KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

BöYLEDR BZM AþKýMýZ-2

  Yrd. Doç. Dr. ABDULKADÝR ERKAL

          abdulkadirerkal@gmail.com
         BöYLEDR BZM AþKýMýZ-2

 Böyledir Bizim Aþkýmýz-2

BEYAZ GÜL

Kafkas Haber Ajansý (KHA) Yazarý Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir Erkal’in, “Böyledir Bizim Aþkýmýz-2 BEYAZ GÜL” yazýsý:

Sümmâni bu derde oldu müþterek

Kul ermez menzile meðer everek

Bugün bir gün yarýn iki diyerek

Yâr siyah zülfümde beyaz gül açtý

Soðuk bir kýþ gecesinde þehirlerarasý otobüsün orta sýralarýnda cam kenarýnda oturmuþ gözlerini karanlýðýn içine daldýrmýþ nereye baktýðýný bilmeden, yüreði patlayan fýrtýnalarýn içinde saða sola delicesine savrulan dalgalarýyla coþkun bir deniz gibi çýrpýnýyorken, gözlerindeki o suskunlukla ve biraz da içte saklý hasret yanýðý bakýþlarýyla kûy-ý yâre doðru yol alýyordu. Otobüs karanlýðýn içinden süzülürken ara ara bu karanlýðý bölen yanýndan geçtiði þehrin ýþýklarý bile gözünün içine girmeyi baþaramýyordu. Aradan uzun zaman geçmiþti yâri görmeyeli. Aslýnda o yârinin yanýndayken bile yârine hasret halde yaþýyordu. Ama en azýndan o zamanlar gözünün önünde idi. Yüreði ona koþamasa bile gözleri onu hep avutuyordu. Gözü kalbini yâr yanýnda iken hep kandýrdý. Kalbinin ona açýlmasýný, derdini ona ifade etmesine hep bir þekilde mani olmuþtu. ‘Ben görüyorum ya! Yetmez mi’ diye hep avutuyordu yüreðini. Tâki üniversite yýllarý bitip ve gerçek ayrýlýk vakti gelinceye kadar. Artýk kalple beraber göz de mahrumdu sevgilinin cemalinden!... Aþk denen bu menem þey öyle bir duygu ki âþýðýn yüreði, benliði her þeyi sevgilinin cemâli karþýsýnda kendini eritip yok ediyor, derdini sevgiliye ifade etmeye mecal bulamýyor kendinde. Çabalýyor, didiniyor derdini yâre açmak için çeþitli yollar deniyor ama yârin önünde bütün gayretler selin önüne kapýlmýþ çöp misali yârin gözleri içinde yok olup gidiyor:

Her bir müþtak bu þikâra yetiþmez

Cehd etmeyen ol dildâra yetiþmez

Câným ister elim yâra yetiþmez

Ýfâde etmeye dil bulamadým

                                           (Sümmâni)

Zamanýn vermiþ olduðu olgunlukla yârla farklý vesilelerle konuþma fýrsatý bulmuþ en azýndan kendini ifade eder hale gelmiþti. Bu her ne kadar telefonla da olsa da bazý þeyleri dostluk baðlamýnda onunla paylaþabilmiþti. Her ne kadar yüreðindeki çýrpýnan denizden yâri uzak tutsa, ona hissettirmese de gözden sonra da kulaklarý da yâri sesinden nasipleniyordu. Ama yürek hâlâ kendini ona ifade edemiyordu. Bu yolculuk belki bir nevi yüreðinin merâmýný ona ifade etmek içindi. Aslýnda yâr da her ne kadar onun bu hailinden habersizmiþ görünse de beden dilinden, kendisine olan sevdasýndan haberdardý. O da bunu ona hissettirmemeye çalýþýyor, onun dostluðunu sürdürmek istiyordu.

Bu karanlýk yolculuðun ardýndan güneþle beraber, yâr da onun yüreðine bir güneþ gibi doðacaktý. O ana kavuþmanýn vereceði heyecaný þimdiden bütün bedenini kaplamýþtý. Güneþle beraber o da þehre girdi. Otobüsten indikten biraz sonra insan seline maruz kalacak olan boþ caddelerde serseri gibi nereye gideceðini bilmeden dolaþmaya baþladý. Yâr ile buluþma saatine daha vardý. Öylece vakit geçiriyordu. Sonra gözü bir çiçekçiye takýldý. ‘Eli boþ gidilmez cânâne karþý’ mukabilinden, yeni açýlmýþ olan çiçekçi dükkânýndan içeri girdi. Çiçekleri þöyle bir süzdükten sonra çiçekçiye ‘bir adet gül alabilir miyim?’ dedi. Çiçekçi kýrmýzý güllerin önüne gelerek oradan bir adet çýkarmaya çalýþýrken müdahale etti; ‘Beyaz gül olsun lütfen!, paket filan da yapmayýn.’ Çiçekçi bir adet beyaz gülü güllerin içinden alarak uzattý. Elinde bir adet beyaz gülle caddede yine yürümeye devam eti. Kýþ mevsimi olduðundan hava biraz sertti. Beyaz gülü soðuktan muhafaza etmek ister gibi ceketinin sol iç cebine özenle yerleþtirdi. Dikenleri bedenine batmasýn diye ceketinin sol yanýný havalý tutuyordu. Bir vesile ile fýrsatýný bulacak yâre karþý olan o temiz ve saf aþk duygularýný hâlisane bir dil ile anlatacak ve ardýndan saflýðýn, temizliðin, samimiyetin ve masumiyetin simgesi olan bu beyaz gülü de ona takdim edecekti. Bu beyaz gülü yâre verme anýnýn hayalini zihninde canlandýrýrken arada elini cebine atarak gülü ananýn çocuðunu okþamasý gibi okþuyordu. Gül de sanki onunla beraber o anýn heyecanýný yaþýyor, bir an önce o cepten çýkýp ait olduðu yârin ellerine kendini salývermek istiyordu.

Ve buluþma aný gelip çatmýþtý!.. Buluþma yerine yaklaþtýkça yüreðinin çýrpýnýþlarý bedenine yansýyor, ayaklarý güçten kesiliyor sendelemeye baþlýyordu. Aðýr aðýr adýmlarla yaklaþýrken bir yandan da gözleri çevrede onu arýyordu. O anda gözler birbirini buldu. ‘Gördüm, gördüm onu iþte orada!’ diye gözü büyük bir heyecan ve coþkuyla müjde verircesine kalbine doðru avaz avaz baðýrmaya baþladý. Artýk yan yanaydýlar. Dillerden önce gözler uzun uzadýya birbirleriyle sohbet ettikten sonra, yârin sesi bu sohbeti bitirdi. ‘Hoþ geldin!’, Utangaç ve mahsun bir edayla, zor bela ‘Hoþ bulduk!’ diyebildi. Sonra yine sessizlik. Bir müddet caddede yürüdüler. Aslýnda ikisinin de birbirlerine anlatacaðý çok þey vardý. Suskunluklarý onun belirtisiydi. Sessizliði bozmak ev sahibesi olarak yine yâra düþtü. Havadan sudan þeylerle sohbete baþlamak adettendir kabilinden ‘Bugün de hava kapalý serin. Bu yüzden yanýma þemsiye aldým! Ne olur ne olmaz!’ ‘Ocak ayýndayýz normaldir.’, ‘Aç mýsýn sana bir yemek ýsmarlayayým!’, ‘Yok, aç deðilim teþekkür ederim.’, ‘O zaman bir kafeye gidelim orada sýcak þeyler içelim. Bu soðuk havada iyi gider.’ Kýsa bir yürüyüþten sonra bir pastaneden içeri girdiler. Üst kata çýkarak duvar dibinde iki kiþilik küçük bir masaya karþýlýklý oturdular. Ýkisi de birbirlerinden gözlerini kaçýrýyor, gözlerine baþka bir meþgale aramak için çabalýyor, gözler de bu engellere karþý direnmek için var güçleriyle savaþýyordu. Anlýk bakýþmalar, susan diller, büyük bir sükûnet. Bu sükûneti garson bozmasa öyle devam edecek gibiydi. ‘Ne arzu edersiniz efendim!’ sözüyle irkildiler. Çay’da karar kýldýlar. Ýki fincan çayýn gelmesiyle birlikte kaþýk sesi bir an olsun onlarýn sessizliðine imdada koþtu.

Söze bir yerden baþlamanýn gerekliliðinin bilincinde olarak sohbet ortamlarýnýn klasik sorusuyla sohbete baþladý.

‘Öðrencilikten sonraki hayat nasýl! Bir fark var mý!’, ‘Ýster istemez fark var. Öðrenci iken ayaklarýmýz hep havada idi. Þimdi yere indi. Ayaklarýmýzýn varlýðýný þimdi daha derinden hissetmeye baþladýk. Sence de öyle deðil mi?’ ‘Haklýsýn, insan öðrenci iken dünyanýn kendi etrafýnda döndüðünü sanýyor. Þimdi ise anlýyorum ki aslýnda biz dünyanýn içinde dönüp duruyoruz.!’ ‘Þu aralar okuduðum bir kitap var…’ yâr daha sözünü bitirmeden hemen araya girdi: ‘Dur tahmin edeyim, Orhan Pamuk Yeni Hayat!’ yâr hafif bir tebessümle ‘Evet! Nereden bildin?’, ‘Bu o kadar da zor deðil, þu anda herkesin okuduðu kitap, herkes yaþadýðý hayattan býkmýþ gibi hayatlarýný deðiþtirecek bir vesile arýyorlar. Hayatý bir besin gibi o kadar çabuk tüketiyoruz ki, hemen yenisini aramanýn derdine düþüyoruz.!,’ ‘Okumak ya da bir kitap insanýn hayatýný deðiþtiremez mi?’, ‘Deðil bir kitap bir cümle bile insanýn hayatýný büsbütün deðiþtirir ya da hayatýna farklý bir yön verebilir. Mesele o cümleyi ya da kitabý aramak deðil onun gelip seni bulmasýdýr.!’ ‘Bu da bir çeþit arama deðil midir.’ ‘Ýnsan aramasýný bilen varlýktýr. Mesele neyi nerede aradýðýnla alakalýdýr. Ýnsan kendisi için en güzeli en iyisini elde etme gibi bir egoya sahiptir.!’ ‘Peki sen bu dünyada neyi nerede arýyorsun diye sorsam?’, ‘Aslýnda ben aradýðým þeyi buldum da, o esnada kendimi kaybettim. Kendimi bulmaya çalýþýrken de aradýðým avuçlarýmdan kayýp gitti. Anlayacaðýn ikisini bir türlü bir araya getiremedim.’ ‘Bazen ne düþünüyorum biliyor musun?’ ‘Ne?’, ‘Seninle öðrencilik yýllarýnda hiç böyle oturup konuþmadýk, biraz mesafeli durdun. Bunun için seni hep soðuk gördüm. Ama seninle gerek telefondaki konuþmalarýmýz olsun, gerekse þimdi aslýnda hiç de öyle biri olmadýðýný anladým. Bir nevi sen bu özelliðini bizden mahrum ettin. Bu yüzden kýzýyorum sana. Ýnsan seninle sohbet edince öyle bir rahatlýyor ki anlatamam!’ Yârin bu sözlerini ilk bakýþta iltifat gibi alsa da aslýnda çaresizliðinin ve güçsüzlüðünün göstergesi olduðunu nasýl söyleyebilirdi. ‘Arayýp da elde edemediðin þeyi söylemedin! Dur’ bunu da ben tahmin edeyim: Ben sevgisizlik yolu üzerinden döndüm köþeyi/ ve sevgiyi sevgisizlikte keþfettim!’ Yârin bu sözleri üzerine tuhaf bir titreme geldi, ellerine hâkim olamaz oldu, baþýndan aþaðý öyle bir balyoz indi ki o darbenin etkisiyle neredeyse kalbi bedeninden fýrlayacaktý. Aðzýný açýyor, iki kelimeyi bir araya getirmeye çalýþýyor ama kelimeler bile aðzýnda titriyordu. Titrek ve þaþkýn bir ifade ile ‘Bu, bu benim sözüm. Sen bunu nerden biliyorsun.?’ ‘Senin olduðunu biliyorum. Alev Alatlýnýn Yaseminler Tüter mi Hala isimli kitabýn iç kapaðýna yazmýþsýn. Okulda bir vesile ile arkadaþýn elinde gördüm. Galiba ona hediye etmiþsin. Kapaðýna da o þiiri yazmýþsýn. O söz beni çok etkiledi ben onu yurtta ranzamýn demirine yazmýþtým. Her akþam yatarken gözlerimin önünde duruyordu.!’

Ýçinden ‘Allah’ým yoksa bu bir iþaret mi. Yoksa! Yoksa! O da beni…. Olabilir mi? Ýçimdeki yangýný dýþarýya salmanýn zamaný þimdi olabilir mi!?’ diye düþünürken ani debelenmelerinden dolayý cebindeki gül harekete geçmiþ ve dikenleri bedenini acýtmaya baþlamýþtý. Sanki onu çimdikleyerek ‘Hadi çýkar beni de ait olduðum ellere ver!’ diye haykýrýyor gibiydi.

Merhem kabul etmez aþkýn dikeni

Ten içinde câna bata göresin

                              (Sümmâni)

O þaþkýnlýktan kendini bir an olsun toparlamaya çalýþtý. Bütün cesaretini toplayarak yârin gözlerinin içine baktý. Artýk o anýn geldiðini hissettiðini düþündüðü anda yârin gözleri içinde yine kaybolup gitti. Yüreðinde toplanmýþ bir an evvel aðýzdan dýþarý çýkmayý bekleyen sevgi kelimeler bir kez daha mahzun bir þekilde daðýlýp gitmiþlerdi. 

Sohbet uzadýkça uzuyor, zaman da bir su misali gibi akýyordu. Sabah geldikleri kafede akþamý etmiþlerdi. Ama o içindeki hissiyatýný, acýsýný bir türlü dillendirememiþ, cebindeki beyaz gül de ümidini kaybetmiþti. Yâr aslýnda onun kendisine söylemek istediði sevda sözcüklerinin farkýndaydý. O da sözlerin çýkmasýný aslýnda istemiyordu. Çünkü o duygularýn ilanýndan sonra kendisinin vereceði tepkinin ne olacaðýnýn karmaþasý içindeydi. Onunla konuþmak, sohbet etmek dertleþmek kendisi için bir büyü idi. O büyünün bozulmasýný istemiyordu.

Yine yâre derdini söyleyememe maðlubiyeti içerisinde kafeden çýktýlar. Hava kararmaya yüz tutmuþtu. Yýllardýr hayali kurulan, o kutlu gün yavaþ yavaþ nihayete eriyordu. Celladýna giden bir mahkûm gibi otobüs garýna doðru yol alýyorlardý. Gara yaklaþtýlar. Kendisini yardan belki de ebediyete kadar ayýracak otobüsün önüne kadar geldiler. Söylenmek için gelip de söylenmemiþ kelimelerin yürekte yas tuttuðu anda, gözler birbirlerine gönderdiði acý tebessüm ifadelerin ardýndan kýsa bir veda cümlesi ile buluþma son buldu. Yâr yüzünü döndü ve aðýr aðýr oradan uzaklaþmaya baþladý. O da ardýndan ‘Bu onu gördüðün son demlerdir!’ hissiyatýyla bakakaldý. Gözlerini bir an ayýrmadý. Belki bir an olsun geri döner son bir kez göz göze gelir umuduyla baktý. Yâr gittikçe ilerliyordu, köþeye geldi ve köþeden kayboldu. Bir rüya gibi geldi ve gitti. Rüyadan uyanmýþtý. Sonra rüyadan geri kalan, beyaz gül aklýna geldi. Elini cebine atýp gülü çýkardý. Bir müddet baktý güle. Gül sanki ona çok kýzgýndý. Sabahki canlýlýðý yok gibiydi. Gülün sapýný avuçlarýna aldý. Birinin boðazýna yapýþýr gibi avucunun içinde sýktý. Gözler ise hala yârin kaybolduðu köþede idi. Gözler onu geri çaðýrýyordu. Bir müddet öyle kalakaldý. Sonra avuçlarýnda bir sýzý hissetti. Eline baktý gülü sarmaladýðý parmaklarýnýn arasýndan kan damlýyordu. Avucunu açtý, gülün sapý avucu kan içinde kalmýþtý. Gülü diðer eline aldý. Kanlý eliyle gülün yapraklarýný okþamaya baþladý. Elindeki nur gibi beyaz parlak olan gül de kýzýla boyandý. Gülün bu halini görünce acý bir tebessümle güle ‘Ýþte þimdi gerçek karakterine büründün. Yaptýn yine güllüðünü!..’

Otobüse bindi ve kendisinin de bilmediði bir hayata doðru yol almaya baþladý….

Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül

Gül yaðýný eller sürünür çatlasa bülbül

Nevres

 

(BA-BA-S) GAZÝ KARS (KHA) – KAFKAS HABER AJANSI

  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 148599 Defa Okundu
2016-05-18

SON YAZILARI

Böyledir Bizim Aþkýmýz-2 Ekmeðin hamurunda sevgi vardýr Bu iþte bir garabet yok mu? ERZURUM’UN MANEVÝ MÝMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE) Böyledir bizim aþkýmýz! Osmanlýnýn Rüyasý: Rüyada Terakki MUHABBET, GÜL ÜSTÜNE!.. Söz, muhabbet üstüne!.. 1919 yýlýnda cep telefonu kullanmak!.. Âþýk Sümmani’den Sümmani Baba’ya

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır