İki Vatanlı Bir Hayat

İki Vatanlı Bir Hayat

İzmir’de ikamet eden 1952 Kars doğumlu Abdullah Kubalı, babası Gülbala Kubalı’nın aracılığıyla Azerbaycan Kuba reyonu Qrız köyüne uzayan bir soy kütüğüne sahip.

İki Vatanlı Bir Hayat


İki Vatanlı Bir Hayat

KAFKAS HABER AJANSI

İzmir’de ikamet eden 1952 Kars doğumlu Abdullah Kubalı, babası Gülbala Kubalı’nın aracılığıyla Azerbaycan Kuba reyonu Qrız köyüne uzayan bir soy kütüğüne sahip.

Abdullah Kubalı “İki Vatanlı Bir Hayat” öyküsünü şöyle paylaştı:

Daha ortaokulda iken 1964’te yazdığımız bir mektup evimizde heyecan fırtınası estirdi. Ailemizin diğer yarısının yaşadığı Azerbaycan’daki akrabalarla yazışacaktık. Cevap hemen gelmedi. Bunu Sovyet rejiminin engellemesine bağladık. Altı ay sonra gelen mektup bizi yeni bir kalp çarpıntısına sürükledi. Sonradan bu gecikmenin sebebini öğrendik. Meğer bizim Türk alfabesini o civarda okuyup anlayacak kimse yokmuş, İstanbul şivesi de işin cabası. Akrabalarımız, mektupta yazılanları sökememiş, Bakü Devlet Üniversitesine götürmüş, orada yardımcı olan öğretim üyeleri mektubu Rus alfabesi ile Azerbaycan diline çevirip vermiş, yakınlarımız da mera- mımızı anlamışlardı. Onların kullandıkları Kiril alfabesini çözmek de bizim için zorluk teşkil ediyordu. Velhasıl iki taraf arasında iyi kötü ilk haberleşme başlamıştı.   

            Babama gelen cevapta dedemin, ninemin yaşlanıp öldükleri, oradaki iki oğlunun evlenip çoluk çocuk sahibi oldukları, yine aynı köyde, Qrız’da, oturdukları, ilk göz ağrısı hanımının yaşadığı yazılıydı. Ayrıca onlar için babamın yaşaması, ikinci evliliğini yapması, Türkiye vatandaşlığına geçişi sürpriz ol muştu.

            Mektuplaşmalar sıklaştı. İlk defa 1970’te oradaki ağabeylerimizin Türkiye’ye turist olarak gelmesi için davetname çıkardık. Bu teşebbüsümüz başarılı olmadı. 1981’de babam ülkesine turist pasaportuyla gitti. 1942’den 1981’e yaklaşık 40 yıl aradan sonra ailesinin hayatta kalan kişilerine ve ilk kez gördüğü torunlarına kavuşmuştu. (Foto 1)

             Sevinçli bir rüyadan erken uyanmış kimse gibi süre sona erip geriye döndüğünde çok üzüntülü, Azerbaycan’daki eşinin ikinci evlilik yapmamasından dolayı sevinçliydi. İyi kötü bir ay sevdiklerini kucaklamış, bir yabancı gibi varıp yeni hasretlerin yüküyle Türkiye’ye dönmüştü.

            1991’ de 10 yıl aradan sonra tekrar memleketine gitti. Sovyetler dağılmış, Azerbaycan bağım-sızlığına kavuşmuştu. Ona dilediği kadar kalma izni verdiler. 1993’te prostat rahatsızlığının ilerlemesi sonucu kana üre karışması sebebiyle vefat etti.

            1994’te bu defa ben yakınlarımızla tanışmak için gittim. Abilerimden Aleydar Binnetov 1936, diğeri Hacıbek Seyidov 1938 doğumluydu. En büyük yeğenim Naile benden 6 yaş küçük, 15 yaşlarında ikiz oğulları ve 13 yaşında kızı olan bir anneydi.

            Babamın mezarı evin arkasında bir tepedeydi. Orada babası Seyid, annesi Hacer’in arasında gömülmüştü. Mezar taşında ay yıldızlı taş baskısı bir resim vardı. (Foto 2)

            Qrız’da beni baş köşeye oturttular. Parçalanmış bir aile olduğumuzu biliyor, beni el üstünde tutuyorlardı. Yakın köylerden atlı konuklar, babamın hayatta kalan küçük bacısı Şirvangül ilk gece geldi. Bu dağ köyünü elimle koymuş gibi bulmam, habersiz gelmem herkesi şoke etmişti. Gözyaşlarımızda sevinç ve keder bir aradaydı. Ben donup kalmış ağlayamıyordum. Çevremdeki her hareket, her görüntü siyah beyaz bir filmin kareleri gibi art arda akıyordu. Sanki olayın hem içinde hem dışındaydım.

            Köyde Azericenin yanında farklı, ikinci bir dil kullanılıyordu. Buna pek şaşırmadım. Çocukken işlettiğimiz dükkâna gelen müşterilerden bazılarının babamla olan sohbetlerinde “Lezgi” diye bir top-luluktan bahsedildiğini, bizim de bu gruba dahil olduğumuzu duymuştum. Şeyh Şamil oyununa çok meraklı olan ve her fırsatta oynayan babam, oyun sırasında “Hasse!” diye bir nidayı eksik etmezdi. Bu Lezgicede “Assa” sözünün köy dilindeki bozulmuş şekliydi. Zeybek oyunlarındaki “Hayda bre”vb. gibi bir şeydi. Bu farklılığı fırsat bilip mini sözlüğümü hazırlamaya daha köydeki ilk günlerimde başladım. Gün adları: itney (pazartesi), talatey (salı), erba ( çarşamba), eneg cif (perşembe), eneg (Cuma), şenbe (cumartesi), bazar (Pazar) ; kişi zamirleri: zun (ben), vun (sen), em (o); sayılar: sad(bir), gvad (iki)   

            1996, 2008 (ablam Hacer ile birlikte), 2013 (eşim Yazgül ile birlikte), 2015-2016 ‘da düğün, vefat vb. sebeplerle olmak üzere toplam 6 defa ikinci yurdumuzu ziyaret ettim.

            Bu arada ben de Çankırı, Ankara tayinlerimin ardından emekli olup İzmir’e yerleşmiştim. Balıkesir, Bursa, Yalova bölgelerinde yaşayan Şeyh Şamil döneminde babaları muhaceret yaşamış kişilerin kurduğu Dağıstan ve Azerbaycan dernekleri ile kurduğum bağlantılar sonucunda Bakü’de eşimle birlikte Samur gazetesinin başredaktörü Sedaget Kerimova’nın 20. Yıl jübilesine davet edilmiş, eşi Mubariz Bey ve daha sonra tarihçi Muzaffer Melikmemmedov’la tanışmıştım. Samur Gazetesinin 260, 261. Sayılarında bu size anlattıklarımı “Xaradır Vetenim” başlığı altında tefrika ettim. Sedaget Hanım’ın Ag Gem adlı kitabından seçkileri “Lezgiye” adı altında toplayıp Azerbaycan Türkçe- sinden Türkiye Türkçesine çevirip 2017 Nisanında yayımladım. Muzaffer Melikmemmedov’ un “Hacı Davut” adlı kitabından ve diğer kaynaklardan yararlanarak derlediğim belge ve bilgileri “Şirvan Halkının Mücadelesi” adıyla  aynı yıl Aralık ayında yayımladım. 2018 Ağustosundan itibaren ise KİM adlı aylık bülten çıkarıyorum. Kısacası baba mirası bana iki ülke (Türkiye ve Azerbaycan) iki aile (biri Türkiye’dekiler, biri Azerbaycan’dakiler) ve Qrız, ona bağlı olarak da Dağıstan kültürü ve Şeyh Şamil hayranlığı ve bu kitapları kazandırdı. 

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) / KAFKAS HABER AJANSI

 




Bu Haberin Manşeti :

İki Vatanlı Bir Hayat
Bugün Atılan Manşetleri Görmek İçin TIKLAYINIZ
Etiketler :   İki Vatanlı Bir Hayat haberleri  abdullah kubalı haberleri  azerbaycan haberleri  bakü haberleri  hayat hikayesi haberleri   
<< Önceki Haber İki Vatanlı Bir Hayat Sonraki Haber >>

İki Vatanlı Bir Hayat

DMCA.com Protection Status

İki Vatanlı Bir Hayat

  Yukleme: 0.059694