• 17 Temmuz 2019 Çarşamba

Hayvancılık sektöründe örgütlenmenin önemi

"Hayvancılık sektöründe örgütlenmenin önemi"

Hayvancılık sektöründe örgütlenmenin önemi

DATA[

Hayvancılık sektöründe örgütlenmenin önemi 

Serhat Kalkınma Ajansı’nın (SERKA), Temmuz 2011’de yayınlanan Doğu Anadolu Bölgesi Büyükbaş Hayvancılık Çalıştay Raporu’nda, hayvancılığın gelişmesi için örgütlenmenin önemine vurgu yaptı.
 
Çalıştay Raporu’nda, “Hayvancılık sektörü için, girdi maliyetlerinin düşürülmesi, yenilik ve gelişmeleri izleme ve yaymada her türlü bilgi alışverişini sağlama, ıslah programlarının uygulanması, suni tohumlama hizmetlerinin verilmesi, ürünlerin değer fiyatına satışını sağlayacak her türlü pazarlama organizasyonlarının gerçekleştirilmesi, hayvanların bakım ve beslenmesi ile ilgili her türlü teknik desteğin sağlanması gibi önemli işlevlere sahip olan birlik ve kooperatiflerin önemi günümüzde daha da artmaktadır.” denildi.
 
ÖRGÜTSÜZLÜK NEDENİYLE ÜRÜNLERİNİN SATIŞ FİYATININ BELİRLENMESİNDE TARAF OLAMAYAN ÜRETİCİLER, AYNI ZAMANDA ÜRÜNLERİNİ PAZARLAMA KONUSUNDA ÖNEMLİ SIKINTILAR YAŞAMAKTA
Bölgeye bakıldığında etkin çalışan, başarılı kooperatif sayısının son derece az olduğunun görüldüğüne vurgu yapılan rapora göre; Sivil toplum kuruluşlarının gerekliliğinin benimsenemediği, bölgedeki üreticilerin kendi haklarını savunacağı bir yapının kazanılamadığı ifade edildi. “Ortak hareket etme ve işbirliği konularında bir kültürel alışkanlık bölgede henüz gelişmemiştir.” denilen raporda, “Örgütsüzlük nedeniyle ürünlerinin satış fiyatının belirlenmesinde taraf olamayan üreticiler, aynı zamanda ürünlerini pazarlama konusunda önemli sıkıntılar yaşamaktadır. Bu yüzden, bölgede çiftçi mağdur, ürünün fiyatını belirleyen aracılar ise zengin hale gelmektedir. Diğer yandan böyle bir ortamda faaliyet gösteren birlik ve kooperatifler de mali açıdan büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Ortak menfaatlerin savunulması, sorunların çözümü, plan ve programların bir düzen içinde uygulanması ancak örgütlü bir yapıyla mümkündür. Örgütü olmayan, dağınık bir topluluğun sesini duyurması, sorunların çözümü için gerekli güce sahip olması ve makro düzeylerde üretim planlaması yapabilmesi mümkün değildir.” İfadeleri de yer aldı.
 
BİRLİKLERİN ÜYE SAYISI, BÖLGEDEKİ TOPLAM YETİŞTİRİCİ SAYISINA GÖRE YETERSİZDİR
Raporda dikkat çeken şu tespitler yer aldı:
“Kültür ırkı hayvan yetiştiriciliğinin yaygınlaştırması konusunda etkin kuruluşlar olarak faaliyet gösteren Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri’nin Bölgedeki mevcut örgütlenmelerinin idari ve teknik kapasiteleri istenilen düzeyde değildir. Birliklerin üye sayısı, bölgedeki toplam yetiştirici sayısına göre yetersizdir. Birlikler; veteriner, araç, personel, nitelikli kültür ırkı hayvan tohumu ve suni tohumlama yaptıracak yetiştirici bulma konularında sorun yaşamaktadırlar. Birlikler hayvancılık desteklemelerinden ötürü etkin çalışabilse de, bunun haricinde tüzüğünde yer alan alanlara yönelik hizmet sunumunda güçlük çekmektedir. Birliğin asli kuruluş amacını teşkil eden kültür ırkı hayvan sayısının arttırılması konusunda birliklerin kapasitesini artırıcı desteklere ihtiyaç duyulmaktadır.
 
İDARİ VE TEKNİK KAPASİTELERİNİ GÜÇLENDİRECEK DESTEKLERDE BULUNULMASI GEREKMEKTEDİR
Kültür ırkı süt besiciliğinin görece az olması bölgede faaliyet gösteren Süt Üreticileri Birlikleri’nin faaliyet alanı ve üye sayısını kısıtlamaktadır. Birliklerin temel amacı süt üreticilerinin organize olmasını ve pazarlık gücü kazanmasını sağlayarak, üreticileri aracılara ve işletmelere karşı haklarını koruyabilecek hale getirmektir. Ancak kuruluşlarının yeni olması ve geniş bir kesime yayılmamış olmaları nedeniyle birliklerin pazarlık yapma ve fiyat belirleme gücü henüz bulunmamaktadır. Süt üreticilerini temsilen mandıralar ile pazarlık kapasitelerinin güçlendirilmesi için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın süt desteğini dağıtması haricinde, birlikleri süt toplama sisteminde etkin bir rol oynamalarını sağlayacak konuma getirerek, idari ve teknik kapasitelerini güçlendirecek desteklerde bulunulması gerekmektedir.
 
BÖLGEDE VAR OLAN ÖRGÜTLENME SORUNLARININ ÜSTESİNDEN GELİNEBİLMESİ İÇİN, KOOPERATİFÇİLİĞİN CAZİP HALE GELMESİ SAĞLANMALI
Son yıllarda gündeme gelen bölgesel kalkınma yaklaşımlarından biri de kümelenme yaklaşımıdır. İş kümeleri; birbiriyle ilişkili işletmelerin ve kurumların belirli bir coğrafi alanda (yörede) yoğunlaşması ile oluşur ve yarattıkları iktisadi değerin oluşumuna katkıda bulunan sektör, kurum ve kuruluşların tamamını kapsar. Bu bağlamda büyükbaş hayvancılık ile ilgili, bölgede yapılacak bir kümelenme analiz çalışması var olan örgütlenme potansiyelini göstermesi açısından faydalı olacaktır. Ortaya çıkacak muhtemel kümelenme potansiyelinin değerlendirilmesi bölgede örgütlenme sorununun giderilmesine katkı sağlayacak, böylece hayvancılık sektöründe daha fazla katma değer yaratılması sağlanabilecektir. Bölgede var olan örgütlenme sorunlarının üstesinden gelinebilmesi için, kooperatifçiliğin cazip hale gelmesini sağlayacak, yetiştiricilerin ortak sorunlarından hareketle bir araya gelme alışkanlıklarını artıracak, hayvancılık konusunda faaliyet gösterecek kooperatiflerin desteklenmesine yönelik politikaların, araç ve mekanizmaların geliştirilmesi gereklidir.
 
MODERN İŞLETMELERİN YAYGINLAŞTIRILMASI:
Ülkemizde üretilen sütün büyük bir bölümü aile işletmeleri tarafından üretilmektedir. Bu işletmeler, kapasitelerinin küçük olmasından ve modern teknolojiye sahip olamayışlarından ötürü pahalı bir üretim yapmakta olup, düşük verim ve dolayısı ile düşük kar ile çalışmaktadırlar. Et ve süt üretiminde rekabetçi avantaja sahip olmak için kaliteli ve verimli üretim yapılmalı bunun için ise sektörde modern işletmelerin yaygınlaşması sağlanmalıdır. Hayvancılık ile uğraşan bölge çiftçilerinin pek çoğu, geçmişten kalan alışkanlıklarını devam ettirmekte ve yüksek verimli hayvanlara dahi geleneksel yöntemlerle bakım-besleme uygulamaktadırlar.
 
BÖLGEDE ÇİFTLİK TİPİ HAYVANCILIKTAN ZİYADE ÇAYIR-MERACILIĞA VEYA YAYLACILIĞA DAYALI HAYVANCILIK YAPILMAKTADIR
Bölgemizde gözlenen bir diğer sorun ise hayvancılık ile uğraşan işletmelerin büyük çoğunluğunun aile tipi küçük işletmeler halinde faaliyet göstermesidir. Kalite yem maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yetersiz beslenen hayvanlardan elde edilen miktarı düşük fakat maliyeti yüksek ürün, çiftçinin kâr etmesini ve bölge hayvancılığının gelişmesini engellemektedir. Ürettiği üründen para kazanmayan çiftçi, üretimini artırmak gibi bir düşünce içinde olmamakta, daha çok ayakta kalma üzerine hesap yapmaktadır. Bu durum et ve süt ürünlerinde faaliyet gösteren kurum, kuruluşların ve tesislerin az sayıda olmasına ve bölgede rekabet gücü yetersizliğinin yaşanmasına yol açmaktadır. Böyle bir ortamda ise hayvancılık merkezinin köy olması ve elde edilen ürünlerin sanayiye yönlendirilmesi yaklaşımı da hayata geçirilememektedir. Bölgede çiftlik tipi hayvancılıktan ziyade çayır-meracılığa veya yaylacılığa dayalı hayvancılık yapılmaktadır. Bu da büyük ölçekli (50 baş ve üzeri) hayvancılık yapan işletmelerin yaygınlaşmasını zorlaştırmaktadır. İşletmelerin ölçek büyütmesi ancak ve ancak çiftlik tipi hayvancılıkla mümkün olup, diğer türlü hayvan sayısını artırmak olanaklı değildir. Çünkü besleme, bakım, sağım vd. konular çiftlik tipi hayvancılık yapanların haricinde üreticiler açısından soruna dönüşmektedir. Çiftlik sistemi hayvancılık yapılmaması hayvanlar arasında hastalıkların yaygınlaşmasını da artırmaktadır.
 
EN AZ 20 BÜYÜKBAŞ HAYVANA SAHİP, MODERN İŞLETMELERİN YAYGINLAŞTIRILMASINI SAĞLAYACAK ARAÇ VE MEKANİZMALARIN GELİŞTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR
Çiftlik sisteminden ziyade, çayır-mera varlığına dayalı hayvancılık, yetiştiricilerin hayvan sayısını artırmalarının önünde engel teşkil etmektedir. Çünkü bu şekilde yapılan besi hayvancılığında çayır-mera ya da yayla dönemi sonunda hayvanlar bölge dışından gelen tüccarlara satılarak düşük gelir elde edilmekte ve hayvancılıktan elde edilecek katma değer düşük düzeylerde kalmaktadır. Süt hayvancılığında ise yılda yaklaşık 4-5 aylık dönemde düzenli süt satışı gerçekleştirilmektedir. Bu haliyle büyükbaş hayvancılık verimli ve rasyonel olmaktan uzaktır. Ancak besleme sorunlarının olmadığı, modern barınaklarda, teknolojik makine-ekipmanla yapılan hayvancılık faaliyeti sonucunda işletmenin ölçeğini büyütmek yanı sıra yıl boyunca süt üretimi yapmak mümkün görünmektedir. Bu nedenle çayır-mera varlığına dayalı hayvancılık yerine kendini büyütebilecek ölçeğe (en az 20 büyükbaş hayvan) sahip, modern işletmelerin yaygınlaştırılmasını sağlayacak araç ve mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir.
 
ORGANİK HAYVANCILIĞIN ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURULMASI GEREKEN BİR KONU OLDUĞU GÖRÜLMEKTE
Modern hayvancılık denince son zamanlarda öne çıkan bir husus da organik hayvancılık çalışmalarıdır. Doğal kaynakların organik tarım kapsamında değerlendirilmesinin ekonomiye, sosyal refahın yükseltilmesine ve kaynakların sürdürebilirliğine olası katkıları bağlamında, bu yöntem ülkemiz için önemli bir atılım alanı olarak algılanmaktadır. Dünyada bu alana olan eğilim ve bölgemizin sunduğu fırsatlar açısından bakıldığında, organik hayvancılığın üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu olduğu görülmektedir.
 
SÜT HAYVANCILIĞININ GELİŞTİRİLMESİ:
İnsanların sağlıklı ve dengeli beslenebilmeleri için hayati öneme sahip hayvansal proteinlerin belli başlı kaynaklarından biri süttür. Ülkemiz süt üretiminde en büyük pay % 90 oranında süt ineklerine aittir. Süt sığırcılığına yapılacak yatırımlarda kısa vadede üretime geçiş imkanı bulunmaktadır. Süt, her gün üretilen ve kısa vadede kazanç sağlayan bir üründür. Günün 24 saatinde hizmet gerektiren bir iş olduğu için insanları sosyo ekonomik olarak bulundukları yere bağlayıcı özelliğe sahiptir.
 
HANE BAŞINA HAYVAN SAYISININ AZ OLMASI, SÜT TOPLAMA MALİYETLERİNİ ARTIRMAKTA
Beslemeden kaynaklı verim düşüklüğü nedeniyle kış döneminde elde edilen süt, hanelerin ihtiyaçları için kullanılmakta; gelir getirici bir ürüne dönüştürülememektedir. Hane başına hayvan sayısının az olması, süt toplama maliyetlerini artırmakta, bu da sütün az olduğu kış döneminde mandıracıların süt toplamak yerine işletmelerini atıl kapasitede çalıştırmaların neden olmaktadır. Mandıraların sezonluk çalışması süt fiyatlarının yükselmesini ve üreticilerin daha çok gelir elde etmesini engellemektedir.
 
BÖLGEDE SÜT HAYVANCILIĞI CİDDİ SORUNLARLA BOĞUŞMAKTA
Bölgede süt hayvancılığının ciddi sorunlarla boğuşmakta olduğunu görmekteyiz. Bölge genelinde süt soğuk zinciri sistemleri kurulmamıştır. Bu süreç sütün sağılmasıyla başlayıp, depolanması, taşınması, fabrikada işlenmesi, süt ve süt ürünlerinin elde edilmesi, bu ürünlerin depolanması, bakkal ya da marketlere dağıtılması ve nihayetinde tüketiciye ulaşmasıyla son bulmaktadır. Zincirin tüm bu basamaklarında süt ve süt ürünlerinin kalitesinin korunması, uygun hijyen ve sıcaklık koşullarının sağlanmasıyla mümkündür. Buna göre süt sağımında sağım ünitelerinin kullanılması, sütün uygun kaplarda taşınması, soğutma tanklarında biriktirilmesi, soğutma tanklarından da frigofrik araçlarla üretim yerine taşınması gerekmektedir. Ancak durum böyle iken; bölgede süt genelde hijyenik olmayan ortamlarda depolanmakta ve uygun nitelikte olmayan kamyonlarla seyyar şekilde toplanmakta; bu da ürün kalitesini olumsuz etkilemektedir.
 
PAZARLIK GÜCÜ AZALTMAKTA
Süt inekçiliğinin gelişmesini engelleyen bir diğer unsur ise fiyatların istikrarsız olması ve sütün birim fiyatının üreticiler tarafından düşük bulunmasıdır. Üreticiler arasında örgütlenme ve ortak hareket etme kapasitesinin düşük olması, mandıracılar tarafından süt fiyatlarının belirlenmesine etki etmekte, üreticilerin pazarlık gücünü azaltmaktadır. TRA2 bölgesinde yaygın şekilde yapılan avans sistemiyle süt satışı üreticinin sütten elde edeceği gelir miktarını azaltmakta ve döngüsel şekilde üreticiyi mandıracıya borçlu kılmaktadır.
 
BÖLGEDEKİ İŞLETMELERİN MEVCUT SÜT İŞLEME KAPASİTELERİ DE İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL
Bölgedeki işletmelerin mevcut süt işleme kapasiteleri de istenilen düzeyde değildir. Örneğin, Kars ilinde yaklaşık 300 mandıra bulunmakla birlikte bunların büyük çoğunluğu küçük çaplı, merdiven altı üretim1 yapan işletmelerdir. Büyük çaplı işletmelerin ise ortalama günlük 5 ton işleme kapasitesi olup, bu miktar bölgenin süt potansiyeli dikkate alındığında yetersiz kalmaktadır.
 
BESİ HAYVANCILIĞININ GELİŞTİRİLMESİ:
Ülkemizde nüfusun ve milli gelirin artışıyla birlikte hayvansal protein talebi gittikçe artmaktadır. Bu nedenle et ırkı büyükbaş hayvancılığın, kırsal alanın ekonomik faaliyetleri arasındaki önemi günden güne artmaktadır. Besicilik Bölgede en önemli ekonomik faaliyetlerden biridir. Zira ülkedeki büyükbaş hayvan varlığının önemli bir kısmı Bölgede bulunmaktadır.
 
BÖLGEDE KESİMİ YAPILAN BÜYÜKBAŞ HAYVAN BAŞINA ET VERİMİ ÜLKE ORTALAMASINDAN DÜŞÜKTÜR
Bölgede kesimi yapılan büyükbaş hayvan başına et verimi ülke ortalamasından düşüktür. Bu durumun en önemli nedenleri arasında yerli hayvan ırklarının et verimlerinin düşük olması ve besiciliğin geleneksel yöntemlerle yapılması gösterilebilir. Kırmızı et üretiminin bölgede genel olarak küçük işletmelerde yapılıyor olması sektör için dağınık bir yapı oluşturmaktadır. Bu durum sektörün entegre bir yapıya ulaşmasını engellemekte, bu yapının sonucu olarak ortaya çıkan hayvancılıktaki kayıt dışılık, besi hayvancılığı sektörünün önündeki en önemli engellerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca besi hayvancılığının geliştirilmesini sağlayıcı hayvan pazarı ve borsası gibi kuruluşlar ve besi hayvancılığı için hayati öneme sahip olan modern kesimhaneler yaygın değildir. Var olan kesimhaneler ise atıl kapasitede çalışmaktadır. Et ve canlı hayvan ithalatının serbest bırakılması ile birlikte bölgede besi hayvancılığı daha da gerilemiştir. Bölgede besicilik büyük oranda kurbanlık hayvan satışına yönelik yapılmaktadır. Bölge dışına satış ise canlı hayvan şeklinde gerçekleştirilmekte, bu nedenle besicilikten elde edilen gelir ve ürün katma değeri düşük kalmaktadır.
 
HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ:
Geçmiş dönemlerde meydana gelen usulsüzlüklerden ötürü hayvancılık desteklemeleri zorlaştırılmıştır. Örneğin suni tohumlama desteği buzağı şartına bağlanmış, kesim desteği için kesimhaneden, süt teşviki için mandıracıdan fatura ibrazı zorunlu hale getirilmiştir.
Yem bitkileri ekimine ilişkin tarımsal desteklemeler olumlu sonuçlar göstermiş olmasına karşın büyükbaş hayvancılığın yaygınlaştırılması için yapılan 2010 yılı DAP Hayvancılık Programının etkileri istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Örneğin, Programa Ardahan ilinden 5, Ağrı ilinden ise sadece 3 başvuru gerçekleştirilmiş olup, tüm işlemleri tamamlayıp destek alabilecek aşamaya gelebilen işletme sayısı sadece 1’dir.
 
DAHA AZ SAYIDA BÜYÜKBAŞ HAYVAN SATIN ALIMIYLA İŞLETME KURMAK İSTEYEN BAŞVURU SAHİPLERİ PROGRAMA BAŞVURU YAPAMAMAKTADIR
DAP hayvancılık destek programından istenilen düzeyde işletmenin faydalanamamasının ve etkilerinin kısıtlı olmasının nedenleri arasında en önemli olanı; Bakanlık desteğinin yatırımın tamamlanmasına müteakip yapılmasıdır. Buna göre başvuru sahibi tüm yatırımı kendisi gerçekleştirecek ve hak edişe bağlı olarak destekten faydalanabilecektir. Bu da programın ancak belirli bir seviyenin üzerinde sermaye sahibi işletmecilere hitap ettiğini göstermektedir. Destek kapsamında alınması öngörülen mavi sertifikalı kültür ırkı büyükbaş hayvanlar yurtdışından temin edilebilmekte, bu da işletmenin faaliyete geçmesini geciktirmektedir. Diğer neden ise; Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın DAP Programı hayvancılık başvurularında en az 50 büyükbaş hayvan satın alımı yapılmasını şart tutmasıdır. Daha az sayıda büyükbaş hayvan satın alımıyla işletme kurmak isteyen başvuru sahipleri Programa başvuru yapamamaktadır. 50 büyükbaş hayvan ve makine-ekipmanlarıyla birlikte modern bir işletme kurulmak istendiğinde başvuru sahibinin en az 500 bin TL’lik bir yatırım yapması gerekmekte olup, bu durum, Bölgede yaygın olan küçük işletmelerin programdan yararlanamamalarına neden olmaktadır..
 
TEMİNAT GÖSTEREMEME SIKINTISI İLE BİRLİKTE TAHSİS EDİLEN FİNANSMAN MİKTARININ KISITLI OLMASI, PROGRAMDAN FAYDALANABİLEN YETİŞTİRİCİ SAYISINI DÜŞÜRMEKTEDİR
Tarım Bakanlığı dışında Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası tarafından sıfır faizli, 2 yıl ödemesiz, 5 yıl vadeli bir hayvancılık programı başlatılmış durumdadır. Program küçük ve orta ölçekli yetiştiricilere yöneliktir ve en az 10 büyükbaş kültür ırkı hayvan satın alımını desteklemektedir. Program büyükbaş hayvanlar için fenni barınak yapımı ve var olan ahırların da tadilatını zorunlu tutmaktadır. Programa yoğun talep olmasına karşın, sahada yapılan çalışmalarda teminat konusunda yetiştiricilerden istenen şartların karşılanmasında sorunlar yaşandığı saptanmıştır. Buna göre çekilecek kredinin iki katına varan teminat verilmesi gerekmektedir ve başvuru sahibi tarafından banka yahut kredi kooperatifine piyasa değeri olan (şehir merkezinde olan, tapulu) taşınmaz vb. değerlerin teminat olarak sunulması gerekmektedir. Teminat gösterememe sıkıntısı ile birlikte tahsis edilen finansman miktarının kısıtlı olması, programdan faydalanabilen yetiştirici sayısını düşürmektedir.
 
TEMİNAT VE FİNANSMAN KONULARINDA YETİŞTİRİCİLERİ DESTEKLEYECEK BİLEŞENLERİN TASARLANMASI GEREKMEKTE
Kurumlarla yapılan görüşmelerde; küçük ve orta ölçekli yetiştiricilere yönelik olarak hayvancılık destek programları geliştirilmesi gerektiği tespiti yapılmıştır. Bu programların barınak inşası ya da tadilatı, kombine hayvan, vd. konuları da içerecek şekilde modüler olarak tasarlanarak üreticilerin ihtiyaç duydukları tüm konularda desteklenmelerini sağlaması gerektiği ortak bir görüş olarak dile getirilmiştir. Bu programlar kapsamında işletmelerin yurtdışından hayvan ithal etmeden yurt içinden kültür ırkı büyükbaş hayvan temin ederek faaliyete geçmelerini sağlayabilecek, teminat ve finansman konularında yetiştiricileri destekleyecek bileşenlerin tasarlanması gerekmektedir.
 
ÜRÜN KATMA DEĞERİNİN ARTTIRILMASI VE HAYVANCILIĞIN GELİŞTİRİLMESİ
Türkiye’de hayvansal ürünlerden elde edilen değer son yıllarda bir artış göstermiştir. Düzey 2 bölgelerine baktığımızda ise hayvansal ürün değerlerinde ülke genelinde olduğu gibi önemli bir artış gözlenmektedir. Bölgede üretilen değerin Türkiye ortalamasına oranı (2009 yılı itibarıyla düşüş gözlenmektedir), bölgedeki hayvan varlığının ülke geneli varlığa oranı ile karşılaştırıldığında, bölgede üretilen değerin yetersiz olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
BÖLGEDE YER ALAN LABORATUVARLAR YETERLİ DÜZEYDE KULLANILAMAMAKTA
Bölgede büyükbaş hayvancılıktan yeterli miktarda katma değer yaratılamamasının birçok nedeni vardır. Öncelikle yetiştiricilerin hayvan sağlığı ve hastalıklarla mücadele, bakım, besleme, suni tohumlama, örgütlenme, aşılama gibi konularda görsel ve uygulamaya dayalı bilgilendirmeye ihtiyaçları vardır. Hayvancılığa eğitim ve teknik yönden destek sağlayan kurum, kuruluş, STK ve araştırma enstitüleri arasında işbirliği ve koordinasyon eksikliği bulunmaktadır. Bu konularda yaşanan ve çözüm bulunamayan sorunların temelinde ise üniversite-üretici işbirliğinin eksikliği ve aradaki bilgi akışının sağlanamaması yatmaktadır. Bölgede üniversitelerde hayvancılık konusunda çalışmalar yapılmasına, gıda ve veteriner laboratuvarları bulunmasına karşın, üretici, işletmeler ve üniversite arasında işbirliği ve kurumlar arasında AR – GE çalışmaları gelişmemiş durumdadır. Bölgede yer alan laboratuvarlar yeterli düzeyde kullanılamamakta, yapılan bilimsel çalışmalar ise geniş üretici kitlelerine yansımamaktadır. Ayrıca bölge üniversitelerinin sahip oldukları bütçelerin sınırlı olması, ulusal ve uluslararası fonlardan yeterli düzeyde yararlanılamaması ve AR-GE faaliyetlerinin yetersiz kalması da söz konusudur. Henüz uygulamaya geçilmiş olan Tarım Bakanlığı’nın tarım danışmanlığı ve veterinerlik hizmetlerine yeterli düzeyde talep sağlanamamıştır.
 
BÖLGEDEKİ HAYVANCILIK VARLIĞININ BİR FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ GEREK
Bölgede organize hayvancılık bölgesi ve agropark kurulması için hazırlık çalışmaları yapılmakla beraber bu çalışmaların hızlandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bölgede faaliyet gösteren işletmelerin et ürünleri, beyaz peynir, kaşar peyniri, ayran, yoğurt gibi hayvancılık ürünlerinin katma değerlerinin arttırılmasını sağlayacak hayvansal gıda üretim işlemleri konusunda AR-GE çalışmalarının desteklenmesi gerekmektedir. Bölgedeki hayvancılık varlığının bir fırsata dönüştürülmesi, bölgesel rekabet düzeyinin arttırılması için AR-GE, rekabet analizi, pazar araştırması, kümelenme vb. çalışmalarının desteklenmesi gerekmektedir. Unutulmaması gereken nokta; bölgesel kalkınmanın iç dinamiklerin harekete geçirilmesi ile mümkün olacağıdır.
(BA-BA-S) KARS (KHA) – BEDİR ALTUNOK

İlk Yorum Yapan Siz Olun!


Yorum Ekle

Haber Bülteni için kayıt olun

Haber Bültenimize katılın ve gelen kutunuzdan güncel haberleri anlık alın. Size spam göndermeyiz ve gizliliğinize saygı duyarız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
  Yukleme: 0.226701