|
Kahrolsun işçiler yaşasın patronlar
Yüzyıllardan buyana süre gelen bir mücadelenin adıdır işçilerin kardeşliği. Eşitlik, özgürlük söylemleri. Nicedir anlatılır işçilere, nicedir örgütlenme çalışmaları devamlı yapılmakta. Kimi zaman bu uğurda ölen insanlarımız oldu, kimi zaman da işinden atılan, ekmeksiz kalan işçilerimiz. Ama nedense verilen mücadeleler hep fiyasko ile sonuçlandı. Bir ay eşek gibi çalışarak bir simitle günü geçiren insanların haklarını savunmaları için milyonlarca bildiri dağıtıldı. At gözlükleri takılan, emperyalizmin kanlı pençesinde iliklerine kadar sömürülen işçiler, nedense bir türlü gerçeği göremedi ya da görmezden geldi. Bir bakıyorsunuz fabrikanın önünde ÜçBeş işçi grevde, her gün ekmeğini bölüştüğü diğer iş arkadaşı makinenin başında ve patronun yoldaşına karşı yaptığı zulme göz yummakta.
Bir ay önce aldığım bir duyum neticesinde sıkı bir araştırmaya geçtim. Türkiye’nin en büyük mobilya üreticilerinden olan bir fabrikada 100’e yakın işçinin işten atıldığı iddia edildi. Her yıl milyon Dolarları kasasına koyan bu fabrikanın işçileri işten atma gerekçesi ise son derece komik. İnternet üzerinden örgütlenen bu işçiler sosyal medya ağı olan Facebookta örgütlenerek iş yerleri adına bir grup kurmuşlar. Açılan grupta iş yerinde verilen yemeklerin kötü oluşundan, işçilere uygulanan zulme kadar her bir şey eleştirilmiş. İçlerinden biri ispiyonlamış olacak ki, bu iş patronların kulağına gitmiş. Grubu kurandan tutunda gruba üye olan, arkadaşı tarafından gruba üye edilen herkesin anında işine son verilmiş. İlk duyduğumda böylesine saçma bir bahaneden dolayı bunca kişinin ekmeğiyle oynanmayacağını düşündüm. Sıkı araştırmalar sonucunda işten atılan 5 işçi ile irtibata geçtim ve görüşmeler gerçekleştirdim. Duyduklarım tamamının doğru olduğunu, gruba üye olan herkesin işine son verildiğini doğruladılar.
Gazeteciliğin gerektirdiği gibi bu konuyu habere dönüştürmek istedim. Ama ne hikmetse işten çıkartılan, işsiz bırakılan, ekmeği elinden alınan işçilerden duyduğum cümleler bende şok etkisi yarattı. Bu konunun fazla üzerine gitmemem gerektiğini, aksi halde başıma kötü işlerin açılacağını söylediler. “Bu ne korku? Bu ne baskı? Kim korkutmuş bu insanları bu kadar? Birlik olup dağları devirebilecek güce sahip olan bu insanlar kıçı kırık bir patrondan mı korkuyor?” diye geçirdim içimden. “Siz yeter ki beyanat verin ben bu haberi yapacağım“ dedim. Kimileri tehdit edildiğini kimileri ise, işten atılmalarını pek önemsemediklerini söylediler. “Ama size karşı yapılan bir haksızlık var. Ekmeğiniz elinizden alınmış, size karşı bir haksızlık yapılmış. Çoluk çocuğunuzun rızkını, emeğinizi, alın terinizi bir kalemde silmiş atmışlar” dedim ama nafile. Ne yaptıysam ikna edemedim haber konusuna.
O anda Hz. Ali Efendimizin sözü geldi aklıma. “HAKSIZLIK ÖNÜNDE EGÌLMEYÌNÌZ . ÇÜNKÜ HAKKINIZLA BERABER SEREFÌNÌZÌDE KAYBEDERSÌNÌZ.” ne güzel de söylemiş. “İnsanlar onurunu yitirmiş, boşuna nefes tüketme” diye düşündüm. Sonra sevdiğim bir söz geçti aklımdan, “Bir devlette zenginlik ve zenginler baştacı olunca, doğruluğun ve doğru insanların şerefi azalır. Peki ya bunca yıldır verilen mücadeleler, direnişler ne olacak? Boşuna mı verildi bunca mücadele, emek, her şey boşuna mıydı? Yaşasın işçilerin kardeşliği sloganları atanlar boşuna mı öldü? Boşuna mı hapishanelerde ömür çürüttü? Kahrolsun o zaman işçilerin mücadelesi, yaşasın patronların gücü, yaşasın patronların, sermayenin birliği. Kahrolsun işçler, kahrolsun işyerindeki haksızlıklara başkaldıran insanlar. Kahrolsun insanları yapılan haksızlıklar kaşısın da örgütlemek isteyenler.
|