KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

DL KüLTüR SYASET VE MEDYA ÝLþKS

  Prof. Dr. Ali Osman ENGÝN

          aosmanengin@gmail.com
         DL KüLTüR SYASET VE MEDYA ÝLþKS

 Dil Kültür Siyaset Ve Medya Ýliþkisi

ÖZET

Bu çalýþma dil, kültür, siyaset ve medya dörtlüsü arasýnda ortaya çýkan iliþkileri analiz etmek amacýyla yapýlmýþtýr. Tarama modelli betimsel bir çalýþma olarak tasarlanýp gerçekleþtirilmiþtir. Var olan kaynaklara ulaþýlarak, dil kültür, siyaset ve medya ayrý ayrý tanýmlandýktan sonra çaðýmýzýn toplumsal yapýlarýný ve özellikle siyaset bilimini etkileme düzeyleri üzerinde durulmuþtur.  Dil, kültür, siyaset ve medya arasýnda ortaya çýkan yeni iliþkiler yaþanýlan örnekler boyutuyla irdelenmiþ ve bire bir yaþanýlan somut durumlardan yola çýkýlarak bazý genellemeler yapýlmýþtýr.

Sonuç olarak yaþanýlan olumsuzluklarýn giderilmesine dönük alýnmasý gereken bazý önerilerde bulunulmuþtur.

GÝRÝÞ

Kültür, insaný kendisi dýþýndaki canlýlardan ayýran ve üstün kýlan,  dolayýsýyla da yalnýzca insana özgü olan bir özelliktir. Ýnsanlýk tarihi boyunca hiç kesintisiz var olan ve kuþaktan kuþaða uygun yöntem ve tekniklerle aktarýlabildiði ölçüde, toplumsal devamlýlýðý saðlayan kültür, þüphesiz bir öðrenme ürünüdür. Eðitim ve öðretim etkinliklerinin temel iþlevlerinden birisi de kültürel mirasýn yeni kuþaklara aktarýlmasý iþidir. Kültür ve kültürel deðerler toplumdan topluma deðiþiklik gösterdiði gibi, ayný toplum içerisinde de zamandan zamana deðiþiklik arz edebilir. Toplumlarý farklý kýlan temel deðerlerde kültürel yapý ile ilgilidir. Her bireyin kendi öðrenmesi onun parmak izi kadar ona özel ise, her toplumun da edindiði deðerler ve normlar da en azýndan farklýlýklar gösterecektir.                 Gökalp’ e göre; bir toplum kültür alanýnda ilerledikçe medeniyeti de yükselir. Medeniyetin hýzla yükselmesi bir yerde kültürü bozar. Her kavmin yalnýzca kültürü vardýr. Bir kavmin kültürü yükseldikçe siyasetçe de yükselir. Kuvvetli bir devlet vücuda getirir. Diðer taraftan da kültürün yükselmesinden medeniyet de doðmaya baþlar. Bir toplumun hýzla medenileþmesi kültürünü etkileyebilir. Kültürü güçlü fakat medeniyeti zayýf olan bir toplum, kültürü zayýf fakat medeniyeti güçlü olan bir toplumu her zaman galip gelir. Dil kültürün geçmiþten günümüze süzüle süzüle gelen en arýnmýþ þeklidir.Kültürün taþýyýcýsýdýr. Siyaset kurumunun da gerek kültür ve gerekse dil ile varlýðýný inþa edebileceði açýktýr. Medya yaþamý görselleþtiren, imaj maker olarak yeni ve genelde sanal imajlar yaratan bir güç odaðý olarak gerçeði ters yüz edebilmektedir.

KISACA DÝL

Dil, milli kültürün temel yapý taþý olmakla beraber, geçmiþten süzüle süzüle gelen maddi ve manevi kültürel deðerlerin geleceðe aktarýlmasýný ve böylece toplumsal devamlýlýðý saðlayan emsalsiz bir taþýyýcýdýr. Düþünce, duygu ve güdülerle beraber sonradan edinilen öðrenme eseri tutum ve davranýþ kalýplarýný doðrudan veya dolaylý bir þekilde bildiren ve geleceðe aktaran sistematik ve dirik bir yapý oluþturmaktadýr. Gerçekten dil yaþayan ve çok daha önemlisi yaþatan canlý bir yapýdýr ve kendi koyduðu kurallarý çerçevesinde iþlevlerini icra etmektedir. Ona dýþarýdan kurallar konularak suni formatlara uydurmaya çalýþýlmasý; ayný zamanda geleceðe taþýnmasý ve yeni kuþaklara benimsetilip onlarýn da katký saðlamalarý gereken kültürel tabanlý toplumsal deðer ve normlarýn tamamýna müdahale anlamýna gelecektir. Dilbilim ve Sosyo-Liguistic disiplin alanlarý, Eðitim Bilimleri disiplin alaný ile olan iliþkileri çerçevesinde dilin vurgulamaya çalýþtýðýmýz özelliklerini daha derinlemesine ortaya koymaktadýr.                                                                                                                              Felsefi açýdan sürece bakýldýðý zaman, birtakým düþünürlerin varlýðýn özü olarak dili tanýmladýklarýný görmek mümkündür. Hakikaten varlýk alemini biçimlendiren ve zamanla yarýþan eþya olay ve olgularý algý ve idraklere iþleyen ve onlara oralarda yer açan araç en temel iletiþim sistemi olan dildir. Objelerin tanýnýr ve bilinir hale gelmeleri, kendilerine verilen sembolik deðerlerle mümkün olmakta ve o deðerleri çocuklarýn geliþim dönemleri içerisinde kavramaya baþlamalarýyla beraber evrenin mümkünleri derinliklerinde saklý bulunan ilke ve yasalarýyla birlikte ortaya çýkabilmektedir. Zaten insanoðlunun varlýk tasavvurunu da bildiði mümkünler ve mümkün olma ihtimali olanlar teþkil edebilir. Ýnsanlarýn ve çok sýnýrlý da olsa tüm canlýlarýn bir iletiþim aracý olarak kullandýklarý argümanlarý  olmakla beraber, en geliþmiþ sistematik bir yapý oluþturan, yazýlý ve sözlü uygulamalarla yaþatýlan dil, özellikle insanlar arasýnda iletiþim aracý olan dildir. Þüphesiz ki evrenin ve evrenin içini süsleyen her obje ve nesnenin de bir dili vardýr. Her objenin varlýk alemine saðladýðý katký onun evrensel, anlaþýlýr olan mesajlarý ve dilidir. Çünkü evreni meydana getiren objelerin tamamý, rastlantý ve tesadüf eseri olmayan mükemmel tasarýmlardýr ve sahip olduklarý ilke ve yasalarla varlýklarýný garanti ederler. Suyu su yapan ilkeler, taþý taþ yapan ilke ve yasalar vardýr. Ýþte bilim de bu noktada devreye girer ve o ilke ve yasalarý çözümlemeye çalýþýr. Yani nesnelerin dilini anlamaya çalýþýr. Bu anlaþma, uzlaþma, paylaþma ve kontrol altýna alarak, doðanýn doðurganlýðý kapsamýnda yeni doðumlara yön verme arzusu baþarýlý olduðu sürece, yeni varlarýn yeni ilke ve yasalarýnýn farkýna varýlacaktýr. Tüm insanlýðý ve bilim adamlarýný kaynaðýna doðru çeken, farkýna yeni varýlacak yeni varlarýn yeni ilke ve yasalarýnýn, daha önceki varsayýlanlarý var eden deðerlere sahip olduklarý her iki tarafýn dili yoluyla anlaþýldýkça, dilde kendisini var etmeye ve yaþatmaya devam edecektir. Evet dil, varlýk aleminin varlarýnýn ilke ve yasalarýyla beslenerek kendi ilke ve yasalarýný da ortaya koymaya çalýþýr. Öyleyse rahatlýkla dile müdahalenin; iliþkili olduðu ve etkileþim içerisinde bulunduðu her toplumsal ve doðal yapýya müdahale olacaðýný iddia edebiliriz. Bir meyve  aðacýnýn meyve verememesi ve sararýp solmaya baþlamasý, onun “susadým bana su verin” demesi anlamýna gelmektedir. Çocuk aðlýyorsa, onunda demek istedikleri vardýr. Önemli olan anlaþabilmektir ve anlaþmanýn gereklerini yerine getirerek dilin can suyu özelliðini devam ettirmektir.                             Dilin genel ve iþlevsel özellikleri çerçevesinde asýl sistematik deðeri insanlar arasýnda kullanýlmasý ve iletiþim ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasýndaki durumu ve baþarýsý, karþýlayabildiði bireysel ve toplumsal beklenti ve taleplerdir. Muharrem Ergin dili, “Dil, insanlar arasýnda anlaþmayý saðlayan tabiî bir vasýta, kendisine mahsus kanunlarý olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde geliþen canlý bir varlýk, temeli bilinmeyen zamanlarda atýlmýþ bir gizli antlaþmalar sistemi, seslerden örülmüþ içtimaî bir müessesedir.” olarak tanýmlamaktadýr. Dil insanlar arasýnda anlaþmayý, uzlaþmayý ve paylaþmayý saðlayan doðal bir vasýtadýr. Ýnsanlar duygularýný, düþüncelerini, fikirlerini, hükümlerini birbirlerine nakletmek, meramlarýný birbirlerine anlatmak için dil denilen vasýtaya baþ vururlar. Saðlýklý iletiþim yapýsýnda var olan kaynak ve alýcý arasýnda gidip gelecek bilgi mesajýnýn gitmesinin ve gelmesinin kanalý dil teknolojileridir. Mesajdaki bilgilerin alýcýya doðru iletilerek, oradan gelecek dönütün de karþý taraf tarafýndan doðru yapýlandýrýlmasý, iletiþim dilindeki kullaným baþarýsýna baðlýdýr. Ancak dil insanlarýn kullandýðý her hangi bir iletiþim vasýtasýna benzemez. Onun vasýtalýðý sadece anlaþmayý, uzlaþmayý ve paylaþmayý temin etmesi bakýmýndandýr. Tabiî bir varlýk olan dilin kendisine mahsus birtakým kanunlarý vardýr. Bunlar her objenin derinliklerinde bulunan ilke ve yasalar gibi, dilinde kendisine has kaideleridir. Dil kaideleri dilin yapýsýna hâkim olan, dilin yapýsýndan ve temayüllerinden doðmuþ, içerisinde yaþadýðý kültürel deðerlerle iliþkisi olan birtakým prensiplerdir. Bunlar dille birlikte mevcut olup onun yapýsýnýn gerektirdiði özellikleri ifade ederler, temayüllerinin istikametlerini gösterirler.                                                                                                                             Ýnsanlarýn aralarýnda sosyal yapýnýn gereði olarak iletiþim ve etkileþim ihtiyaçlarýný karþýlamak için kendilerini ifade etmelerine araç olan dil, bir dilbilgisi sistemi içinde sistematik olarak yapýlandýrýlmýþ, düþünce ve duygularý bildirmeye yarayan ses, iþaret ya da hareketlerin bütünüdür.

Ýnsan anlatým ve iletiþim için ya hareket eder (jest), ya da ses çýkarýr (konuþma) ya da belirli iþaretler çizer (yazý). Konuþma dili, yazý dili, hareket dili; insan dilinin üç ayrý görüntüsü veya biçimdir.

ANLAÞMA ARACI OLARAK DÝL ÇEÞÝTLERÝ           

Durmuþ Hocaoðlu’nun; “Dil Kültür ve Siyaset-I” isimli çalýþmasýnda belirtmiþ olduklarý gibi, anlaþma aracý olarak diller aþaðýdaki gibi tasnif edilmiþlerdir. Bu tasnife göre dildeki çeþitlilik artýrýlabilir.

a)         Doðal Bakýmdan:

1- Doða dili

2- Hayvan dili

3- Ýnsan dili

b)         Teknik Bakýmdan:

1- Hareket dili

2- Konuþma dili

3- Yazý dili

c)         Coðrafya Bakýmýndan:

1- Yabancý dil

2- Milli dil

d)        Tarih Bakýmýndan:

1- Ölü dil

2- Canlý dil

3- Uygarlýk dili

e)         Anlatým Düzeyi Bakýmýndan:

1- Günlük dil

2- Halk dili

3- Elit dili

f)         Anlatým Biçimi Bakýmýndan:

1- Bilim dili

2- Sanat dili

3- Teknik dil

4- Kitlesel haberleþme dili

5- Müzik dili

6- Mekanik dil

g)         Dil Bilim Bakýmýndan:

1- Benzer dil

2- Devrik dil

3- Analitik dil

4- Sentetik dil

Dil ile ilgili yapýlacak daha fazla alt baþlýklar þeklindeki çeþitleme için; “anlatým dili olarak” “bilim dili” kapsamýnda  siyaset diline ve kültürüne deðineceðiz. “Günlük dil, halk dili ve elit dilleriyle” de uygulama durumlarý açýsýndan kýyaslamalar yapacaðýz.                                                                    Milletin duygusu, düþüncesi, yaþayýþý ilmek ilmek konuþulan anadil ile iþlenir. Dil bir milletin ruhu gibidir. O kaybolursa millet de yok olur. Ýstiklâl Marþýmýzý düþünelim. Eðer merhum Vatan þairimiz Mehmet Akif ERSOY’ un kullandýðý dil ve üslup olmasaydý, istiklâl mücadelemizin felsefesi ve ruhu anlaþýlamazdý. Somut olarak birebir yaþanan tarihsel olaylardan hareketle ve çoðunlukla zaman, mekân ve oyuncularýnýn rollerinin deðiþtiði olgularýn benzer þekilde yeniden vücut bulmasýný veya genel ifadesiyle tarihin tekerrür etmesini; yaþanan tarihsel olaylarý gerçek sebep ve sonuçlarý baðlamýnda, tarihsel bakýþ ve tarih bilinciyle eðitim programlarýna yerleþtirip, yeni kuþaklara  aktarýrken kullanýlan anlatým dilinin buna uygun  olmadýðý gerçekliðine baðlamak mümkündür. Eðer dil kendisine yüklenen misyon çerçevesinde saflýðýný ve temizliðini koruyabilir ise, temiz olmakla beraber temizleyen ve daha anlaþýlýr hale getiren bir konuma sahip olur. Kýsacasý bunu baþaran bir dil ve üslup aynen su gibidir. Hem temizdir ve hem de temizleyendir. Çok sýnýrlý varlýklarýn böyle bir özelliði vardýr ve genel itibariyle maddeler ya temizdir ancak temizleyen deðildir, ya da temizleyendir ve temiz deðildir. Dilin bu muhteþem özelliði korunduðu sürece, ona baðlý olarak þekillenen ve toplumsal varlýðý meydana getiren yapý ve kurumlarýn hepsi o þeffaflýðý ve berraklýðý koruyacak ve August Comteu’ un deyimiyle olasý toplumsal sorunlarýn çözüldüðü, herkesin birbirini anlayýþla karþýladýðý, çýkar temelli çatýþmalarýn zemin bulamadýðý bir ideal toplum yapýsýna ulaþýlmasý belki imkân dahilinde olacaktýr.

Çanakkale gibi Sarýkamýþ Destanýný yazan isimsiz kahramanlarýn geçmiþle gelecek arasýnda köprü olan yaþam ve mücadele öykülerini uygun yansýtýcý dil kullanarak anlatmadýðýmýz sürece, iþin yeni kuþaklarý aydýnlatýcý özelliðini hayata geçiremeyiz. Dil ile çok etkili bir olayý etkisizleþtirebileceðiniz gibi, daha etkili hale de getirebilirsiniz. Burada popüler kültürdeki “imaj yaratma” çalýþmalarýna benzer bir sunuþtan bahsedilebilir. Tabii ki yaratýlacak imaj, yaþanmýþ gerçekliklere ve deðerler uygun objektif bir simge, yeni bir düþünce ve fikir olabileceði gibi, subjektif ve manipülatif bir gerçeklik de olabilir. Ýyi bir örnek teþkil edeceði düþüncesiyle daha önce yazýlan Sarýkamýþ Destanýyla ilgili bir þiirimden eklenti yapmak istiyorum. Bu þiirde Sarýkamýþ’ýn bize göre ruhuna uygun bir imaj oluþturmak ve bu imajýn yeni kuþaklara tarih bilinci kazandýrmasý düþünülmüþtür.     Mýsralarda, dil ve iletiþim temelli ifadelerin altý çizilmiþtir.                                  

SARIKAMIÞ DESTANI

Sarýkmýþ dile gel vakit tam aydýnlat þu kararanlýk ufuklarý

Gönüllerde dala gel avaz ver çöz  donduran uyuþukluklarý

Sen ki zemheri ayazlarýnda kavrulup amansýzca yanarken

Akla gel hayale gel yýrt þu yol vermeyen beyaz karanlýklarý

***

Komutaným dalda durma býrak varsýn gelsin kýzýl kýyamet

Bu ne müthiþ teslimiyet donarken de yaratana kýyam et

Gönüllerde gözleri açýk uyusam da   rüyalarda uyaniram

Es bre deli rüzgâr artýk örtme karlanan dimaðlarý âyan et

***

Dondurmaz ve yandýrmaz ki tatlýdýr þahadetin kýnalý þerbeti

Tükenmeyen bir güçtür canlý tutar göstermeye ebedi ibreti

Hani bizimle donmuþtu ya kurduðumuz hayaller ve hedefler

Þimdi buzlar çözülüyor bitirmeye uzayan dondurucu hasreti

***

Asla ölmedik karlý ve buz kestiren fýrtýnalarda diri diri donduk ya

Kim kaybetti kim kazandý baksana onlar gitti biz burada kaldýk ya

Aç yorgun ve açýkta katlanýrken hak adýna biz o yakýcý donmalara

O gün uyumuþ olsak da amansýz ayazlarda gönüllerde uyandýk ya

***

Gönüllerde buz tutarken meðer sadece bedenleri uyutmuþuz

Heykel olup dirilen heybetli simalarla ayrýk otlarýný kurutmuþuz

Biz donarken canlanýp ses vermek için o muhteþem baharlarda

Ne mümkün hissetmek acýyla kederi onlarý çoktan unutmuþuz

***

Anladým ya geçmiþle geleceði birleþtirdik meðer ne de uzunmuþuz

Giyer miyiz kar fýrtýna ve kýp kýzýl kýyameti biz geleceðe soyunmuþuz

Hiç bedbahtlýk etmedik haktan geldi emir deyip  boyun eðdik amma

Uyuyarak deðil el tetikte ayakta ya abdestte ya namazda donmuþuz

***

Dayandýk bizler her hasrete çoluk çocuk demedik onlar size emanet

Yazmaz bizim kitabýmýzda sözle de olsa teslim edilen emanete ihanet

Ayrýlmadý hep devam etti emanetin emini doðru dürüst giden yoluna

Orada saklýymýþ meðer uzayýp sonsuzluða yol tutan kerametli kehanet

                                                                                  (Doç. Dr. Ali Osman ENGÝN)

Peltekoðlu, (2001:358) imaj meselesine þöyle yaklaþmaktadýr: “En genel biçimde, herhangi bir kiþi, kuruluþ ya da durum hakkýnda tüm görüþlerin toplamý olarak izah edilen imajýn, kendiliðinden oluþmasý yerine oluþturulmasý çabasý imagoloji, imaj maker lýk gibi kavramlarý literatüre kazandýrýrken, sayýlarý giderek artan medyanýn, yeni starlara duyduðu gereksinim ile birlikte, imaj yaratýcýlýðý popüler bir meslek haline gelmektedir. Kiþi ya da kurum ile ilgili görü ve düþüncelerin oluþturulmasý çabasý olarak tanýmlanabilen imaj yaratma, medya kurallarýna uygun görüntü oluþturulmasý ile baþlayan, davranýþ ve düþünce biçimi ile tanýmlanan bir süreçtir”.                                   Dil topluma ait seçici algýlama, düþünme,  fikir üretme ve bu doðrultuda þekillenen yaþama biçimini farklý türlerde yansýtarak; dil – kültür – kimlik üçgeninin oluþturur.  Dilin uzlaþý saðlayan özelliðinden hareketle toplumsal bir kurum olduðuna ait görüþlerini ortaya koyan; Sausser, dilin sosyalleþmeyi ve anlaþmayý saðlayýcý bir sistem olma özelliðine vurgu yapmýþtýr. Sözü ise daha çok bireyselliðin ifadesi olarak almýþtýr. Ebul Hasan El Harakani hazretleri; dili kalbin aynasý olarak görmekte, deniz ve kýyý arasýndaki iliþkiye benzer bir iliþkiden bahsetmektedir. Harakani, denizi kalbe ve kýyýyý da dile benzetir. Denizin asla içerisinde çer, çöp ve pisliði barýndýrmadýðýný ve mutlaka bir türlü kýyýya atacaðýný ifade ederken, dil ve kalbinde ayný þekilde çalýþtýðýný ortaya koymaktadýr. Merhum Hak ereni Harakani Hazretlerinin bu düþüncesini daha anlaþýlýr hale getireceði umulan birkaç dörtlüðü dikkatlere sunuyoruz.

MÝLLETE ÞÝKÂYETÝMDÝR

Þeytanlaþan namert ve kara siyasete dolu dolu sitemimdir

Düzenbaz yalancýlara þükür ki Hak yardýmýyla yetenimdir

Eskiden mal mülk ve para idi haraç mezat satýþa çýkarýlan

Ey vah! Þimdi dil kültür ve deðeler parsel parsel itenimdir

***

Ýnsanýn yurdu kâinat milleti de ustasý Hak olan  insanlýk

Elbet bundan duyuluyor ya insaný kâmile olan hayranlýk

Kimsenin tapulu malýyým alýn satýn keyfe keder demiyor

O zaman olurdu rantiyecilere rantý saðlayacak seyranlýk

***

Bizim derdimiz onu haþa beklentisizce baþ üstüne koymaktýr

Çirkef daðlarýna çýkmadan seve seve  ona giden yol olmaktýr

Rant hesabý demirbaþ kayýtlar tutarak menfaatler  için deðil

Hak adýna hizmetkârý olup hep açýk kapýsýnda kulu olmaktýr

***

Hesapbazlar yobazlar ve düzenbazlar bu iþi yapamazlar

Bulanýk  kalpten durulmamýþ gönülden asla kopamazlar

Ýþleri bu ya vazgeçemezler kirli elleri ile çamur atmaktan

Taptýklarý konfor ve güç oldukça hak yoluna sapamazlar

***

Onlar çamur atarken de arsýzca daha fazla pisliðe batacaklar

Üzülmesinler tahtlar yýkan ah ve veballer üstünde yatacaklar

Sattýkça tükenecek haneye sayýp demirbaþ kaydýný tuttuklarý!..

Artýk kalmayýnca pazara sürüm malý bilmem neyi satacaklar!..

***

Pazar kurulmuþ sipariþler veriliyor boy boy veresiye manþetten

Hesap kolayca lokma kapmak ya bedava ya leþ ve kokuþan etten

Onlarý düþündükçe derinden hep kasýlarak tiksinip kusuyorum

Farký yok bunun siyaset hesabýna ar  namus satýlan fuhþiyattan

***

Evet çok iddialýyým ve sorulursa Hak adýna daha fazlasýný derim

Çýkar hesabýmýz yok onun adýyla yapýlanlar üzüldüðüm kederim

Makam ve mevki bozmuþsa eðer  adaletin hassas olan kantarýný

Bende en üst makama O’na gönül dosyamý sunar þikâyet ederim

***

Eminim ki bu Bizans ve de Pontus oyununun bedeli aðýr olacaktýr

En sonunda onlarý da inim inim inleterek can çekiþtirip boðacaktýr

Bilinsin ki ALLH’ ýn da vardýr haþa sapmayan plân üstü plânlarý

Onlar zulüm  ettikçe  çýkar adýna cana, kader yine adalet edecektir

***

Benim bildiðim siyasetçi hep kýlý kýrk yarmalýdýr etmeden feveran

Kendine ve yakýnlarýna bakmalýdýr yapamadan baþkasýný imtihan

Bilinmelidir ki hepten  birilerini öteleyerek aklanmanýn yolu yok

Her beþ vakit verdiðin selama inat sakýn unutma izlendiðini her an

***

Harakani’ de yoktur sorgulamak baþkasýný siyaset ve rant hesabýna

Hiç düþer mi  ehli iman dünya iþlerinden mülk sahibinin gazabýna

Hele iþe bakýn þaþýrmamak elde deðil kim ne için kimler ile beraber

Taraf olmakla nail olunmaz ki Harakani’ ye dost olmanýn sevabýna

***

Harakani kovmadý ki hiç kimseyi hep kurulu açýk olan sofrasýndan

Seçmiyordu hiç kimseyi üstün diye konanlarla göçenlerin arasýndan

Çünkü daha da önemliydi varlardansa varý var eden sahibinin hatýrý

El sürüp kan akýtmak ne mümkün baþkasýnýn kaþýnacak yarasýndan

***

Harakani hep korkardý mekânýnda yaþanacak zamansýz ölümlerden

Olmasýn istiyordu hanesinin yas ve keder duyulan soðuk yerlerden

Birilerini huzura ve divana davet ederken diðerlerine matem ne diye!

Dinde bunun yeri yok ki anlaþýlmýyor mu Ýslâm’da ki hükümlerden

***

O düþüncede saflaþarak adam gibi yaþamaktan bahsediyordu

Ancak öyle kurtulur kalp bulanýklýktan diye hesap ediyordu

Deniz kýyýya atar sonunda içindeki çeri çöpü ve pisliði derken

Kalbin deniz ve dilinde kýyýlar gibi çalýþtýðýný demek istiyordu

***

O söz ve insan olmanýn öz ustasý nede güzel demiþ dil kalbin aynasýdýr

Ýnananlar arasýnda taraf olmak farklý deðil bertaraf olmanýn aynýsýdýr

“Siyaset ayaðýmýn altýndadýr” diyen alimler ne de çabuk unutulmuþ!

Bu olsa olsa haset ateþine atýlan  þer odunlarýyla hayrýn kaynamasýdýr

***

Ona hizmet etmek baþ koyduðu yoldan  yorulmadan Hakka yürümektir

Denizin kabul etmeyip kýyýya attýðý çeri çöpü kök salmadan kürümektir

Topraða katký yapýp hakikat fidanlarýna boy versin diye emek ederek

Aydýnlatmak için yanmak gereði o mayasýz zibilleri yakýp çürütmektir

***

Harakani himmet edip el verdimi coþturur insaný engel mengel tanýmaz

Dünya varlarýnýn varýna güvenemezken yoklarýn ahýna asla dayanamaz

Sanma ki o varlarý var eden varlarý varken kimsesizlerin kimsesi yoktur

Ya bir örümcek yada bir kuþ dünyaya meydan okur demeden caným az

***

Eðer bir gün kalpler durulur berraklaþýrsa gonca güller açan gönüller

Ayrýlýklar gayrýlýklar yok olur birleþir ebedi sonsuzluða açýlan eller

Alo bekle o günü gam etme yakýndýr akan su menziline varacak elbet

O an görecek gözler duyacak kulaklar ve konuþacak Hak adýna diller

                                                                                              (Doç. Dr. Ali Osman ENGÝN)

KÜLTÜR

 Kültür ise, insanlarýn dünyaya geldiklerinde kalýtsal miras olarak getirmedikleri, doðum sonrasý edinilen öðrenmeler yoluyla kazanýlan ve insanýn elinden, emeðinden ve düþüncesinden kaynaklanarak ortaya çýkan unsurlardýr. Araç, gereç ve alet olarak ortaya çýkan kültür ürünleri maddi kültür unsurlarýný ve tutum ve davranýþlar olarak ortaya çýkanlar ise, manevi kültür öðelerini ifade ederler. Bireyin çevresiyle olan iliþkilerini düzene koyan ve tanzim eden tüm düþünce, tutum ve davranýþlarý kapsamasý boyutuyla oldukça kapsayýcýdýr. Kültürün þeklini dil belirlerken, ayný zamanda dile derinliði de kültürel birikim kazandýrmaktadýr. Denildiði gibi, fikirlerinizin ve düþüncelerinizin sýnýrlarýný bildiðiniz ve kullandýðýnýz kavramlar belirlemektedir. Kýsacasý kavram, genelleme ve ilke zenginliði ayný ölçüde dile de yansýmaktadýr. Esasýnda eðitim ve öðretim etkinliklerinin esas hedeflerinden birisi de, milli kültürün yeni kuþaklara aktarýlmasýdýr. Eðer bu gerçekleþtirilemezse, toplumsal devamlýlýktan ve toplumsal huzurdan bahsedilemez. Belirttiðimiz gibi burada taþýyýcý rol dile düþmektedir. Dilin kendisi de bir kültür ürünüdür ve kültür emperyalizminin en güçlü silahý da dildir. Dilini kaybeden bir milletin henüz yaþayan diðer toplumsal ve milli deðerlerinin hepsini kaybetmesini durduracak hiçbir engel kalmamýþ demektir. Kýsa bir zaman içerisinde o deðerlerin hepsini kaybedecektir. Ancak diðer millî ve kültürel deðer ve normlarýný kaybeden bir millet eðer kendi anadilini ve anadil deðerlerini koruyorsa, o kaybolan deðerlerinin hepsine ulaþma þansýný diri tutacak ve mutlaka ulaþacaktýr. Çoðu emperyalist ülkeler kendi emperyal amaçlarý için hep yeniden þekil vermeye çalýþtýklarý yeni dünya düzeninde kullanmaya baþladýklarý en önemli silahlarý dejenere ederek toplumlarýn hafýzalarýný deðiþtirmeye çalýþtýklarý dil ve kültürel deðer ve normlarýdýr. Bazen kültür ve eðitim ayný manada kullanýlmaktadýr. Eðitimli insan – kültürlü insan gibi eþleþmelere rastlamak mümkündür.

SÝYASET                                                                                        

Siyaset de hemen hemen her toplumda var olan toplumsal kurumlar arsýnda yer almaktadýr. Vatandaþ nezdinde devlet soyut kavramýný daha belirgin hale getiren, yasama – yürütme ve yargý erklerinden;” yasama ve yürütmeyi” temsil eden yapý siyaset kurumunu oluþturur. Siyaset kurumu devleti meydana getiren diðer devlet kurum ve kuruluþlarý arasýndaki iliþkileri düzene koyar ve üst devlet yapýsýnýn kapsayýcýlýðýnýn ve vatandaþ nezdinde hak ve adalet ilkelerinin eþitlik temelinde sürdürülmesini saðlar. Siyaset kurumu, devlet yapýsýnýn yerine getirdiði tüm görev ve sorumluluklarýný yasal mevzuatlar, anayasa ve kanunlar gibi, çerçevesinde yürütür. Yapýlacak ihlalleri de var olan cezai yaptýrýmlar gibi caydýrýcý yasal uygulamalarla önlemeye çalýþýr.  Bütün dünyada olduðu gibi, Türkiye’de de1980 sonrasý yürütülen neoliberal politika ve siyaset anlayýþlarýna paralel olarak ekonomik, sosyal ve kültürel olarak ta çok önemli deðiþimler gerçekleþti. Küreselleþme olgusu çerçevesinde postmodernizm ve bu akýmýn yol açtýðý hýzlý deðiþimler adeta yaþanan kültürel þoklar gibi sosyal yaþamýn tamamýný etkilemiþtir. Dolayýsýyla siyaset yapma biçim ve argümanlarý da ayný ölçüde deðiþime uðramýþtýr. Avrupa Birliði üyelik süreci ve bu süreçte yaþanan ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik olumsuzluklar, terör sorunu, demokratikleþme çabalarý ve din anlayýþlarýndaki deðiþimler verilebilecek örneklerdir. Frederic Jameson, “Post Modernizm ve Geç Kapitalizmin Mantýðý” isimli eserinde, ortaya çýkan yeni postmodern kültürü ekonomi ve kültür ile kýyaslayarak ortaya koymaya çalýþýrken postmodernizmi; gösteriþli, parlak tasvir ve görünüþleri barýndýran, dýþ görünüþ, stil ve ifade üzerine þiddetli bir eðilimi olan, günümüz tüketim ve medya kültürünü oluþturan bir yapý olarak tanýmlar. Siyasal deðiþim ile kültürel deðiþim arasýndaki iliþkinin daha iyi anlaþýlmasý için, Hasan Bülent Kahramanýn, “Post Modernite ile Modernite Arasýnda Türkiye” isimli çalýþmasýnda, kültürel deðiþimin  postmodernizm ile siyasala etkisinin deðiþim yönünü tespit gayretlerini iyi analiz etmek gerekir. Ona göre kültür, modernizmde siyasalýn bir parçasý olarak görülürken, postmodernizm ile bu sefer siyasalýn belirleyicisi olarak kendini gösterir. Artýk yeni bir kültür, kavramlarý üzerinde oynanmýþ dejenere bir dil ortaya çýkar ve çift yönlü iletiþimin olmadýðý tek yönlü iletilerden bahsedilmeye baþlanýr ve kamu ile aradaki açýklýk derinleþmeye baþlar.

MEDYA DÝL KÜLTÜR VE SÝYASET

Günümüzde siyaset açýk pazarýnda da görsel ve yazýlý medyanýn gücü ve kurallarý baskýndýr. Çünkü siyaset kontrol edilemez bir güç haline gelen medyanýn kurallarýna göre yaratýlan imajlar üzerinden yürütülmektedir. Dolayýsýyla içerisinde yaþadýðýmýz ve sosyal medya ile kontrol edilen dönemde, yaratýlan olaylara baðlý geliþen olgularla ilgili bireysel ve kollektif davranýþlar için görüþler, yaþanýlan olaylardan ziyade medyanýn sunduðu göstergelerin ve sembollerin etkisinde geliþerek þekillenmektedir. Öyleyse günümüz insanýnýn tutum ve davranýþlarý bire bir yaþanýlan gerçeklikler deðil, gerçek hakkýnda subjektif veya belki objektif formatlarda geliþtirilen yargýlar tarafýndan yönlendirilmektedir (Peltekoðlu, 2001:363). Gerçekten de seçmen olarak oyumuzu kullanýrken, zihnimizde yaratýlan imajlar ve kurgulanmýþ, tabaný olan veya olmayan gerçekliklere göre hareket ederiz. Arap Baharý denilerek yaratýlmaya çalýþýlan katýlýmcý demokrasi imajý ile toplumlarýn nasýl yönetildiði ve toplum mühendisliði çalýþmalarýnýn adeta diðer mühendislik çalýþmalarýna benzer þekilde yürütüldüðü ortadadýr. Sürece psikolojik açýdan bakýldýðý zaman, artýk duyuþsal alan öðrenme deðerlerinin biliþsel ve deviniþsel öðrenme alanlarýný kontrol edip yönlendirdiðinden deðil, edinilen biliþsel ve deviniþsel alan öðretilerinin psikolojik tabanlý duyuþsal alaný þekillendirerek kontrol edip yönettiðinden bahsetmek gerekiyor. Ýnsanlar önce olumlu veya olumsuz bir davranýþ sergiliyor, daha sonra düþünmeye baþlýyor. Burada süreç tersine çalýþmaktadýr. Halbuki önce seçici algýyla algýlamak, duyusal kayda almak, geçici bellekte iþleme tabi tutmak yani zihinsel faaliyetlerde bulunmak ve daha sonra öðrenilmiþ deðerler haline getirip davranýþ olarak ortaya koymak gerekir. Adli suçlar incelendiði zaman karþýmýza çýkacak olgulardan birisi budur. Neden bu suçu iþlediniz? Diye sorduðunuz zaman; “bilmiyorum, hiç düþünmedim” cevabýný alýyorsunuz. Piþmanlýðýn ve keþkelerin kaynaðý da bu tür davranýþlardýr.

Ýnsanlarýn muhataplarýnýn insanlar olmadýðý bir dünyada yaþýyoruz. Aileyi meydana getiren bireyler arasýnda bile ayný durum söz konusudur. Odalarýn her birinde en son model bir televizyon ve bilgisayarlar baþ köþelere oturmuþlar, muhataplarýný beklemektedirler. Çünkü aile bireylerinin banko muhataplarý ve iletiþim partnerleri onlardýr. Evlerin yeni mimari þekilleri de buna göre dizayn edilmektedir. Ýnsanlar gerek yer ve gerekse zaman açýlarýndan yüz yüze iletiþim ve etkileþim fýrsatlarýný genel itibariyle kaybetmiþlerdir. Geriye bir tek þanslarý kalmýþtýr, iþte oda sosyal medya aðlarýdýr. Gerçek yaþamla ilgili bilgiler buralardan servis edilmektedir. Ancak çoðu zaman gerçek bilgilerin bu araçlar tarafýndan yeniden üretildiði gerçeðinin farkýna bile varýlamamaktadýr.                  Sosyal paylaþým siteleri ile ilgili yapmýþ olduðum uygulamalý çalýþmalarda çok ürkütücü ve ilginç sonuçlara ulaþtým. Gençlerimiz sanal bir dünyanýn sanal gerçeklikleri ile yaþamaktadýrlar. Arkadaþlýklarý, paylaþtýklarý fikirler ve görsellerin hepsi gerçeði yansýtmayan ve kurgulanmýþ simge ve sembollerden oluþmaktadýr. Yani olmayan bir dünyanýn varlarý olmaya çalýþýyorlar. O yok olan sanal dünyayý kendi varlarýný deðiþtirerek var ederken, simgesel ve sembolik deðerler olarak ortaya çýkarken, elle tutulan ve gözle görünen gerçek varlarýný kaybediyorlar. Ýþin en olumsuz tarafý da, yolun geri dönüþünün olmamasýdýr. Kýsacasý yeni toplumsal yaþamýn yeni biçimlendiricisi olan reklamlardan ve nefes kesen hýzlý iletiþim araçlarýndan etkilenmemek imkânsýzdýr. Yine medyatik imajlarýn fark yaratma hesabýyla ön plâna çýktýðý gözlenmektedir (Yýldýz, 2002:13). Görüldüðü gibi, kitle iletiþim araçlarý, çaðýmýzýn toplumsal yapýlarýný þekillendirmekte ve onlarýn ihtiyaçlarýný bile belirlemektedir. Çünkü çaðdaþ denilen üretim ve tüketim koþullarý hüküm sürmektedir. Sanki hayatýn tamamý sadece bir “gösteri birikimi” olmaya baþlamýþtýr. Böyle bir toplumsal yapýda, bireylerin kendi yaþantý, deneyim ve tecrübelerine dayanan kazanýmlarýn yerini temsiller, görüntüler veya sanal olarak yaratýlan imajlar almýþtýr. Gerçek dünyanýn temsil kabiliyeti göreceli olan basit imajlara dönüþmesi, diðer yandan o basit simgesel ve sembolik imajlarýnda gerçek varlýklara ve hipnotik davranýþlara zemin hazýrlayan karmaþýk uyaranlara dönüþmesini tetiklemektedir (Debort, 1996:17-18).

Daha çok hýzlý kitle iletiþim araçlarýnýn yapýlandýrdýðý “sanal yaþantý toplumu”, Guy Debord tarafýndan “gösteri toplumu” olarak ifade edilmiþtir. Bunu da kapitalist sistemdeki mal ve hizmet dolaþýmýna baðlamaya çalýþmýþtýr. Gerçekten gösteri toplumunda illegal faaliyetler olarak tanýmlanan; mafya, terörizm, ihtilaller, polis devleti olmak gibi genellemeler de gösterinin çeþitli parçalarý olarak ortaya çýkmaktadýr. Artýk herkes belli bir ölçekte ve deðerde bu gösterinin parçalarý olarak kendilerine belki kendilerinin de haberleri olmadan verilen rolleri oynarlar ve rol paylaþýmý olmayanlarda seyirciler olarak sahnedeki oyunu ve oyuncularý var ederler. Katýlýmcý demokrasi de bana göre bu oyunlardan birisidir. Geçmiþte doðrudan gerçekleþen yaþantýlar, modern toplumlarda yerini hýzla bir temsile, görüntüye veya imaja býrakýr. Kýsacasý yaþanýlmýþ bir gerçek olmamakla beraber, sadece gerçeðin benzeri veya temsilinden ibarettir. Öyle sanýyorum ki demokrasi dediðimiz yapýda olduðu gibi aslý dururken kendi seçtikleri temsilciler daha etkin ve seçkinler rolünü oynarlar. Seçkinleþen seçilmiþi verdiði oyuyla oralara gönderen seçmenler ise, dikkate deðer bile bulunmazlar. Çok enteresan benzeþmelerin olduðu açýktýr.

Gerçekleþen bu deðiþim süreçleri çerçevesinde yüksek bir kültürü tamamýyla býrakýp, þaþkýn bir halde ve hýzla alçak bir kültür içerisinde nefeslenmeye çalýþan postmodern dönemin yeni yeni alt kimlikler ve kültürler yaratmaya baþlamasý gözden uzak tutulamaz. Yaþanan bu hengâmeler içerisinde siyasetin ve siyasetçilerin davranýþlarý, dilleri ve söylemleri de çok önemli deðiþimler geçirmektedir. Ortaya çýkan söylem ve davranýþ deðiþiklikleri, kendileri ile vatandaþ arasýnda yeni imaj duvarlarý örmeye baþlamýþtýr. Yaratýlmaya çalýþýlan yeni imajlarýn sadece gösteri toplumuna uyan göstermelik siyasetçilere halkýn talep ve beklentileri dýþýnda, onun kültürel ve dil deðerleriyle uyuþmayan, görsel kimlikler kazandýrdýðý anlaþýlmaktadýr. Bu görsel ve bir farklý fark yaratmaya dönük çabalarýn arka plânýnda; siyasilerin seçmenlerinden daha üstün ve seçkin olduklarýný, yeni bir imaj olarak imaj maker medya desteðiyle sunma çabasý bulunuyor. Böyle bir siyasetçi tipinin nazarýnda seçmen kitlesi ve halk, her seferinde yeni sunumlar yapýlmasý  gereken bir sunum toplumudur. Sunumlarýn içerikleri post modern anlayýþýn, toplumsal ve bireysel kapsamlý sosyal, insan psikolojisini yansýtan, millî ve kültürel gerçekliklerin dýþýnda, onlara benzetilerek üretilmiþ iletiþimden ziyade iletiþimsizlik türlerinden oluþuyor. Bahse konu siyasetçinin arka plândaki bir baþka gerekçesi de; bir kere seçkin seçilmiþ olduktan sonra, iþgal ettiði yeri ve koltuðu kendisine miras kalmýþ bir mülkiyet olarak gördüðünden, kendisini kurumsallaþtýrmakta, her zamanda ve koþulda o yeri her þeye raðmen muhafaza etme teþebbüsüdür. Bu yeni tip siyasetçilerin arka plâna düþen o gerekçelerin koþullarýnýn hazýrlanmasý, vurgulamaya çalýþtýðýmýz yeni sunumlarý ve imajlarý gerektiriyor.  Tam bu noktada post modern imajmaker ve cilamaker medya hazýr beklemektedir. Yeni sunumlar için birkaç medyatik çekim, boy ve þov gösterileriyle cila üstüne cila atýlýrken, kurumsal siyasetçinin kendisini düzene koyacak halk ve seçmen aynasýna bakma yerine daha kontrol edilebilir olan kendi görsellerini  izleyerek yeni gösteri ve imajlara soyunmasý kaçýnýlmaz olacaktýr. Yani post modernleþmeye çalýþan siyasetçi, geleneksel, kültürel ve toplumsal deðer ve normlarla fazla uyuþmayan, asýl yaþantý, tecrübe ve deneyimlere dayanmayan, farklý arka plânlara dayanan ve yeni üretilmiþ imajlarýn ortaya çýkardýðý gösteriþ imajýný yeni tertip ve düzenler oluþturabilmek için kendi aynasý olarak kullanmaktadýr. Siyasi partilerin liderlerinin böyle bir problemleri yoktur. Çünkü onlar, seçmen ve halk nezdinde yeni alternatiflerle karþý karþýya deðillerdir.

Küreselleþmenin getirdiði olumsuz etkilerden milli ve kültürel deðerler çerçevesinde gelenekselliði ile korunabilmiþ, yeni imajlar ve görsel þovlar yapma ihtiyacý duymayan sade vatandaþ  ile, küresel post modern siyasetçiler arasýnda saðlanmasý istenen mutabakat zemini bu þekliyle alabildiðine kayganlaþmakta ve artýk seyircisi olmayan buz pisti meydanlarda, o muhterem þovmen siyasetçiler bol bol buz pateni gösterilerine  kurumsallaþtýrdýklarý yapýlarý ile devam edeceklerdir. Bu hale getirilen kaygan siyaset zemininde kay-kay oyunlarý, kaydýrýlan siyasetçinin buz keserek ateþini söndürene ve kaydýðý soðuk buz zeminini kalýp kalýp söküp yiyene kadar devam edecektir. Çünkü post modern siyaset anlayýþýnýn ürettiði yeni ve sanal gerçeklikler peþine yeni umut ýþýklarý yakýyor diye takýlarak,  her bir þeyini, altýný, üstünü yiyip bitiren siyaset acemisinin yiyecek bir þey bulamayacaðýndan dönüp kendi millî, dini, ahlâki ve kültürel iletiþim deðerlerini de yemeye baþlamasý kaçýnýlmaz olacaktýr.

SONUÇ VE ÖNERÝLER

21. yüzyýldan bahsederken, küreselleþmenin ve postmodern anlaþýlmaz anlayýþlarýn yazýlý ve görsel medya, sosyal paylaþým aðlarýnýn dayattýðý; yeni iletiþim argümanlarý; milli, manevi ve kültürel deðer aðaçlarýnýn çok derinlere ulaþan köklerine doðrudan müdahale edemeyeceklerinden, ana gövdelere aþýlamalar yoluyla üretilmeye çalýþýlan baþka köklü, baþka dal ve o dallara gizlenen zehirli meyveler, ne o aðacýn kendi dallarý ve ne de kendi meyveleri olamayacaðý gibi, sürecin ürettiði siyasetçilerden farký yoktur. Özlenen ve beklenen siyasetçi; dili halkýnýn anladýðý dil, kültürü halkýnýn yaþattýðý kültür olan ve o millet aðacýnýn kendi yetiþtirdiði dalý, meyveleri güneþe el açan yapraklarý olmalýdýr. Çünkü kökten gövde kanalýyla dala, budaða ve yapraklara doðru bir beslenme ve dal, budak ve yapraklardan da yine gövde kanalýyla köklere doðru çevrenin ve ötelerin algýlanmasý ve deðiþim ve dönüþümlerin izlenmesini saðlayan veriler gönderilmektedir. Bu dirik süreç, açýk bir eðitim sürecidir.

Siyaset kurumu ve dolayýsýyla siyasetçi halkýnýn eðiticisidir. Küresel ve post modern ölçekte üretilen senaryolarýn arka plâna düþürülen saklý hedeflerini ve gerekçelerini vatandaþýna açýklamak ve karþý tedbirlerin vatandaþ nezdinde alýnmasýný saðlamak zorundadýr. Bu tam bir eðitim iþidir. Gerçekten de eðitim sisteminin plânlamasý uygulamasý ve deðerlendirilerek yeni program geliþtirme çalýþmalarý, seçilmiþ siyasi otorite tarafýndan yapýlmaktadýr. Milli kültürün yeni kuþaklara aktarýlmasý bu çerçevedendir. Halkýn dýþarýdan gelecek yýkýcý etkilere karþý daha dayanýklý hale getirilmesi önemlidir. Günümüzde katýlýmcý demokrasi yutturmalarýyla demokrasi getirilmeye çalýþýlan toplumlarýn durumu ortadadýr. Eðitici rolünü yerine getirerek halkýyla bütünleþemeyen siyaset kurumu ve dolayýsýyla siyasetçilerin, demokratik sistem çerçevesinde seçmeniyle geleceðe dönük yeni mutabakatlara varmasý beklenemez. Bütünleþme; ayný kültürü yaþamak, ayný dili kullanmak, insana özgü saðlýklý iletiþim kurallarýný hakim kýlmak ve sanal bir fark yaratmak için yeni ve cilalanmýþ yabani imajlarla ortaya çýkmamaktan,  halkýyla aynileþmekten geçmektedir. Yeni dönemde iktidara talip olan siyasi yapýlarýn mutlaka bu konularý masaya yatýrmalarý gereði açýktýr. Post modern siyasetçilerle seçmen kitlesi arasýnda yaþanan bire bir somut durumlardan hareketle, telaffuz edilebilecek genellemelere bakmak en belirleyici karar verme gerekçeleri olacaðýndan, siyasete talip olan adaylarýn da bu tür yanlýþlardan derhal vazgeçmeleri mutlaka saðlanmalýdýr.

Örneðin genç ve hasbelkader daha önce seçilerek kendisini seçkinler sýnýfýna koyan ve orada post moderizmin medyalamalarý tarafýndan oluþturulmuþ hazýr kýta sýralardan birisine sokan sýradan bir siyasetçinin etrafýna toplanan seçmenlerinden sadece bir veya iki kiþi ile sohbet etmesi, sadece onlarýn isimleri ve unvanlarý ile hitap etmesi, hemen koltuðunun dibinde seçmenlerin ve halkýn talebiyle oturtulan sevgi ve sempati merkezi kiþileri yâni erkiþileri, sanki vekilin böðür oklarý gibi algýlayýp, doðrudan iletiþim kurmaktan plânlý olarak kaçýnmasý izahý ancak bu þekil yapýlabilecek özürlü bir davranýþtýr. Yada sadece kendisinin yeni imajlarýnýn esrarýna kolayca veya çýkar odaklý beklentilerden dolayý kapýlan, beklide öyle gözüken kuyruklu uyducuklarýn gözlerinin içine bakarak öðüt verici, sorgulayýcý bir üslupla hep sen dilini kullanmasý, en hafifinden kendi yetersizliðinin ve kaybettiði kültürel deðerlerinin ifadesi olan bir iletiþim dili kullanmak zorunda kalmýþ olmasýnýn tezahürüdür. Bu tutum ve davranýþý sergileyen siyasetçi, etrafýnda gözünün ve aðzýnýn içine bakan onlarca kiþiden sadece bir veya iki kiþinin adýný bilmesi, diðerlerinin ýsrarla kendilerini tanýtmak istemelerine raðmen hep görmezlikten ve duymazlýktan gelmesi tam bir patolojik vakadýr. Böyle  henüz siyasallaþamamýþ siyasetçilerin olasý korkusu ve endiþesi;  o karþýlýk gözetmeden ve hiçbir siyasi beklentileri olmadan hizmet eden,ancak o tür siyasetçilerin ya bana rakip olursa diye ödünü patlatan  insanlarla kuracaklarý iletiþim sýrasýnda kendi zayýflýklarýnýn ve vasatlýklarýnýn belirginleþme ihtimalinin olmasý kaygýsý olsa gerektir.                                                                                                             Bu siyasetçilere o insanlarýn kendilerine her durumda destek verme mecburiyetlerinin ve kendilerine de bu tür bir mutlak itaatin olmasýný zorunlu kýlan gerekçelerinin olup olmadýðý onlar anlamak istemeseler de hep sandýklarda sorulmaktadýr. Onlar ya benim olsun, yada hiç kimsenin olmasýn felsefesini hayata geçirirken, yüzüstü süründürülen; inanýlan ve uðruna canlar feda edilen millî ve kutsal davalar ve doðrudan halkýn kendisi olmaktadýr. Sonuçta inandýðý tüm deðerleri ve kutsallarýyla yerlerde süründürülmeye mahkum edilen halkýn; bunalýma girip bayýlma ve Allah korusun, sanki hiç uyanamama krizlerine girmesinden þikâyet etmeye baþlýyorlar. Halbu ki þikâyet edilmesi gerekenler; halkýn gönlüne ulaþan haysiyet ve  onur patentli iletiþim ve paylaþým köprülerini inþa edemeyen ve halkýn ve dahasý kendi seçmen kitlesinin gönül sofrasýnda yer bulamayan o þovmen gösteri siyasetçileridir. Çünkü adam olan herkese yer açýlan Ebul Hasan El Harakâni’ nin  sofrasýna benzeyen o sofralarda, o siyasetçilerin lokma sürecekleri þov tabaklarý bulundurulmaz. Sonuçta anlaþýlacaðý gibi, seçmen ve genel halk kitlesi nezdinde  milleti olmayan vekilin hayalinin bile ulaþamayacaðý kadar fedakârlýklara katlanmýþ hizmet erlerinin olduðu gerçekliði gözden ýrak tutulmamasý gerektiði söylenebilir. Bu halk kitlesi postmodern anlayýþýn siyasi kültürünün ifadesi olan þov yapmazlar. Çok medyalatik olmaya çalýþmazlar. Sen gel buraya otur, siz gidin oraya oturun ayrýþtýrmasýndaki gel þuraya oturlara itibar etmezler. Çünkü gel denilenlerle git denilenler arasýndaki farký bilirler ve görürler.

Ýktidar adayý olan siyasi partilerin özellikle merkez teþkilâtý iradesiyle, vekillerin hepsinin kendi seçim bölgelerinde bulunan ve kendilerini vekil konumuna getiren seçmenler ile ilgili nasýl bir çalýþma yaptýklarý sorulmalýdýr. Bu çalýþma içerisinde ve özellikle üniversiteler dahil tüm kamu kurum ve kuruluþlarýndaki ayný siyasi görüþleri paylaþan asýl dava sahiplerini detaylý olarak tanýmak ve istiþarelerde bulunmak gibi çalýþmalarýn olup olmadýðý kesinlikle sorulmalýdýr. Hep vekillerin ayaklarýna gidilmesi gibi bir terbiyesizlikten vazgeçilmeli ve seçmenin ayaðýna gitmeyi gururuna ve kibrine yediremeyen vekil veya adaya da o yakýnlaþtýrýlmayan hizmet erlerinin namuslarý olan oylarýný asla yedirmeyecekleri bilinci yerleþtirilmelidir. Bizim milli kültürümüzde seçen ve seçilen iliþkileri çok sýcak ve samimi olmak zorundadýr. Eðitim ve öðretim etkinlikleri içerisinde öðretmenin öðrencilerine isimleriyle hitap etmeleri çok önemlidir. Seçilen ve seçen arasýndaki iliþkilerde ayný çerçevedendir. Bu yapýdaki seçilmiþlerin bana göre seçim bölgelerine hiç sokulmamasý çok daha yararlý olacaktýr. Ýnsanlar kendilerine deðer verildiðini hissettikleri siyasi yapýlara doðru bir yönelme içerisinde olmaktadýrlar. Doðal ve tabii olan da budur. Bu vekillere kendi seçim bölgelerinde bulunan seçmenler arasýnda ve bölge halký nazarýnda kendilerinden çok daha fazla seçmenin gönlünü fethedebilecek daha donanýmlý ve potansiyel adaylar hakkýnda tespitlerinin olup olmadýðý mutlaka sorulmalýdýr. Hatta diðer siyasi partilerde siyaset yapan ayný siyasi düþüncelere sahip seçmenlerin bu tercihlerinin nedenleri ile ilgili çok detaylý araþtýrma ve tespitlerin yapýlýp yapýlmadýðý sorulmalýdýr. Diðer yandan gidenlerin yeniden yuvaya dönüþleri adýna hangi önerilerin geliþtirildiði de muhataplarýna mutlaka sorulmalýdýr. Seçimlerden sonra geçen 4-5 yýllýk zaman sürecinde bu çalýþmalar daha uzun zamana yayýlarak yapýlmamasýnýn ve sadece birkaç palyatif çýkýþlarla son ana yýðýlmasýnýn sorumluluðu üstlenecek birileri herhalde olmalýdýr. Burada seçilmiþ vekillere çok büyük hisseler düþmektedir.   Ýþte bütün bu siyasal oluþumlarýn merkezinde ise sözlü veya yazýlý þekilde ifade mekanizmalarýný elinde bulunduran “dil gerçeði” yer alýr. Bu baðlamda, sebep ve sonuçlarý ile sosyal bir olgu olarak “siyasetçi dili” de, büyük önem taþýmaktadýr. Uygulanan çeþitli siyasi, hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel programlar çerçevesinde, ister iktidarda, ister muhalefette olsun siyasetçinin dili, oraya buraya çekilmeyecek, aþýrý elektriklenmelere zemin hazýrlamayacak ölçüde düzgün, açýk, net, anlaþýlýr biçimde “saðlýklý” olmalýdýr. Siyasetteki baþarýnýn temelinde, aklý ve dili iyi kullanmanýn yattýðý gerçeði, asla göz ardý edilmemelidir. Yanlýþ anlamalara, alýnganlýklara zemin hazýrlayan öfke ve þiddet içeren sözler, davranýþlar; yerini, akýlcý ve gerçekçi çizgide söylemlere, tutum ve davranýþlara býrakmalýdýr. Bir de asýl önemlisi, gerçek anlamda siyasetçi, toplumda “rol-model”, yani örnek olma görevini üstlenmiþ kiþi demektir. Bu bakýmdan, zaman zaman onun dilinde ifadesini bulan öfke yüklü söylemler ve buna baðlý olarak sergilenen itici, kýþkýrtýcý jestler, mimikler ve davranýþlar hiç de olumlu sonuçlar doðurmamaktadýr. Bu baðlamda, hiçbir siyasetçinin olumsuz sözleri, tutum ve davranýþlarý kendisiyle sýnýrlý kalmamakta, hatta bir domino etkisi yaratarak toplumsal barýþ, huzur ve bütünüyle “sosyal saðlýk” yer yer tehlikeye düþmektedir.                                Bu baðlamda, her siyasetçi:                                                                                                  1- Dili ustalýkla, akýcý ve etkili bir þekilde kullanarak, seçmen kitlesine ve halka yaptýklarýný, yapacaklarýný  ve yapmak istediklerini, özetle kendisini ve partisinin programýný, program hedeflerini  anlatmak durumunda, hatta zorunda olduðunu iyi bilmelidir.                                                                       2- Halka edep, anlayýþ, saygý ve sevgi ile yaklaþmalý, içten ve olumlu sözlerini beden dili ile bütünleþtirmelidir. Aðzýndan çýkacak her sözü yerinde ve zamanýnda kullanmalý, böylece halk ile sýcak iliþki kurma becerisini gösterebilmelidir. Karþý siyasi görüþtekiler tarafýndan her olumsuzluk, haksýzlýk, suçlama ve hatta iftira karþýsýnda bile, itici deðil; sabýr ve inançla, olgun söz ve davranýþlarla özellikle halkýn gözünde çekici olmalý, olmasýný bilmelidir.                                                                 Gerçekte bu, bazen çok zordur. Ama unutulmamalýdýr ki “siyaset” ayný zamanda, aklýný kullanarak dil ve beden dili aracýlýðý ile “zoru baþarma, baþarabilme sanatý” dýr. Ayný zamanda iletiþim sýrasýnda kültürel kodlarýnda devreye sokulmasý, kültürel deðer ve normlara dikkat ederek tutum ve davranýþlarýn biçimlendirilmesi çok daha etkili olacaktýr. Dil, kültür ve siyaset arasýndaki iliþki sadece bunlarla sýnýrlý olmayýp, çok daha geniþ bir çerçeveden ele alýnmasý gerekir.

YARARLANILAN  VE YARARLANILABÝLECEK  KAYNAKLAR

Appadurai, A. (1990) Disjuncture and difference in the global culture economy. Theory, Culture, and Society. 7.

Beneton, P. (1991) Muhafazakârlýk, Ýstanbul: Ýletiþim Yay.

Bilgin, N. (1997) Ulusal Kültür Kongresi: “Demokrasi Kültürü ve Globalleþme”. Ege Üniversitesi.

Connor, S. (2001) Post-Modernist Kültür: “Çaðdaþ Olanýn Kuramlarýna Bir Giriþ”, Ýstanbul: Yapý Kredi Yay.

“Din Çimentomuz” Radikal, 12 Aralýk 2005, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=172661

Durham, M. G. & Kellner, D. (2001) Media and Cultural Studies Key Works, Blackwell.

Jameson, F. (1994) Postmodernizim ya da geç kapitalizmin mantýðý, Ýstanbul: Yapý Kredi Yay.

Kahraman, H. B. (2007) Kültür Tarihi Affetmez, Ýstanbul: Agora Kitaplýðý.

Kahraman, H. B. (2007) Postmodernite ile Modernite Arasýnda Türkiye, Ýstanbul: Agora Kitaplýðý.

http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/214091-dil-ve-kultur-nedir.html#ixzz2aqcZYHnF

Durmuþ Hocaoðlu, “Dil, Kültür ve Siyaset”, WebAnaliz., 21 Mart 2009, Cumartesi. WebAnaliz Yazýlarý  Sýra No: 3; 2009-03; Mart-03.

BALTA PETEKOÐLU, filiz, (2001) Halkla Ýliþkiler Nedir?, 2. Baský, Ýstanbul: Beta.

BAUDRILLARD, Jean, (1997) Türkmen Toplumu, Çrv. Hazal Deliceçaylý, Ferda Keskin, Ýstanbul: Ayrýntý Yayýnlarý.

CROTEAU, David ve HOYNESS, William, (1997) Media/Society. Induswtries, Images, and Audiences, Thomas Oaks/California, London ve New Delhi: Pine Force Press.

DEBORD, Guy, (1996) Gösteriþ Toplumu ve Yorumlar, Çev. Ayþen Ekmekçi-Okþan Taþkent, Ýstanbul: Ayrýntý Yayýnlarý.

HALL, Stuart ve JACQUES, Martin (Der.), (1995) Yeni Zamanlar-1990’ larda Politikanýn Deðiþen Çehresi, Çev. Abdullah Yýlmaz, Ýstanbul: Ayrýntý Yayýnlarý.

 I.NEWMAN, Bruce, (1994) The Marketing of the President: Political Marketing as Campaign Strategy, Thousand Oaks, California: Sage Publications.

LAZAR, Judith, (2001) Ýletiþim Bilimi,Cev. Cengiz Anýk, Ankara: Vadi Yayýnlarý.

MEYER, Thomas ve HINCMAN Lew, (2004) Medya Demokrasisi (Medya Siyaseti Nasýl Sömürgeleþtirir?),  Çev. Ahmet Fethi, Ýstanbul: Türkiye Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý. 

OKTAY, Mahmut, (2002) Politikada Halkla Ýliþkiler, Ýstanbul: Derin Yayýnlarý.

YÜRKOÐLU, Nurçay, (2000) Görü-Yorum-Gündelik Yaþamda Ýmgelerin Gücü, Ýstanbul: Der Yayýnlarý.

YILDIZ, Nuran, (2002) Türkiye’de Siyasetin Yeni Biçimi-Liderler, Ýmajlar, Medya, Ankara: Phoenix Yayýnevi.

ABOWITZ, Richard, October 16 – October 22, 2003, “That’s Politainment! Politics. Entertainment. They’ve been merging since Elvis and Nixon, making Gov. Arnold inevitable.” Las Vegas Weekly, http://www.lasvegasweekly.com/2003/10 16/columns atg.html., (Eriþim:11 Kasým 2003).

ARSLAN, Ruþen, “Ýþkenceye Karþý Çýkýþta Çifte Standart: ‘Benim Ýþkencem Ýyidir’”, 4 Mayýs 2004, 198619, http://www.gelawej.com/ modules.php? name=Sections&op= printpage&artid=82, (Eriþim: 15 Mayýs 2004).

A. STEPHAN, Beat, 12.06.2001, “Politainment und Pose”, Brückenbauer, Nr. 24, http://www.brueckbauer.ch/INHALT/0124/24iterv.htm, (Eriþim: 8 Kasým 2003).

BORA, Tanýl, 28 Aðustos 2001 “Politainment”, Medyakronik”, http://www.medyakronik.com/ arsiv/tbora arv 280801.htm, (Eriþim: 8 Kasým 2003).

ÇEBÝ, Murat, Sadullah, (2002) “Günümüzde Siyasetin Medyada Ýnþasý ve Sunumu Üzerine Bazý Dikkatler”, Ýletiþim, 2002/14 Yaz.

FLOCKE, Sarah-Janine, http://cf.e-politik.de/beitrag.cfm?beitrag ID=1679, (Eriþim: 8 Kasým 2008).

GOBEL, Horst, 11 Aralýk 2002, “Der steuer-Song in NÜRNBERG”, Siebenbürgische Zeitung Online, http://www.siebenburger.de/sbz/news/1039592846,94648,.html.

HOFMANN, Gunter, “Auf

  HOFMANN, Gunter, “Auf dem Weg zur Mediendemokratie”, http://www.zeit.de/2001/31/Kultur/ 200131_p-doerner.html, par.2, (Eriþim: 8 Kasým 2003).

JARREN, Otfried, 5-12 Oktober 2001, “ Mediengesellschaft. Risiken für die politische Kommunikation”, Aus Politik und Zeitgeschichte, Nr. 41 – 42/, 10-19, http://www.das-parlament.de/2001/ 41_42/beilage/2001_41_42_004_6502.html, (Eriþim: 06.11.2003).

KETLE, Martin, 6th November 2000-Monday, “It s politainment, with George n Al”, Special report: the US elections, Guardian, http://www.guardian.co.uk/ US_election_race/ Story/ 0,2763,393354,00.html.

KUKLENSKI Valerie, “Election now ultimate reality show . Recall campaign has become a hit around the world”, San Bernardino County Sun, http://www.sbsun.com/Stories/ 0,1413, 208%257E25124%257E1578142,00.html, (Eriþim: 11.11.2003).

(Doç. Dr. Ali Osman ENGÝN

Kafkas Üniversitesi Eðitim Fakültesi

Eðitim Bilimleri Bölümü

aosmanengin@gmail.com)

(BA-BA/S) GAZÝ KARS (KHA) 

  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 10044 Defa Okundu
2013-08-11

SON YAZILARI

Amerika’nýn yeni dünya düzeni ve PDY/PKK’ya biçilen yeni rol!.. Barzani’nin Korsan Referandumu ve Fýrsat Bu Fýrsat diyenler! Ýhanet ateþinde aklýný ýsýtanlar kendi bedenlerinin yanýþýný seyredecekler!.. Ýhanet Çeteleri ve Terör Yapýlarýyla Beraber Kayýran ve Koruyanlara da Amasýz, Fakatsýz Dokunulmalýdýr!.. 15 Temmuz Üzerinden 1 Yýl Geçti Devleti Baþsýz Býrakmaya Niyet Edenler… Ýnfaz timlerinin varlýðýna iþaret etmiþtim, eyvah haklýymýþým!.. Neye Evet Neye Hayýr!.. Anayasa ve Hükümet Sistemi Referandumunda evetle hayýr yer deðiþtirirse! Anayasa Referandumu ve Türk Eðitim Sen Genel Baþkanýnýn Sözleri

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır