HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu

HDP Parti Sözcüsü Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, haftalık basın toplantısını seçim çalışmalarını yürüttüğü Kars’ta düzenledi. Bilgen gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu


HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu

KAFKAS HABER AJANSI

HDP Parti Sözcüsü Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, haftalık basın toplantısını seçim çalışmalarını yürüttüğü Kars’ta düzenledi. Bilgen gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

Bilgen, “Seçimlere 3 gün kalmışken seçim güvenliği konusu Türkiye demokrasisi için en önemli sınav olacak. Bu sınava partilerin de, bürokrasinin de olumlu katkı sunma sorumluluğu var. Bir ülkede tercihler değişebilir, halk daha önce onay verdiği siyasetçiyi cezalandırabilir ama halk hangi tercihi yapmış olursa olsun siyasetçinin görevi bu tercihe saygı duymaktır, onun bu tercihine bağlı olacağını sandığa gitmeden önce de beyan etmektir.” dedi.

Bilgen ayrıca, “Seçimin sonucu ne olursa olsun, hükümetin görevi şüpheleri giderecek net adımlar atmaktır. Biz halkın kararlılığının, değişim talebinin bu seçimin temel belirleyeni olacağı kanaatindeyiz.  Hükümete düşen görev seçmenin tavrının gereğini yapmaktır. 100 yılın biriktirdiği sorunların çözümü konusunda bir geçiş dönemi sorumluluğu taşıyor. Elbette ki başka ülkeler bu geçiş dönemini iyi yönettiğinde demokratikleşme ile ilgili kazanımlar ortaya çıkıyor. Ama tersi olduğunda, iktidarlar koltuklarını bırakmamakta ısrar ettiğinde toplum kaosla karşı karşıya kalıyor. Sadece iktidar değil, ülke de dağılma süreci yaşıyor. Geçiş dönemini yönetmek siyasetçinin sorumluluğudur. Seçmenin bu yöndeki beklentisine saygı duymak demokrasinin olmazsa olmazıdır. Hükümetin sandıktan çıkacak iradeye bağlı olacağını beyan etmesi, son 3 gün açısından kritik önemde. Eğer bir bırakmama tutumu üzerinden oy alma, psikolojik baskı oluşturma, “nasıl olsa gitmeyecekler, sandıkta da gitmeyecekler” yaklaşımıyla muhalif seçmenin sandığa gitmemesi üzerine oyunlar oynanırsa bu Türkiye’yi çok tehlikeli bir sürece taşır. Rövanşizmi beraberinde getirir. Bunun Türkiye toplumuna faydası olmaz. ” diye konuştu.  

“Muhalefet Tek Adam Yetkilerini Kullanmayacağını Beyan Etmeli” diyen Bilgen, “Muhalefet açısından da en önemli nokta 16 Nisan referandumu ile gelen tek adam keyfi yönetiminin, gelen yetkilerin kim seçilirse seçilsin tercih edilmeyeceğini son 3 gün güçlü olarak deklare etmesidir. Biz tek adam kim olursa olsun karşı olmalıyız. Parti devletinin karşısında durmalıyız. Bu, kimsenin arkasına saklanarak meşruiyet oluşturmaması gereken ciddi bir tehdittir. Türkiye’nin sağlıklı bir geçiş dönemi yaşayabilmesi, tek adam rejiminden hukuk devletine, çoğulcu bir yönetime geçilebilmesi açısından muhalefet, bu son 3 günde somut bir irade beyanında bulunmalıdır. Bu yeni modelde bir koalisyon mümkün değil, ama partilerin işbirliği hem ikinci tur seçimlerinde hem de ülke yönetiminde hangi eksende olacak, muhalefet partilerinin net bir tutum ortaya koyması gerekiyor. İktidar ve MHP de Türkiye’nin OHAL’den kurtulması konusunda bir ortak irade ve bir pişmanlık taşıyorlarsa bunu beyan ederler, böyle bir geçiş dönemine olumlu katkı sunacaklarını ilan edebilirler. Ama daha önemlisi muhalefetin hangi ilkeler etrafında, kimseyi dışlamadan siyaset yapacaklarını beyan etmesi en önemli sınav olacaktır.” şeklinde konuştu.

“SİYASİ PARTİLER HALKIN TALEBİNİN GEREĞİNİ YAPTIKLARI ORANDA GÜÇLENECEKLERDİR”

Bilgen daha sonra şunları söyledi:

“Türkiye bu seçimde halkın partilerden daha ilerde oyun kurucu olduğu bir seçime gidiyor. Türkiye demokrasisi için gurur verici kısmı budur. Hangi kimlikte, hangi inançta olursa olsun, değişimi siyasetin merkezine taşımak ve bu değişim sürecini olgunlukla yürütmek seçmenin sandıkta da sonrasında da oyuna ve ülkesine sahip çıkarak siyasi partilere mesaj vermesidir. Siyasi partiler halkın talebinin gereğini yaptıkları oranda güçleneceklerdir. Ama halkın talebinin tersine hareket edenler, akıntıya kürek çektikleri için sandıklarda da hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Biz HDP olarak halkın bize yüklediği sorumluluğun gereğini yapacağız. Asla kişisel hesaplara girmeden, Türkiye’yi kutuplaştıran hesapların ortağı olmadan ilkesel işbirliğe, demokratik anayasa ekseninde buluşmaya ve yeni bir yaşama hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.”

Bilgen, “Erdoğan’ın koalisyon arayışına gidilebileceği yönündeki açıklamasını ve Suruç’a dair başsağlığı içeren son açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz 16 Nisan Referandumu’na giderken AKP’nin propagandası “koalisyon devrini kapatacağız” yönündeydi. “Artık koalisyon olmayacak, koalisyonlar kötüdür, bunun için başkanlık sistemine geçiyoruz” dediler. Biz bundan yana değiliz. Koalisyonlar iyi yönetildiği takdirde son derece faydalıdır. Avrupa’da 7-8 partinin kurduğu uzun soluklu koalisyon modelleri var. Koalisyonları baştan kötü, negatif ilan etmek uzlaşmayı bilmemektir. Siyasetçi halk ne istiyorsa onu yapmakla sorumludur. Bu popülizm değil halk iradesine bağlılığın gereğidir. Uzlaşma kötü bir şey değildir. Kötü olan tek adamın dayatmasıdır. Sayısal gücüne güvenerek toplum üzerinde baskı kurmasının ve “kaçınılmaz tek adam, benden sonrası tufan” anlayışının kötü olduğunu düşünüyoruz. Irak’ın kaosa sürüklenmesinin, Yugoslavya’nın dağılmasının en önemli sebeplerinden biri budur.  Biz buna rağmen Erdoğan’ın bu noktaya gelmiş olmasını, ayrıca Suruç’la ilgili geç de olsa bir acıyı paylaşmasını olumlu buluyoruz. Çünkü bu tip olaylar siyasi rant meselesi yapılmamalıdır. Aynı şekilde uzlaşarak yönetmenin de utanacak bir şey olmadığını, tam tersine toplumun talebiyse görev olarak algılanması gerektiğini görmüş olması Erdoğan için iyi bir noktadır. Toplumu da seçmeni de rahatlatacağı düşüncesini bizde oluşturuyor. Kılıçdaroğlu’nun da koalisyon devrinin bittiğini ama bir uzlaşma yolunun gelişebileceğini, bir işbirliğinin mümkün olduğunu ifade etmesi önemlidir.

Önemli olan partilerin, seçmenlerine sürpriz yapmaması, onları şok edecek yaklaşımları sergilememesi için siyasi partilerin bugünden ilkesel tutumlarını, önceliklerini, ülke siyaseti ile ilgili yaklaşımlarını beyan etmeleridir. Bu son 3 gün seçmene saygının asgari gereği budur. 25 Haziran sabahı çok farklı gelişmeler, herkesi şaşırtan manevralar ortaya çıkabilir. Biz ilkesel yaklaşıyoruz. Başından beri demokratik anayasa diyoruz ve demokratik anayasa ekseninde bu ülkenin geçiş dönemini yönetmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. Tek adam yetkilerinin parlamentoya devrinin sağlanması gerektiğinin altını çiziyoruz. Biz bu ilkesel tutumun arkasındayız. 24 Haziran’dan sonra da bu konuda kararlı davranan siyasetçilerle ülkeyi birlikte yönetmek konusunda üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yapacağız. Asla parti çıkarlarını kendi lehine kullanma adına fedakarlıktan kaçınmayacağız. Bu ülkede birlikte yaşıyorsak ülkeyi birlikte yönetmenin de, doğrudan demokrasinin mekanizmalarını kurarak, toplumun önünü açan bir sorumluluk içinde hareket edeceğiz.”

“Seçim sonrası koalisyon arayışları olursa sizin tutumunuz nasıl olacak?” sorusunu ise Bilgen “Kendi pozisyonumuzu tarif edeceğiz. Diğer partiler nasıl bir fedakarlık, olgunluk sergileyecek göreceğiz. Biz Millet İttifakı oluşum sürecinde de eleştirilerimizi ilettik. Ama partilerin tercihine saygı duymak zorundayız. Nasıl AKP’nin son birkaç yıllık politikasını, MHP ile birlikte şekillendirmesini eleştirdiysek Millet İttifakı da iktidarın yanlışlarını tekrarlarsa onları da eleştireceğiz. Ama iktidarın yanlışlarını tekrarlamaz, olgunlukla, cesaretle Türkiye’nin önünü açacak kapsayıcı bir siyaseti ortaya koyarlarsa biz her türlü işbirliği içerisinde olacağımızı beyan ediyoruz.  Türkiye siyasetinin geldiği noktada, eğer masa başı siyaset yapmıyorsanız, siyaseti ameliyat mantığıyla, toplum mühendisliğiyle yapmıyorsanız, halkın siyasete yüklediği anlam değişimdir. AKP bu değişim talebini kurulduğu dönemde doğru okuduğu için iktidar ömrü uzun sürmüştür. AKP değişimden vazgeçtiği için tam da şimdiye kadar suçladığı muhalefetin statükocu tavrını tercih ettiği için kendisi kaybeden konumuna gelmiştir. Muhalefet de bu değişim talebini görmeli, değişimi zayıflatan bir yerden değil değişimi cesaretlendiren bir yaklaşım sergilemelidir. Biz değişim talebinin sandıktan çok güçlü çıkacağını düşünüyoruz. Değişimi sabote eden yaklaşımlar şok edici sonuçlarla karşılaşabilir. Umarız siyasi partiler bu değişim talebine uygun bir tavrı hep birlikte sergiler.” değerlendirmesini yaptı.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) / KAFKAS HABER AJANSI




Bu Haberin Manşeti :

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu
Bugün Atılan Manşetleri Görmek İçin TIKLAYINIZ
Etiketler :  
<< Önceki Haber HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu Sonraki Haber >>

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu

DMCA.com Protection Status

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, basınla buluştu

  Yukleme: 0.058939