýný yapýtlarýnda yaygýn olarak iþleyen yazarlardan biridir. 19.yüzyýldaki “Liberal gençliðin ilahý”, “Yeni Fransa’nýn düþünen sýnýfýnýn gücünü kavrayýp açýklayan ilk yazar” ve “Büyük üstat”kabul edilen Chateaubriand, “Türk despotluðunun gerçek boyutunu görmek” ve saptamalarýný anýlarýnda yazmak için, Yunanistan ve Kutsal topraklara (Kudüs) gitmiþtir.

20 “Düzyazý türünde yazýlmýþ çaðdaþ bir destan” olarak tanýtýlan ünlü Les Martyrs’i, bu “gezinin” sonucunda kaleme almýþ ve bu yapýt,Chateaubriand’ý hocasý olarak kabul eden Victor Hugo’yu derinden etkilenmiþtir. “Evrenselliðin Dahi Yazarý”; Victor Hugo 1876 yýlýnda Fransa’da kurulan Helen Dostlarý Derneði’nin kurucularýndan olan Victor Hugo(1802-1885), Yunanistan’a yaþamý boyunca hiç gitmedi ancak orada yaþadýðý izlenimi veren þiirler yazdý. Þiirlerinde iþlediði Türk karþýtlýðý, “hocasý”Chateubriand’ý da aþýyor ve daha sert yargýlar içeriyordu. Davranýþýný ölene dek sürdüren Hugo, Navarinadýný verdiði uzun þiirinde, Osmanlý donanmasýnýn 1827 yýlýnda Mora’nýn Navarin limanýnda Ýngiliz, Fransýz ve Rus donanmalarýnýn ortak giriþimiyle yok edilmesinden duyduðu mutluluðu dile getirir ve “Artýk Yunanistan kurtuldu, Byron mezarýnda Navarin’i alkýþladý” der. Türk Marþý adlý þiirinde, Türklerin askeri gücünün acýmasýzlýðýndan söz ederek Türkleri “korkunç” ve “vahþi” insanlar olarak gösterir; “Çocuk”adlý þiirine “Türkler oradan geçtiler” dizesiyle baþlar ve “Türkler oradan geçtiler/Herþey yýkýlmýþ ve yas içinde” dizesiyle bitirir.

21 Hugo’nun Barýþçýlýðý Victor Hugo, yalnýzca 19.yüzyýlda ve yalnýzca Avrupa’da deðil, günümüzde de ve ilginçtir ki Türkiye’de de;“Barýþýn, özgürlüðün ve kardeþliðin yýlmaz savaþçýsý” ve “ezilen halklarýn dostu”, “evrenselliðin dahi yazarý” olarak tanýtýlmaktadýr. Yakýþtýrýlan bu nitelikler, konu Türklere karþý ayaklanan Yunanlýlar, Sýrplar ya da diðer Avrupalýlar olduðunda geçerlidir. Hugo, Türklere ve diðer dünya halklarýna karþý Avrupalýlarýn, Avrupalýlara karþý da Fransýzlarýn haklarýný savunmaktan asla ödün vermemiþtir. Avrupa’yla sýnýrlý olan “evrenselliði”, Fransa’nýn çýkarlarý gündeme geldiðinde hemen koyu bir milliyetçiliðe dönüþür. 1871 yýlýnda ortaya çýkan Fransýz-Alman savaþýnda çatýþmanýn, düþünü kurduðu ve sürekli savunduðu Avrupa Birleþik Devletleri ülküsü adýna durdurulmasýný ister. Ancak, Almanlar Paris kapýlarýna dayandýðýnda “barýþsever”Hugo, herþeyi göze alan, su katýlmamýþ ve savaþkan bir baðnaz durumuna gelir ve þu çaðrýyý yayýnlar: “Fransýzlar bütün halklara ve bütün insanlýða karþý Paris’i korumakla yükümlüdür; bu görev Paris için deðil dünya içindir. Bütün komünler ayaklansýn; bütün köyler ateþe verilsin; bütün ormanlar yangýn var, yangýn var çýðlýklarýyla çýnlasýn; her evden bir asker çýksýn; varoþlar; alay ve kentler ordu haline gelsin. Gece gündüz demeyip savaþalým, daðlarda ve ovalarda savaþalým. Ayaða kalkýnýz, kalkýnýz ayaða. Ateþkes yok, dinlenme yok, uyku yok...”

22 Victor Hugo’nun yaþadýðý dönem, Fransýz sömürgeciliðinin dünyaya yayýlýp yerleþtiði bir dönemdir. 1827’den baþlayarak 1870 yýlýna dek, Fransa Cezayir’e yerleþmesini tamamlamýþtýr. 1881’de Tunus ele geçirilmiþ, 1883’te Fransýz birlikleri Hindi-Çini’de Annam’ý (Orta Vietnam) ele geçirmiþ ve Tankin’i (Kuzey Vietnam) elde etmek için Çin’le savaþa tutuþmuþtur.

Hugo, bu geliþmelerle “ilgilenmez”ve yapýtlarýnda bu konulara eðilmez. Ancak 1876 yýlýnda Osmanlý yönetimine karþý baþlayan Sýrp ayaklanmasýnda, büyük bir istek ve coþkuyla Sýrplarýn yanýnda yer alýr; “Türklerin uyguladýðý baský ve þiddete” karþý çýkar ve tam bir “özgürlük savaþçýsý” olur. 1876 Aðustos’unda þunlarý yazar: “Bu kahraman küçük ulusun (Sýrplarýn y.n.) çýrpýnýþý ne zaman sona erecek? Sýrbistan’da olanlar (Türk zulmü y.n.), Avrupa Birleþik Devletlerinin gerekliliðini gösteriyor. Katil Ýmparatorluktan (Osmanlý Ýmparatorluðu y.n.) yakamýzý sýyýralým. Baðnazlýðý ve despotizmi susturalým! Elde kýlýç dolaþan boþ inançlarýn ve dogmalarýn silahlarýný kýralým(Türklerin y.n.).Savaþlar, kýyýmlar, boðazlaþmalar olmasýn; özgür düþünce, serbest ticaret, kardeþlik olsun; barýþ bu kadar zor mu?”

23 Ýngiliz Þair; George Gordon Byron Victor Hugo’nun “mezarýndan Navarin’i alkýþladýðýný” söylediði ve Batýda “açýklýk, neþe, hoþgörü ve özgürlüðün ozaný” olarak tanýmlanan.

24 Ýngiliz þair George Gordon Byron (1788-1824), Türk karþýtlýðýný neredeyse bir yaþam biçimi durumuna getirmiþti. Karþýtlýðýný yalnýzca yapýtlarýna deðil, sahip olduðu büyük serveti kullanarak eylemlerine de yansýtýyordu. Türk düþmanlýðýnda o denli kararlý ve hýrslýydý ki, dengesiz yaþamýný bu uðurda harcamýþtý. Türklere karþý savaþan Rum çeteleri arasýndaki ayrýlýklarý gidermek ve onlarý tek bir çatý altýnda toplamak için Yunanistan’a gelmiþ ve 1824 yýlýnda burada ölmüþtü. Byron’dan ayrý olarak Amerikalý yazar Edgar Allan Poe’da (1809-1849) ayný duygularla, Türk-Yunan savaþýna gönüllü olarak katýlmýþ, ancak o ölmeden ülkesine dönmüþtü. DÝPNOTLAR 1 “Crusading Commonplaces : La Nove Lucinge and Rhetoric Against the Turks” Michael J.Heath, Genevre, Droz, sf. 9 2 a.g.e. sf.10-11 3 a.g.e. sf.31 4 a.g.e. sf.31 5 “Alman Kültüründe Türk Ýmgesi” Prof. Onur Bilge Kula, Gündoðan Yay., 992 ak, Deniz SomCumhuriyet 15.12.2002 6 “Türkler Müslümanlar ve Ötekiler” Voltaire, derleyen Osman Yenseni, Ýþ.Bank Yay., 2.Baský, sf.87-93 7 “Lettres Choisies de Voltaire” Librainie Garnier Freres–Paris-VII., sf.150 8 “Sur les observations sur la religion, les lois, le gouvernemet et les moeurs des Turcs” M.Porter; ak. http: www. teteturc. com /prejuges /prejuges.htm 9 “Batý Düþünde Türk ve Ýslam Ýmgesi” Prof.O.B.Kula, Büke Yay., sf.37-42 10 a.g.e. sf.63-76 11 a.g.e. sf.76 ve 77 12 “Felsefenin Temel Ýlkesi” G.Politzer, Sol Yay., 3.Bas., 1971, sf.39 13 “Batý Düþününde Türk ve Ýslam Ýmgesi” Prof.O.B.Kula, Büke Yay., sf.13 14 a.g.e. sf.95, 107 ve 116 15 a.g.e. sf.117 16 a.g.e. sf.145 ve 149 17 “Türkler” Stephane Yerasimos, Doruk Yay.-2002, sf.32 18 “Doðulular için Önsöz” Victor Hugo, Le Livre de Poche Yay., sf.6 19 h ttp : // www. tetedeturc . com /prejudes /prejudes.htm 20 “Büyük Larousse” Geliþim Yay., 4.Cilt, sf.2332 21 “Çaðdaþýmýz Victor Hugo” Server Tanilli, Adam Yay., 2002, sf.76 22 a.g.e. sf. 210 ve 211 23 a.g.e. sf. 232, 233 24 “Büyük Larousse” Geliþim Yay., 4.Cilt, sf.2103”

Yukarýda dikkatlerinize sunulan ve bir “ÖZEL-BÜRO” araþtýrma çalýþmasý olan durum tespiti yazýsýndan da anlaþýlacaðý üzere, yaþadýðýmýz somut durumlar çerçevesinde topyekun bir saldýrýyla karþý karþýyayýz. Bu hain ve kalleþ saldýrýlarýn olay boyutuyla yöntem ve teknikleri deðiþmiþ olsa da, hep tekrarlayan olgu boyutuyla hiç deðiþmemiþtir ve hedef ayný hedeftir. Hedef Türk Milleti ve bu aziz milletten oluþan Türk Devletiyle beraber vatan edinilmiþ olan bu coðrafyadýr. Dün Çanakkale ve Sarýkamýþ ne idi ise, bu gün ülkemizin Güneydoðusunda, Irak topraklarýnda ve Suriye’nin kuzeyinde adeta destan yazýlarak verilen mücadele de aynýdýr.

O zamanlar yedi düvele karþý verilen mücadele, bu gün de ayný þekilde çok daha imkân ve fýrsatlarýný geliþtirmiþ olan ayný zümrelere karþý verilmektedir. Nasýl ki Akif; “Bedrin aslanlarý ancak bu kadar þanlý idi” dediði Çanakkale savaþýnda da bedir’ de olduðu gibi Hilâl Haça çiðnetilmemiþse, Türk-Ýslâm alemi için bir varlýk ve yokluk mücadelesi verilmiþse, bugün devlet ve millet olarak verdiðimiz mücadelenin de durumu aynýdýr. Bu günkü mücadelenin de temelinde Hilâl ve Haç mücadelesi vardýr. Yukarýdaki araþtýrma yazýsýnda, batý entelektüel camiasýnýn ve o camianýn tezgâhýnda yetiþerek ortaya çýkan batý medeniyetinin Türk’e ve onun þahsýnda Ýslâm alemine bakýþý ortadadýr. Onlara göre Türk demek Müslüman demektir. Onlara göre Müslüman olmayan Türkler sorun deðildir. Rahmetli Aliya Ýzzet BEGOVÝÇ’ in dediði gibi; “Batý medeniyeti baþka medeniyetlere tahammülü olmayan ve yok edici bir medeniyettir. Ama Ýslâm medeniyeti ise tam aksine yaþatýcý ve koruyucu bir medeniyettir. Avrupa medeniyetinin temeli sömürgecilik anlayýþýna baðlýdýr. Ýçerisinde bulunduðumuz dönem çok kritik bir dönemdir ve mutlaka birlik ve beraberlik içerisinde sorunlarýn üstesinden gelebiliriz. Düþmanlarýmýz elbette ki küçümsenmeyecek kadar güçlüdür. Teknolojik imkân ve fýrsatlarý göz ardý edilemez. Ancak þurasý unutulmamalýdýr ki, Devletimizin de onlarla her alanda mücadele edebilecek imkân ve kabiliyeti vardýr. Her þeyden önce inancý ve imaný vardýr. Suriye’de Türkmen Daðýnda tek diþi kalmýþ canavarlarla kahramanca savaþan babayiðitlerimizin anlattýklarýna göre; karþýlarýnda mücadele ettikleri Suriyeli ve diðer ülkelerden toplanan askerlerin ceplerinde uyuþturucularla savaþa gelebildiklerini ve hemen hemen hepsinin adeta sarhoþ olduklarýný belgeleriyle ortaya koyuyorlar.

Uyanýkken savaþma iradelerinin kesinlikle olmadýðýný ve bir arkadaþlarýnýn onlarla savaþýrken sadece “ALLHUEKBER” diyerek hücuma geçmesiyle karþý tarafta olan askerlerin silahlarýný ve tanklarýný býrakarak kaçtýklarýný belirtiyorlar. Onlarýn arkasýnda hangi küresel güç olursa olsun, hiçbir anlamý yoktur. Rus askerlerinin de durumu bundan farklý deðildir ve hatta daha da kötüdür. Rusya bunun farkýndadýr ve onun için Türk askerinin Suriye ve Irak topraklarýnda olmasýndan ödü kopmaktadýr. 100 silahlý Türk Askerinin Suriye’ye geçtiðini avazlarý çýktýðý kadar baðýrmalarý iþte bu korkunun ifadesidir. Orada kahraman Türk evlatlarý tarafýndan dillendirilen “ALLAHUEKBER”nidasý, Sarýkamýþ, “ALLHUEKBER”daðýný da titretmekte ve karda ve buzda bedenlerini donduran þehitlerimizi de uyandýrmaktadýr. Çanakkale’ de ülkemize hanýmlarýnýn ve eþlerinin taký ve ziynet eþyalarýný gönderen Pakistanlý kardeþlerimizin artýk nükleer silahlarý vardýr ve þimdiden biz hazýrýz mesajlarý gelmektedir. Kesinlikle korkuya mahal yoktur. Ölülerden korkulmaz. Onlar imanlarýný ve ruhlarýný kaybetmiþ, yaþayan ölülerdir. Cansularý da ceplerine doldurduklarý uyuþturuculardýr. Rusya’ nýn korkusu baþkadýr. Daha önce girdiði krizden çýkmak için kadýn ve kýzlarýný gönderiyorlardý. Eðer durum böyle giderse, herhalde artýk gelecek hanýmefendiler beyleriyle gelmek zorunda kalacaklar. Ne yapalým, kendileri limonun kilosunu 20 Euro’ ya almak istediler!.. Batý toplumlarýnýn Türk-Ýslâm anlayýþýna ve milletine bakýþýndan rahatsýz olmuyoruz, çünkü bunun öyle olduðunu biliyoruz ve ona göre de alýnmasý gereken tedbirleri misliyle alýyoruz. Ancak daha vahim olaný ise; içimizdeki kripto hainlerdir. Onalar yeri geldiðinde hep birden Ermeni olabiliyorlar. Sýkýþtýklarýnda en azýlý düþmanlarýmýza biat edebiliyorlar. Onlardan medet umacak kadar alçalabiliyorlar. Hayatlarýnda hiçbir þey onlarý büyük "Türk-Ýslâm Milleti” kavramý kadar rahatsýz etmiyor. Bu kavramý aðýzlarýna alamýyorlar. Çünkü bu kavramýn heybet ve asaletini akýllarý alamadýðý gibi, aðýzlarýna da sýðdýramýyorlar. Tabi ki bu durum da o kavramýn sembolize ettiði milletin asaletinden kaynaklanýyor. Aziz dostlar; ihanetin bedeli aðýrdýr. Her kim kendi milletine ve yedirip içiren devletine ihanet ederse, yaptýklarýnýn bedelini öder. Bu bedel çok ama çok aðýr olur. Batý medeniyeti gibi yýkýcý ve yok edici olur. Bundan kaçýþ olmamýþtýr ve olmayacaktýr. Bu büyük millet sevenleriyle beraber henüz son sözünü söylememiþtir. Ama mutlaka yeri ve zamaný geldiðinde söyleyecektir. Batý medeniyetinden medet umanlarýn çok doðal ve eþyanýn tabiatýna uygun olarak kendilerini batý entelektüel zümrelerinin tanýmladýklarý, “Türk-Ýslâm” toplumundan/milletinden ayrý tuttuklarý söylenebilir ve kanýmca da öyledir. Biriken öfke ve bu öfkenin uygun zemin bulduðunda patlamasý da bu yüzdendir. Herke eðer kaldýysa, aklýný baþýna almak zorundadýr. Köprülerin altýndan çok sular geçmiþtir.
 

  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 6682 Defa Okundu
2016-02-15

SON YAZILARI

Amerika’nýn yeni dünya düzeni ve PDY/PKK’ya biçilen yeni rol!.. Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fýrsat Bu Fýrsat diyenler! Ýhanet ateþinde aklýný ýsýtanlar kendi bedenlerinin yanýþýný seyredecekler!.. Ýhanet Çeteleri ve Terör Yapýlarýyla Beraber Kayýran ve Koruyanlara da Amasýz, Fakatsýz Dokunulmalýdýr!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yýl Geçti Devleti Baþsýz Býrakmaya Niyet Edenler… Ýnfaz timlerinin varlýðýna iþaret etmiþtim, eyvah haklýymýþým!.. Neye Evet Neye Hayýr!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayýr yer deðiþtirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eðitim Sen Genel Baþkanýnýn Sözleri

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır