|
İşgal altında dokuz yıl
Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan süreç Amerika’nın Irak’ı işgal etmesiyle son buldu.
İşgal altında geçen dokuz yılın ardından Obama yönetimi Irak’ta kalan son elli bin askerini ırak topraklarından çekerek resmi bir törenle Irak yönetimine teslim etti.
Sanki Amerika dünyanın takdir edeceği bir başarıya imza atmış gibi övüne, övüne gövde gösterisi yaptı.
Dünyanın en büyük siyasi, askeri, ekonomik, kültürel-ideolojik ve diplomatik gücü olmakla yetinmeyen ve dünya egemenliğini ele geçirmek isteyen Amerikan kapitalizmi, “petrol zenginliklerine” göz koyduğu Irak’ı dokuz yıl önce işgal etti.
İşgalin bilançosu çok ağır oldu. Bir milyonu aşkın Iraklı sivil ve asker öldürüldü.
Sokaklarda, camilerde, evlerde birçok ıraklı işkencelerden geçirildi.
Amerika yıllardan beridir birçok ülkede, “Uluslararası savaş suçu” işliyor ve çoğu ülkede Amerika’nın yanın da yer alarak bu “savaş suçuna” ortak oluyor.
2003’teki Amerikan işgali ile ardından ayrıca gelen “etnik ve dini çatışmalar”, Irak’ta 100 binlerce insanın ölümüne de zemin hazırlanmış oldu.
Geçmiş tarihimize söyle bir bakarsak; Yıllar önce meydanlarda, “Kahrolsun Amerika” diye slogan atanlar tutuklanıyordu. Tutuklanmakla kalmıyor darağaçlarında saldırılıyordu.
ABD, Irak’ın petrol yataklarına göz dikmişti. Petrol yataklarını kendi “milli zenginliği” gibi görüp sahip çıkmaya kalkışarak o topraklarda kan döktü.
Altını çizerek söylüyorum; Amerika hiçbir ülkenin dostu değildir. Amerika, kendi çıkarı için ülkeleri kullanır ve işi bitince de kullandığı ülkeleri bir kağıt gibi kaldırıp, bir kenara atmayı kendisine her daim “prensip” bilmiştir.
Esir düşen asker öldürülmez. Esir düşen askeri öldürmek acizliğin ta kendisidir.
Silahsız, savunmasız elleri bağlı insana işkence etmek bir insanlık ayıbıdır.
Amerikan askerleri, Irak topraklarında kadınlara cinsel saldırılarda bulundu.
Bu konu gündeme taşınınca Türk halkı “ayağa kalktı” ve sokaklara döküldü.
Meydanlarda “savaşa hayır” mitingleri düzenledi.
Binlerce kadının onurunu ayaklar altına aldı ve insanlara kurşun sıktı.
Hiçbir ülkenin gıkı dahi çıkmadı yaşanan vahşete.
Ortada görülemeyen bir gerçek var oda; “kan dökülen tek toprakların İslam coğrafyası” olması.
Amerika, sözde Irak’ı “özgürleştirecekti” ve “demokrasi” götürecekti. Demokrasinin aksine; ölüm götürdü.
İşgalin başlamasıyla Amerika bölgede adeta kan kustu. Tehlike arz edecek noktaları sivillere aldırış etmeden ateş altında tutarak bombaladı.
Yoğun ateş altında kalan Irak’ın, “toprak bütünlüğü” resmen Amerika’nın eline geçerek bağımsızlığından oldu.
O saatten sonra Irak için büyük bir yıkım başladı. Ve bir bomba gibi Irak’ın pimi çekildi.
Bu savaş sonunda bir milyonu aşkın insan öldürüldü. Ve işgal sonrası Amerika işgalden galip çıkarak hayalini kurduğu “petrolünde” üstüne kondu.
Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in büstlerini yıkan bazı muhalif gruplar, öyle sandılar ki; Amerika’nın süslü lafları gerçekten özgürlük getirecek diye düşündüler ve yanıldılar.
Muhalifler, yapılan hatayı sonradan fark ettiler. Ama olan olmuştu ve Irak, Amerika’nın “egemenliği” altına girmişti.
Her sokakta Amerikan silahlı güçleri, Irak halkına zulmetti. İşgalin ardından Irak daha da karıştı. Bu kez de ölü sayısı gün geçtikçe artmaya başladı.
Amerika, “dünyanın ortak düşmanı” ve birçok ülke, “ortak düşman” Amerika’ya karşı savaş naraları atıyor.
Amerika’nın Irak’tan çekilmesi doğal çünkü alacağı petrolü aldı ve Saddam Hüseyin’i devirdi. Güç Amerika’nın eline geçti.
Her açıdan kazanan Amerika, kaybeden ise Irak oldu. Ülkeler, “Amerikan Faşizm’inin” yanında yer aldıkça daha çok kan dökülecek…
|