KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

BATý HýRSTYAN KULüBüNüN ÇATýþTýRAN VE YOK EDC MEDENYET ANLAYýþýNA KARþý ÝSLâM ANLAYýþýNýN YAþATýCý, BRLEþTRC VE KORUYUCU MEDENYET ANLAYýþý

  Prof. Dr. Ali Osman ENGÝN

          aosmanengin@gmail.com
         BATý HýRSTYAN KULüBüNüN ÇATýþTýRAN VE YOK EDC MEDENYET ANLAYýþýNA KARþý ÝSLâM ANLAYýþýNýN YAþATýCý, BRLEþTRC VE KORUYUCU MEDENYET ANLAYýþý

 Batý Hýristiyan Kulübünün Çatýþtýran ve Yok Edici Medeniyet Anlayýþýna Karþý Ýslâm Anlayýþýnýn Yaþatýcý, Birleþtirici ve Koruyucu Medeniyet Anlayýþý

Ýnsanlýk tarihi tarihsel bir bakýþ ile geriye doðru incelendiði zaman, inþa edilen medeniyetlerin ve kurulan dünya düzenlerinin o medeniyeti inþa eden güç odaklarýnýn sahip olduklarý deðerler sistemi ve o deðerler sistemine baðlý olarak geliþtirdikleri ideolojiler üzerine oturduðu anlaþýlmaktadýr. Buna baðlý olarak geliþtirilen dünya düzeni de bu farklý ideolojiler üzerine oturtulmuþtur. Farklý ideolojiler arasýndaki farklýlýklar derinleþtikçe, inþa edilmeye çalýþýlan dünya düzeni de temelinden çatýrdamaya baþlamýþtýr. Son dönemlerde popüler olan Huntington’un medeniyetler çatýþmasý tezi de bir yerde bu duruma vurgu yapýyor. Huntington’ un medeniyetler çatýþmasý tezinin, mevcut çatýþmalarýn bir analizimi olduðu, yoksa yapýlandýrýlmak istenilen toplumsal çatýþmalarý o istikamete yönlendirmek mi olduðu da farklý bir tartýþma konusu olabilir. Çünkü bu manada örnekler yavaþ yavaþ ortaya çýkmaya baþlamýþtýr. Özellikle Suriye’ de yaþanan toplumsal kaos tüm boyutlarýyla incelendiði zaman, belki edimsel etkilerle ortaya çýkan ve hatta açýkça çeþitli menfaatlere dayalý geliþen vahim olaylarýn arka plânýnda bir medeniyetler çatýþmasý anlamýna gelebilecek mezhep ve din savaþlarý formatýndan ziyade, farklý gerekçelerin olduðu anlaþýlýyor.

Ancak süreç devam ederken, sebepler dünyasýnýn özellikle bir din, mezhep ve genelde medeniyetler savaþý formatýna dönüþtürülme çabalarý gözden kaçmýyor. Kýsacasý o bölgelerde bir Þii-Sünni veya Hýristiyan-Müslüman çatýþmasýndan ziyade gelecekle ilgili çýkar mücadeleleri ön plândadýr. O bölgede Ýran’ýn derdi mezhepçilikten öte, Pers Ýmparatorluðunu canlandýrmaktýr. Rusya ve Ýran’ýn birlikteliðinin de arkasýnda yatan gerekçe budur. Bu tür suni birliktelikler çok kolay bir þekilde çatýþmaya dönüþebilir. Ýlerde bir Ýran-Rus ihtilafýnýn yaþanma ihtimali oldukça yüksektir ve böyle bir ihtilafta en fazla zarar görecek taraf ta muhtemelen Ýran olacaktýr. Çünkü ileriye dönük çýkar hesaplarýný ortaklaþtýrdýðý alan ve aktörler doðru seçilmemiþtir. Geleceðe dönük olarak ortaya konulan plân ve projelerin arka plânýnda mutlaka bir tarih þuuru ve bilincinin olmasý gerekir. Ýþte bu tür saðlýklý analizler yapýlabilir ve kimin kiminle olmasý gerektiði ayrýntýlarýyla ortaya çýkar. Bu objektifliðin yakalanamamasýnýn nedenleri, bir dönem bizde olduðu gibi, klasik tarihin daha çok Batýlý kaynaklara veya önceden yönlendirilmiþ yorumlara istinaden yazýlmasýnýn büyük rolü olabilir.  Geçmiþin gerçek tarih baðlarý nerelere ulaþýyorsa, o istikametleri kuþatan tarihsel geçmiþin neler dediði önemlidir. O köklerin verdiði yaþantý, tecrübe ve deneyimlerden koparak, sadece baþka istikametlerde yaþanan tecrübe ve deneyimler yoluyla geliþen dünyayý okuyamayýz. Bana göre Ýran da böyle bir yanýlgý içerisindedir. Geçmiþte de hep karþýtlarýyla cephe oluþturmuþ ve Ýslâm toplumlarýyla savaþmýþtýr. O geçmiþ Ýran’ý  bugünkü noktalara getirdi ancak nerelere götüreceðini kestirmek zor gibi!..

Þimdi gelelim taraflarýn kendi tarihsel süreçleri ölçüsünde Doðu-Batý iliþkilerine. Doðu-Batý iliþkilerini 2 önemli aþamaya ayýrabiliriz: Ýslam öncesi dönem ve Müslüman Doðu’nun kurulmasýndan sonraki dönem. Her iki aþama için de, bu iki kutup arasýnda siyasi sistemden tutun aile mevzuatýna kadar deðerlerde bir uyumsuzluk görülüyor. Yani Doðu-Batý deðerler sistemindeki farklýlýklar, iliþkilerin niteliðini de belirlemiþtir. Henüz Helenistik dönemdeki Eski Yunan-Ýran çatýþmasý, sonraki aþamada Helen kültürünün Doðu’da yayýlmasý veya Roma Ýmparatorluðu’nun Doðu’ya barbar kültürel düzey olarak bakýþ açýsý, farklý kutuplarýn uzlaþmaz tutumunu yansýtýyordu.

Doðu-Batý iliþkilerinde yeni bir aþama ve kýrýlma Ýslâm dininin ortaya çýkmasýyla þekillenmeye baþlamýþtýr. Ortadoðu’ da Ýslâmiyet’ten önce yaygýn olan dinlerden biriside  Hýristiyanlýk dini idi. Bütün semavi dinlerin vataný olan Orta Doðu, Ýslam’a kadar daha çok Hýristiyanlýkla putperestliðin ve ateþperestliðin mücadele meydaný idi. Bu coðrafyada, Hýristiyanlýk, Bizans Ýmparatorluðu’nun þahsýnda hakim din ve ayný zamanda hakim ideoloji olmuþtur. Ýslam bu bölgede tam yayýldýktan sonra da, Hýristiyanlýk, önceki seviyede olmasa da, belli ölçüde nüfuz alanýný korumuþtur. Hatta Arap dünyasýnda bile, Hýristiyan Araplar Lübnan’da siyasi iktidarýn bir parçasý olduðu gibi, Filistin, Suriye ve diðer ülkelerde de dini azýnlýk olarak mevcudiyetlerini bugün de koruyorlar.

Arastü HABÝBBEYLÝ’nin ortaya koymaya çalýþtýðý gibi: “Eski dönemlerden baþlayarak, yerleþik Hýristiyan gruplarýnýn dýþýnda Avrupalýlarýn Doðu’da kompakt yaþayan kolonileri de mevcut olmuþtur. Bu süreç, Makedonyalý Ýskender’in Doðu ülkelerine doðru yürüyüþü ile büyük iz býrakmýþ, Haçlý Seferleri sýrasýnda ise dini-siyasi bir etken olmuþtur. Makedonyalý Ýskender’in sefer ettiði ülkelere aktardýðý Avrupalýlar ve askeri koloniler, sonradan Helenizm’in Doðu’daki esas taþýyýcýlarý oldular. Haçlý Seferleri sýrasýnda Ortadoðu’ya göç eden Avrupalýlar, uzun yüzyýllar boyunca bu bölgede Avrupa devletlerinin ve Hýristiyanlýðýn tabaný rolünü oynamýþlardýr. 11.-13. yüzyýllarda devam eden Haçlý Seferleri, büyük felaketlere ve büyük insan kaybýna neden olsa da, Müslüman Þark’ta Hýristiyanlýða karþý çözümsüzlüðe neden olmadý. Hýristiyanlýk, bölgede askeri gücünü kaybetse bile, yerli Hýristiyan topluluðu ve Avrupa ticaret kolonileri sonraki yüzyýllarda da bu coðrafyada mevcudiyetlerini sürdürdüler.

O dönemin tarihine baktýðýmýzda, Doðu’da ve Batý’da hoþgörüye çok farklý yaklaþýmlarýn olmasý kendini gösteriyor. Karþýlaþtýrma için belirtebiliriz ki, Orta Çað’da Avrupalýlarýn kompakt yaþadýklarý ticaret kolonilerine Müslüman Doðu’nun birçok bölgelerinde rastlanýyor, Hýristiyanlar Müslüman toplumunda özel bir yer tutuyor ve hatta Müslüman devletlerinde birçok görevler Hýristiyan ve Yahudiler için öngörülüyordu. Bu, daha çok mali ve diplomatik alanlarý kapsýyordu. Fakat “Ýhtiyar Kýta”da, bu dönemde Müslümanlara karþý benzer bir tavýr hakkýnda konuþmak bile mümkün deðildi. Orta Çað’da Avrupa’nýn herhangi bir yerinde Müslümanlarýn bu tür hoþgörülü yaklaþýma, ayný zamanda Müslümanlarýn yaþadýðý ayrý bir mahalleye bile rastlamak mümkün deðildi. Ayný dönemde Avrupa’ya yönelen çok az sayýdaki Müslüman bilim adamlarýnýn, gezginlerin, diplomatlarýn ise Hýristiyanlýðý kabul etmesini (veya ettirilmesini) görüyoruz. Avrupa’da Müslümanlarýn dinlerine sadýk kalarak kompakt yaþamasý, ancak 20. yüzyýlda baþlamýþtýr.

Aslýnda bu, Batý medeniyetinin sadece Ýslam dünyasýna deðil, diðer medeniyetlere karþý iliþkisinde de kendini gösteriyor. Öyle ki, Batý-Çin uygarlýklar arasý iliþkilerinde de ayný durum gözlenir. Orta Çað’da Çin’de ve genel olarak Uzak Doðu’da Portekiz, Hollandalý, Ýngiliz ve diðer Avrupalýlar “þehir içerisinde þehir olan” kendileri için ayrýca mahalleler oluþturmuþlardý. Not etmeliyiz ki, Çinlilerin gezegenin birçok yerinde kendi dünyalarýný yarattýklarý “Chinatown” lar ise, Avrupa’da ancak 20. yüzyýlýn bir ürünüdür. Böylece, Hýristiyan dünyasý, diðer tüm uygarlýk taþýyýcýlarýna karþý yüzyýllarca hoþgörüsüzlük sergilemiþtir.

Batý Uygarlýðý – Hýristiyan Kulübü

Hýristiyanlýk, genel olarak Batý uygarlýðýnýn çekirdeðini oluþturarak diðer kültür mensuplarý ile iliþkilerinde mihenk taþý rolünü oynamýþtýr. Ýþte bu dini deðerler, Batý dünyasý için ilk olarak birleþtirici bir faktör ve ayný zamanda farklý uygarlýklar için de bir bariyer olmuþtur. Öyle ki, Roma Ýmparatorluðu döneminde Katolik Kilisesi’nin kapsama alaný Avrupa’nýn ve hatta Ýmparatorluðun sýnýrlarýný aþsa da, farklý kültürlerin buluþmasýna neden olamadý. Batý tarihinde “Karanlýk Çaðlar” olarak adlandýrýlan dönemde ise, Vatikan, çeþitli Avrupa halklarýnýn beraber yaþamasýný saðlamak için kendi kudretini kaybetmiþ Ýmparatorluklarýn da görevlerini yerine getiriyordu. Fakat bu asýrlarýn neden karanlýk olarak adlandýrýldýðýna dikkat edince, yine baþkalarýna karþý hoþgörüsüzlük kendini gösteriyor.

Öyle ki, aslýnda bu yüzyýllar iddia olunduðu gibi karanlýk deðildi, sadece Rönesans geliþmesi Batý’da deðil, Müslüman Doðu’da teþekkül bulmuþtur. Belki de, o dönemde Amerika kýtasýnda yerli halklarýn kültüründe de Rönesans dönemi olmuþtur. Sadece, tüm bunlar Avrupa’da oluþmadýðý için Batý uygarlýðý 14.-15.yüzyýla kadar olan bu dönemi “cehalet dönemi” olarak adlandýrýyordu. Oysa sadece Ýslam dünyasýnda ayný dönemde bilime kazandýrýlan keþifleri, buluþlarý, yenilikleri sýraladýkça, insanlýðýn geliþiminde ne kadar büyük yol geçildiði net görünüyor. Sadece Batý algýlayamýyor ki, Baðdat’ta, Þam’da, Tebriz’de þehir nüfuslarý milyonlarca olduðunda ve mükemmel þehir altyapýlarý oluþtuðunda, Londra, Paris ve diðer Avrupa ülkelerinin baþkentleri hala köy statüsündeydiler. Görünen o ki, Batý zihniyeti için “Ýhtiyar Kýta”da Rönesans yoksa, demek ki insanlýk karanlýða gark edilmiþtir tefekkürü hüküm sürüyor ve bu daima böyle kabul edilir.

Hýristiyan dini bakýþ açýsýnýn Batý uygarlýðýnýn diðerlerine karþý oynadýðý role deðinen Henry Kissenger, “Dünya Düzeni” adlý kitabýnda þöyle yazýyor: “1550-1551 yýllarýnda Kutsal Roma Ýmparatoru V. Charles (1519-1556) tarafýndan oluþturulmuþ dini konsey öyle bir kanaate geldi ki, sadece Batý yarýmküresinde yaþayan insanlar ruha sahiptirler ve bunun sayesinde dini kurtarmak için uygundurlar. Bu teolojik sonuç, istila ve zorunlu Hýristiyanlaþtýrmaya beraat kazandýran temel prensip oldu. Avrupalýlarýn maddi kaynaklarýný arttýrmak ve ayný zamanda vicdanlarýný kurtarmak imkaný tanýndý. Onlarýn, topraklarý denetleme uðruna, küresel rekabeti ve uluslararasý düzenin doðasýný deðiþtirdi”.

Dinin rolünü Avrupa’da sadece yöneticiler deðil, bilimsel çevreler de Hýristiyanlarýn diðerleri üzerinde üstünlüðünde görüyorlardý. Büyük Fransýz filozofu Jean-Jacques Rousseau þöyle yazýyordu: “Bize diyorlar ki, gerçek Hýristiyanlardan oluþan halk, tasavvur edilebilen en mükemmel toplumu teþkil edebilir. Bu görüþte ben sadece bir büyük sýkýntý görüyorum: gerçek Hýristiyan toplumu artýk insan toplumu olmayacak”.

Böylece gözlemler gösteriyor ki, dini deðerler üzerinde þekillenen Batý uygarlýðý, Orta Çað’da olduðu gibi günümüzde de farklý deðer taþýyýcýlarýný kabul etmiyor. XX. yüzyýl boyunca Avrupa ülkelerinin uyguladýðý göç politikasý ve ideoloji, bunu teyit ediyor. Bilindiði gibi, Ýkinci Dünya Savaþý’ndan sonra Avrupa ülkelerinin ekonomik büyümesi, iç iþgücünün birkaç kat üstündeydi. Nüfusun yaþlanmasý ve dýþarýda ucuz iþgücü olmasý, Batýlý ülkelerin eski sömürgelerinden göçe üstünlük vermesine neden oldu. “Ýhtiyar Kýta”nýn yeni sakinleri için, Batý’da þimdiye kadar niteliksel olmayan çok kültürlü bir toplum þekillendirilmeye baþlandý. Bu aþamada duyurulan çok kültürlülük, yeni sakinlerin Batý’nýn ortak deðerler sistemine dahil olmasýna yönelik ideolojiye hizmet ediyordu.

Fakat farklý kültür mensuplarýný evrensel modele adapte etmek, doðal olarak mümkün olmadý. Batý toplumu olaylarýn bu tür akýnýna hazýr deðildi ve bu yüzden de göçmenlere karþý hoþgörüsüzlük gözlenmeye baþladý. Batýlý ülkelerin yöneticileri çok kültürlülük politikasýnýn sekteye uðradýðýný beyan ettiler. Göçmen Müslümanlarýn Avrupa’da kendi dini deðerlerine sadýk kalmalarý, ayrýca Ýslam’ýn bir din olarak yaygýnlaþmasý, Müslüman nüfusun demografik büyüme göstergeleri Batý toplumunda ayný þekilde kabul edilmiyor. Sonuçta belli çevreler için Ýslam bir fobi olarak görünüyor. Günümüzde azýnlýklarýn çoðunluða dönüþmesi korkusu, Batý toplumunun önündeki temel sorundur.

Avrupa’ya artan göçmen akýmý, yerel nüfus arasýnda iþsizlik ve zayýf sosyal teminata da sebep oluyor. Öyle bir fikir þekillendiriliyor ki, çok kültürlülüðün Avrupa modelinin yenilgiye uðramasýnýn sebebi göçmenlerin evrensel Batýlý yaþam tarzýna girememeleri, demokratik ilkeleri ve insan haklarýnýn üstünlüðünü esas alan Avrupa yasalarýnýn ise ýlýmlý olmasý ile ilgilidir. Tüm bunlar ise, Avrupa’da aþýrý milliyetçilik ideolojisinin ve aþýrý saðcý siyasi partilerin taraftarlarýnýn artmasýna, ýrkçý ve þovenist konuþmalara neden oluyor. Aslýnda bu durum, Batý için yeni deðildir. Avrupa’da þimdi Ýslam’a karþý sergilenen tutumun, zamanýnda diðerlerine karþý da uygulandýðý henüz hafýzalardan silinmemiþtir. Tarih boyunca Yahudiler, farklý bir dini inancýn mensuplarý olduðu için birkaç kez Avrupa’dan kovulmuþlardýr. Yahudilerin 15. yüzyýlda Ýspanya’da, II. Dünya Savaþý sýrasýnda ise genel olarak Avrupa’da baskýlara maruz kalmasýný örnek göstermek mümkündür.

Genel olarak, Batý ile diyalog, diðer uygarlýklarýn ilkesel olarak anlamadýklarý husus deðerlerle ilgilidir. Doðu mantalitesinde deðerlere dokunulmazlýk ve kutsallýk statüsünün verilmesi, deðerlerle çýkarlarýn birbirinden ayrýlmasý esastýr. Deðerler, çirkin sayýlan siyasi ve ekonomik mücadelede kullanýlamaz. Batý mantalitesinde ise, deðerlerin fiyatý günlük operasyonlarda kullanýlabilinmesindedir ve deðerler çýkarlarýn devamýdýr tam aksine. Dolayýsýyla, demokratik deðerler somut jeopolitik ve ekonomik çýkarlar elde edilmesinde yaygýn olarak kullanýlýr. Doðu diplomasisi ise, bunu riyakarlýk örneði olarak gördüðünden, yanlýþ tepkiler veriyor. Jeopolitik mücadelede dokunulmaz deðerlerin olmamasý, demokrasinin ise sadece araç deðil, ayný zamanda gerçekten deðer olduðu dikkate alýnmalýdýr.

Çifte Standartlar Kýstasý

Böylelikle, analizler göstermektedir ki, tüm tarihi geliþim aþamalarýnda Batý toplumu kendisininki ve diðerlerininkilere iliþkin temel farklar oluþturmuþtur. Günümüzde ise Afrika ve Orta Doðu’da meydana gelen olaylarýn ardýndan Avrupa yeni bir göçmen akýný ile karþý karþýya kalmýþtýr. Bu yeni göçmen dalgasýna hem insani felaketler, hem de göçmenlere karþý Avrupa’da hoþgörüsüzlüðün artmasý eþlik ediyor. Göçmenlerin çoðunluðu Müslüman olduðu için, bu geçiþ süreci Batý toplumunda Ýslam karþýtý gruplarýn güçlenmesine neden oldu. Hem de artýk bu yeni dalga, Avrupa’nýn geleneksel olarak Ýslam düþmanlýðýnýn güçlü olduðu ülkeleri ile birlikte daha hoþgörülü ülkelerini de kapsamaya baþladý. Öyle ki, Ýkinci Dünya Savaþý’ndan sonra Avrupa’nýn en hoþgörülü bölgesi sayýlan Ýskandinav ülkeleri bile, Müslüman göçmenlere karþý agresif tepkiler göstermeye baþladýlar. Ýsveç, savaþtan kaçmýþ 80.000 göçmenin sýnýr dýþý edilmesini gündeme getirdi, Danimarka’da ise milliyetçiler göçmen karþýtý protestolar düzenlediler.

Avrupa’da, bu yeni göçmenlerin Batý deðerlerinden uzak olmasý, kültürel seviyelerinin düþük olmasý ve davranýþlarý, toplumda büyük tepki oluþturuyor ve yapýlan tebligat, bu özgelerin Batý deðerler sistemine yakýþmadýðýný teþvik ediyor. Böylece, meselenin asýl mahiyeti bir kenara konuluyor ve herhangi bir göçmenin olumsuz yönü genelde Müslüman niteliði olarak sunuluyor. Asýl mahiyet ise, bu göçmenlerin buraya niye göç ettiði ile ilgilidir. Bilindiði gibi, Afrika ve Orta Doðu’dan Avrupa’ya sýðýnan bu insanlar, herhangi bir ekonomik, sosyal veya kiþisel sorunlarla ilgili olarak deðil, sadece bu ülkelerde yaþanan savaþtan kaçmak için gelmiþlerdir. Bu savaþlarýn ise, özellikle Batýlý devletlerin bölgeye müdahalesi ile iliþkili olduðu ise unutuluyor. Neticede, Müslüman göçmenlere ve daha geniþ formatta Müslüman ülkelerine karþý çifte standartlarýn uygulandýðýný görüyoruz.

Azerbaycan da bu çifte standartlardan etkilenen ülkelerdendir. Ermenistan-Azerbaycan Daðlýk Karabað sorununa yaklaþýmda biz bunun þahidi oluyoruz. 29 Ocak tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaþkaný Sayýn Ýlham Aliyev gençlerle görüþmesinde bu konuda açýk bildirdi ki, “Sorunun çözümünde çifte standartlarýn büyük rolü var. Burada din faktörü rol oynuyor. Müslüman olduðumuz için bize çifte standartlar yaklaþýmý sergileniyor”.

Ayný zamanda Avrupa’da artan Ýslam düþmanlýðý eðilimlerinin dünya için ne vaat ettiði ile ilgili endiþe bildirilmiþtir: “Avrupa’ya ne kadar çok göçmen sýðýnýyorsa, Avrupa’da radikal güçlerin gücü o kadar çok artýyor. Eðer Avrupa’nýn önde gelen ülkelerinde yapýlan seçimlerin sonuçlarýna göz atarsanýz, görürsünüz ki, 10 yýl içinde Ýslam karþýtý partilerin oy oraný ne kadar arttý. Belki de ilk kez, bu bir eðilimdir. Bugün onlar elbette ki, siyasette söz sahibi deðillerdir. Ama bu eðilim neye yol açacak? Ona yol açacaktýr ki, belki de 10 sene, 15 sene sonra onlar iktidara gelecekler. O zaman nasýl olacak? O zaman Müslümanlara artýk resmi tavýr nasýl olacak?”. Bu nedenle, dini deðerler sisteminden çýkamayan Batýlý dünya düzeninde, medeniyetler arasýnda uyum için gerçek çok kültürlü deðerlere öncelik verilmelidir. Dünyada tüm çatýþmalar kendisininki veya yabancý olma temelinde deðil, adalet ilkesi temelinde çözülmelidir. Avrupa, Orta Doðu ve Afrika’dan göçmen akýnýna Avrupa’nýn geleceðine tehdit açýsýndan deðil, insani felaket ve insanlýk faciasý gibi bakmalýdýr. Dünyada tüm süreçler güçlülerin kanunu ile deðil, tek uluslararasý hukuk ilkeleri ile düzenlenmelidir. Sadece bu durumda, dünya düzeni yeni dönemin sorun ve tehditlerine cevap verebilir”.

(UA-BA-S) GAZÝ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 2834 Defa Okundu
2016-02-29

SON YAZILARI

Amerika’nýn yeni dünya düzeni ve PDY/PKK’ya biçilen yeni rol!.. Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fýrsat Bu Fýrsat diyenler! Ýhanet ateþinde aklýný ýsýtanlar kendi bedenlerinin yanýþýný seyredecekler!.. Ýhanet Çeteleri ve Terör Yapýlarýyla Beraber Kayýran ve Koruyanlara da Amasýz, Fakatsýz Dokunulmalýdýr!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yýl Geçti Devleti Baþsýz Býrakmaya Niyet Edenler… Ýnfaz timlerinin varlýðýna iþaret etmiþtim, eyvah haklýymýþým!.. Neye Evet Neye Hayýr!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayýr yer deðiþtirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eðitim Sen Genel Baþkanýnýn Sözleri

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır