KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans

BR DELNN AþKý

  Yrd. Doç. Dr. ABDULKADÝR ERKAL

          abdulkadirerkal@gmail.com
         BR DELNN AþKý

Bir delinin aþký 

Narmanlýlar ve Erzurum’un büyük bir kesimi Deli Ahmet’i tanýrlar. Deli Ahmet 1950’li yýllarda Narman’da doðmuþ ve ömrünün büyük bir kýsmýný da yine Narman’da geçirmiþtir. Deli Ahmet’in yani Ahmet Avcýoðlu’nun hayat hikâyesi yakýnçað Türk tarihi açýsýndan irdelenmesi gereken önemli bir konudur. Aziz dostum Doç Dr. Ahmet Sarý, Deli Ahmet’in hayatýndan bir kesiti ‘Oðuzun Oku’ adý altýnda hikâyeleþtirdi. Bu hikâye henüz bir yerde yayýnlanmadý. Onunda izni ile bu yazýda o hikâyeden bazý kesitler aktaracaðým.
 
Ben Deli Ahmet’i daha çocukluk yýllarýmda tanýdým. Deli Ahmet, Ahmet Sarý’nýn tasviri ile: ‘’ Maðrur mu maðrur. Sýrtýna astýðý paltosu, baþýna branda gibi baðladýðý pastel renkleri olan havlu dikkat çekiyor. Efeleniþi, göðsünü öne çýkararak geziþi, insanýn gözünden kaçmýyor. Yaklaþtýkça adamýn hafif bir kamburu olduðu görülüyor. Sýrtýna astýðý palto her ne kadar bir omzundan düþse de buna aldýrmýyor, biraz yürüdükten sonra onu tekrar iki omzuna asýyor. Belli adým attýktan sonra bir duraklayýp, etrafý kolaçan ediyor. Sýrtýnda o hafif kamburuyla, her iki yanýna dönüp külhanbeyi bakýþlarý insaný korkutuyor. Bir elinde sigarasýný ucuna taktýðý, kendi el yapýmý uzun odundan bir aðýzlýðý, diðer elinde garip bir ok. Gövdesi çubuk okun, keskin metali sivriltip bir ok ucu kýlmýþ, okun tüylerini de demirden yapmýþ; ince bir iþçilik, onu elinden býrakmýyor. Bunu, “Oðuz’un Oku” olarak adlandýrýyor.’’ biri idi.
Çocukken okuldan eve ya da evden okula giderken Deli Ahmet’i gördüðümüzde yolumuzu deðiþtirir onun yakýnýndan geçmemeye çalýþýrdýk. Elindeki demir uçlu okuyla kabadayý yürüyüþü, gözlerinin içindeki o anlamsýz ifade bizi fazlasýyla korkuturdu. Yanýna yaklaþýr ya da ona bir þey söylersek o demir uçlu oku bize saplamasýndan fena halde korkardýk. Aradan yýllar geçti. Bir gün fakültede öðretim üyelerinin bulunduðu koridorda yürürken gözüm kapýsý yarý açýk olan bir odaya iliþti. Gözlerime inanamadým. Emin olmak için bir daha dikkatle baktým. Evet, bu bizim Deli Ahmet’ti. Þimdi simini unuttuðum bir profesörün odasýnda oturmuþ, ayak ayak üstüne atmýþ, elinde Maltepe sigarasýnýn küllerini saða sola savuruyor, arada bir de çayýný yudumluyordu. Bu manzara karþýsýnda adeta þoka uðramýþtým. Heyecan ve þaþkýnlýkla Narmanlý olan bir hocamýn yanýna gittim. Gördüklerimi anlattým. Deli bir adamýn fakültede üstelik bir profesörün odasýnda ne iþi olabilirdi? Þaþkýnlýðýmý gören hocam bana Deli Ahmet’in kýsaca hikâyesini anlattý.
Deli Ahmet meðer 1979 yýlýnda Atatürk Üniversitesi Tarih bölümüne girmiþ. O dönemin ülkücü hareketin önde gelen isimlerinden biri imiþ. 1980 darbesi ile bizim Ahmet’de içeri alýnmýþ. Karakolda gördüðü iþkencelere dayanamayan Ahmet Avcýoðlu aklýný yitirmiþ. Yýllarca Elazýð Akýl hastanesinde kalmýþ. Sonra da hastane tarafýndan salýverilmiþ. Tabi o dönemdeki okul arkadaþlarýnýn bir kýsmý da akademisyen olmuþ. Ara ara Erzurum’a geldiðinde onlarý ziyaret ediyormuþ. Ben de Atatürk Üniversitesinde göreve baþlayýnca benim yanýma da gelmeye baþladý. Fazla konuþmazdý. Oturur bir iki soru sorar sorularýnýn cevaplarýný bile dinlemez kendi dünyasýna dalardý. Elindeki sigarasýný hiç düþürmez, yanýnda küllük dahi olsa külünü yerlere dökerdi. Ara ara içten bir gülmesi dakikalarca sürerdi. Ben Deli Ahmet’i bu yýllarda daha yakýndan tanýma fýrsatý buldum. Bir de onun üniversite yýllarýndaki aþkýný öðrendim. Bu olayý kendisinden deðil de o yýllardaki arkadaþlarýndan duydum. Ayný dönem Türk Dili ve Edebiyatý öðrencisi Nazan isminde bir kýza tutuluyor. Ahmet Sarý hikâyesinde olayý þöyle aktarýyor: ‘’ Tarih bölümünde olduðundan dolayý Türklüðün verdiði deliþmenlikle de davaya kendini kaptýrýyor. Bir taraftan tarih, bir taraftan zamanýn þartlarý, davanýn kutsallýðýný yeniden ortaya koyuyor. Bu ateþli dönemlerde bir de Nazan’a âþýk oluyor. Nazan da onun gibi deliþmen, o da davaya canýný verecek dirayette. Ona belki de gizli âþýk oluyor. Belki de Nazan, Ahmet aðabeyin kendisine âþýk olduðunu hiç bilmiyor. Ýkisini birbirine yaklaþtýran dava oluyor. Aþklarý içten içe kabarýyor; bu aþkýn yedeðe alýnýþýyla duvara yazýlan sloganlar daha da sert bir ifade buluyor…… Yeþilkent Gazinosu (Narman’da bir kahvehane)’na vardýðýnda da, kýþlarý akkor sobanýn yanýnda, soba açýldýðýnda, açýk sobadan yansýyan alev yalýmlarýnda uzun dalýþlarý oluyor Ahmet aðabeyin. Ne düþünüyor bilmiyorum. Ama çok derin dalýþlarý oluyor. Nazan’ý mý düþünüyor? Duvarlara yazdýðý sloganlarý mý, kardeþin kardeþi öldürdüðü bir dönemin yasýný mý tutuyor, sevmediði amcaoðlunu mu? Çok uzun dalýyor Ahmet aðabey, Ahmet aðabey çok uzun dalýyor.’’
 
Ahmet Sarý hikâyesinin sonunda þahit olduðu bir olayý naklediyor: ‘’ Kapý açýlýyor ve Ahmet aðabey içeri giriyor. Yüzü nasýl da zayýf ve çökmüþ. Çenesi, Cem Karaca’nýn çenesine benziyor. Sivri. Baþýnda yine branda þeklinde baðlanmýþ pastel renkleri olan bir havlu. Elindeki oku, masanýn üzerine koyuyor. “Hoþ geldin Ahmet aðabey” diyorum. Cevap vermiyor. Çay söylüyorum ona. Bakýþlarým oka saplanýyor. Korkuyorum Ahmet aðabeyden, hastalýðýnýn ne aþamada olduðu belli deðil ve Ahmet aðabeyin ne yapacaðý da belli olmuyor. Ayakkabýlarýný çýkararak baðdaþ oturuþa benzer bir oturuþla karþýmda oturuyor. “Oturuþumdan rahatsýz mý oldun?” diyor gür bir sesle. “Hayýr!” diyorum, “Olur mu öyle þey, rahatýna bak aðabey!”. Bu ara çaylar geliyor. Çaycý, Ahmet aðabeyin oturuþunu, yerdeki ayakkabýlarýný, baþýna baðladýðý havlu ile o garip tipini görünce þaþýrýyor. Yeni bir kimlik kartýnýn olduðunu, kimlik kartý için yeni bir fotoðraf çektirdiðini söylüyor Ahmet aðabey. Görmek istiyorum. Çýkarýyor, bana uzatýyor. Türkücü Zara’nýn fotoðrafýný kendi fotoðrafý üzerine eklemiþ, þaþýrýyorum. O dönemlerde gizlice sevdiði Nazan acaba Zara’ya mý benziyor? “Bu benim yeni fotoðrafým. Ýyi çýkmýþým deðil mi?” diye soruyor. “Ýyi çýkmýþsýn aðabey!” diyorum. Kimliði bir hýþýmla geri alýyor. Konuþmalarýnda yer yer ve dakikalarca uðunduðu dikkatimi çekiyor.’’
 
Evet, Deli Ahmet kendi kimliðindeki fotoðrafýnýn üstüne Zara’nýn fotoðrafýný yapýþtýrmýþ. Gerçekten de Zara sevdiði kýz Nazan’ýn gençlik haline benziyor. Deli Ahmet’in sevdiði Nazan, þu an edebiyat profesörü ve tirajý yüksek ulusal bir gazete de köþe yazarlýðý yapýyor. (Nazan’a ve ailesine saygýmýzdan ötürü tam kimlik bilgilerini vermemeyi uygun gördük) Dikkat edilmesi gereken husus; bu fotoðraf meselesidir. Deli Ahmet, Nazan’ýn gazetede köþe yazarlýðý yaptýðýný biliyor hatta o yazýlarý okuyordu. Niye Nazan’ýn oradaki fotoðrafýný kesip almadý da Zara’nýnkini koydu? Çünkü o Nazan’ý sevmiþti Ahmet, Prof. Nazan’ý deðil… Onun Nazan’ý o yýllarda kaldý. Onun o aklýný teslim ettiði yýllarda. Ahmet, o 80’li yýllarýn Nazan’ýna âþýktý. Gazetedeki Nazan ise bir anne, bir yazar… O da bunun bilince idi. Ahmet aþký, kendi benliðinin potasýnda eriterek aþký ile bir vücut olmuþtu. Sevgilisi aslýnda kendisi idi. Çünkü kendisinin fotoðrafýnýn olmasý gereken yerde sevgilisinin yani sevgilisine benzeyen birinin fotoðrafýný koymuþtu. Bu delicesine yapýlmýþ bir hareket deðildi! Ýçinde irdelendiðinde çok derin anlamlarýn çýkarýlacaðý sosyolojik bir olaydýr.
 
Ahmet Avcýoðlu 2007 yýlýnda Narman’da sessizce ayrýldý bu dünyadan. Hiç kimsenin haberi olamadan, kimseye rahatsýzlýk vermeden geldi, çilesini çekti ve gitti… Allah makamýný cennet etsin… Nur içinde yatsýn.
 
Ahmet Avcýoðlu’nun hikâyesi de bize gösteriyor ki, her gün yanýmýzdan geçen delilere bir kez daha dikkatle bakmak gerekiyor. Daha bizim delilerden öðrenecek çok þeyimiz var.. Yazýmý Ahmet Sarý’nýn hikâyesi’nin son bölümü ile bitiriyorum: ‘’ Bakýn uzaklara doðru bir adam gidiyor. Elleri öpülesi bir adam bu. O yorgun kamburunda koca bir tarih taþýyor. Elinde Oðuz’un oku. Baþýnda pastel renklerin olduðu bir havlu. Kimliðinde kendi fotoðrafý sandýðý türkücü Zara’nýn fotoðrafý. Bakýn uzaklara doðru bir adam gidiyor. Adý Ahmet Avcýoðlu.’’
  • Yahoo'da Payla
  • Payla
  • Payla
  • Facebook'ta Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
  • Payla
Bu Yaz 10481 Defa Okundu
2011-09-16

SON YAZILARI

Böyledir Bizim Aþkýmýz-2 Ekmeðin hamurunda sevgi vardýr Bu iþte bir garabet yok mu? ERZURUM’UN MANEVÝ MÝMARLARINDAN HÂCE MUHAMMED LUTFÎ (ALVARLI EFE) Böyledir bizim aþkýmýz! Osmanlýnýn Rüyasý: Rüyada Terakki MUHABBET, GÜL ÜSTÜNE!.. Söz, muhabbet üstüne!.. 1919 yýlýnda cep telefonu kullanmak!.. Âþýk Sümmani’den Sümmani Baba’ya

YORUMLAR

Abone Girişi

Yeni Abonelik        Şifre Unuttum ?




















VDEO HABERLER
Ciritte heyecanl anlar
Ciritte heyecanl anlar
Anketler
OK OKUNANLAR
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...
Sanayiciyim dedi, azl dolandrc kt...

Referandum Sonular, Kars Referandum Sonular, 2010 Referandum Sonular, Referandum Oy Sonular, Trkiye Referandum Sonular, izmir haber, canl referandum sonular

RSS 2010 KHA | Kafkas Haber Ajansý | Kars Haberleri | Kars Haber, kars güncel, kars ajans
KHA Bedir ALTUNOK adına resmi yayın organıdır. Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır