Ketencik Deyip Geçmeyin!

Ketencik Deyip Geçmeyin!

KAFKAS HABER AJANSI / Ketencik Bitkisinin Üretilmesi ve Kullanım Yerleri , Ketencik Bitkisinin Üretilmesi ve Kullanım Yerleri

Ketencik Deyip Geçmeyin!


Ketencik Deyip Geçmeyin!

KAFKAS HABER AJANSI

Ketencik Bitkisinin Üretilmesi ve Kullanım Yerleri

1-TANITIM: : Ketencik Akdeniz ve Orta Asya da doğal yayılış gösteren tek yıllık otsu bir bitkidir. 3000 yıldan beri bilinen bir bitki olup, Avrupa 1960 lı yıllara kadar üretimi yapılmıştır. Daha sonra bu bitkinin yerini kolzanın aldığı bilinmektedir. Türkiye de ketencik bitkisi, Japonya ve ABD de ketencik yağının uçak yakıtı olarak kullanılması nedeniyle gündeme gelmiştir. Ketencik tohumlarının yağ oranı %25-45 arasnznbbsnbzsnb,nzznnznzzzbhjzzňnbbbbbbnnnNznjnbnzzzb,nzzbnn,,bzzznnznžnbbında değişmektedir. Ketencik yağının %90 ı doymamış yağ asitleri olup, bunun yaklaşık %57 si çoklu doymamış yağ asitlerinden (Omega-3 ve Omega-6) oluşmaktadır. Yağında bulunan %0.2-2 erusik asit yemeklik kullanımını kısıtlamaktadır. Toprak istekleri bakımından çok seçici olmadığı gibi tuzluluğa ve kuraklığa dayanıklılık bakımından birçok yağ bitkisinden daha toleranslıdır. Yazlık bir bitki olmasına rağmen, kışın kar örtüsü olmaksızın -10/-14 0 C ye dayanabilmektedir. Ketencik, Brassicaceae familyasına ait tek yıllık bir bitkidir. Doğada yaygın olarak Camelina alyssum ve Camelina microcarpa türleri bulunmakta olup, kültürü yapılan türü Camelina sativa dır. ). Ketencik, Türklerde M.S  Mayıh, Mayec ismiyle anılmış, günümüzde ise, Yalancı Keten, Alman Susamı ve Sibirya Yağlı Tohumu gibi isimlerle anılmaktadır. Ayrıca, İbni Sina El-Kanun Fi t-tıbb kitabında BULUNMAKTADIR. ). Ketencik yağı, yemeklik yağ olarak, kozmetik sanayinde, sabun ve deterjan yapımında, balık yağı yerine,TIP alanlarında,biyodizel,jet yakıtı olarak, tokoferollerin elde edilmesinde kullanılmakta ve küspesi de hayvan beslemede kullanılmaktadır. Japonya Hava Yolları ve ABD Hava Kuvvetleri, ketencik bitkisi tohumunun yağından uçak yakıtı elde etmiş ve elde edilen yakıtı kullanmışlardır. Böylelikle farklı alanlarda kullanılan ketencik yağı artık önemli bir enerji kaynağı olmuştur. Ketencikte yağ oranı, yetiştirme ve iklim faktörlerine göre değişmekle beraber %45 arasında geniş bir varyasyon göstermektedir.

2-Bitkisel Özellikleri: Ketencik, kazık köklü bir bitki olup uzun kökleri sayesinde bitki, kuraklığa dayanabilmekte ve toprağın derinliklerine inerek buradaki bitki besin elementlerini kullanabilmektedir.Bitki boyu, 3 cm arasında olan ketencik bitkisinin sap şekli silindirik ve ince yapıda, tüylü veya tüysüz olabilmektedir. Bitki rozet döneminden sonra sapa kalkmakta ve dallanma genelde aşağıdan yukarıya doğru olmaktadır.Rozet döneminde fazla sayıda yaprak oluşmakta ve bunlar çiçeklenme döneminde kurumaktadırlar. Sapa kalkma dönemi ile birlikte yapraklar ana gövdeye, yan dallara almaşıklı olarak sıralanırlar ve yaprak sapı olmadan bitkiye bağlanırlar. Yapraklar dar, uzun olup boyları 2 ile 8 cm arasında, eni ise 2 ile 10 mm aralığında değişmekte olup kenarları düzdür. Çiçekler seyrek salkım şeklinde kümelenmiş olup, sarı renklidir. Ketencik yüksek oranda kendine döllenen bir bitki olup, %3 oranında da yabancı döllenme görülebilmektedir.Ketencik çiçeği 6 adet erkek, 1 adet dişi organa sahiptir. Erkek organların üçü kısa olup her bir dişi organın içinde 8-25 adet arasında tohum taslağı bulunmaktadır. Ketencik meyvesine kapsül denir. Kapsüller iki parçalı, pürüzsüz olup orta kısmından bir zar geçmektedir. Kapsül’ün orta kısmı şişkince olup, içinde 8-16 adet tohum bulunmaktadır. Ketencik tohumunun1000 tane ağırlığı 2 g arasında değişmektedir. Ketencik tuzluluğa ve kuraklığa dayanıklı bir bitki olup, birçok yağ bitkisine göre daha iyi uyum göstermektedir. ). Ketencik bitkisi 16 0 C de 2 günde, 10 0 C nin altında 5 günde ve 4 0 C de 9 günde çimlenebilmektedir. Ketencik çıkıştan sonra hızlı bir şekilde gelişerek, rozet dönemine ulaşmaktadır. İlkbahar döneminde şartlar iyi olduğunda çıkıştan yaklaşık 4 hafta sonra sapa kalkmaya başlar. ). Ketencik tohumları küçük olduğundan dolayı homojen bir çıkış sağlamak için iyi bir toprak hazırlığı yapmak gerekmektedir. Toprak hazırlığı yetiştiriciliğin yapılacağı döneme göre uygun tarım aletleri ile yapılmalıdır. Türkiye de halen ketencik sertifikalı tohumluğu bulunmamakta, bu nedenle ekimde kullanılacak tohumluğun yabancı ot tohumlarından özellikle de küsküt tohumlarından arî olması gerekmektedir. Ketenciğin yazlık ve kışlık çeşitleri bulunmaktadır. Genel olarak çeşitlerin birçoğu köy popülasyonu şeklindedir. Islah çalışmalarının sınırlı olması nedeniyle çeşit sayısı azdır. Çeşit seçiminde bölgelere göre yüksek tohum ve yağ verimi olan çeşitler seçilmelidir. Kışlık çeşitler genel olarak daha yüksek tohum verimine sahiptirler.  Seçilen ketencik çeşidi yemeklik yağ amacıyla kullanılacaksa yağda erusik asit oranı %2 den fazla olmamalıdır. Aynı zamanda küspesi hayvan beslenmesinde kullanılacaksa glukosinolat alkaloidi miktarının 30 µmol/g altında olması gerekmektedir. Ketencik nadasa bırakılan alanlarda ekilebilen bir bitkidir. Özellikle kurağa, soğuğa dayanması ve üretim maliyetlerinin düşük olması nadas alanları için bir avantaj oluşturmaktadır. Kışlık ekilen ketenciğin erken hasada gelmesinden dolayı, ikinci ürün tarımı için iyi bir ön bitki olduğu söylenebilir. Ketencik yazlık ve kışlık olarak ekilebilmektedir. Kışlık ekimlerde dikkat edilecek husus bitkinin rozet döneminde kışa girmesini sağlamaktır. Ketencik, ilk ve son don tarihleri göz önünde bulundurularak, Ekim-Kasım veya Mart- Nisan aylarında ekilmelidir. Erken veya geç ekimlerin ketencik bitkisinde verim ve kalite üzerinde olumsuz etkisi vardır. Kışlık ekimlerde; gecikme olursa ekilen bitkiler rozet dönemine ulaşmayacağından, erken ekimlerde ise sapa kalkacağından kış soğuklarından bitkiler zarar görür. Kışlık ve yazlık ekimlerde ekim geciktikçe dekara tohum ve yağ verimleri azalmaktadır. Ketencik tohumları küçük olduğundan, küçük taneli tohumları ekebilen hububat mibzeriyle ekim işlemi yapılabilir. ). Ketencik için dekara 850-900 g arasında tohumluk miktarı yeterlidir ve yüksek verim için m 2 de adet bitki 198-213 bulunmalı, ekim derinliği 1-2 cm, sıra aralığı 2-3 cm olması yeterlidir. Ketencik bitkisinde gübreleme, verimi, yağ oranını ve yağ asitleri kompozisyonunu etkilemektedir. Ketencikte artan azot dozlarına bağlı olarak tohum verimi, bitki boyu, dokulardaki toplam azot içeriği, tohumdaki protein oranı artmasına rağmen yağ oranı azaltmaktadır. Ancak dekara tohum verimi arttığı için dekara yağ verimi de artmaktadır. Ketencik bitkisi kurağa dayanıklı bir bitki olduğundan sulama ihtiyacı pek bulunmamaktadır. Ketencik çok yıllık ve geniş yapraklı yabancı otlara hassastır. Bitkinin erken ve sık ekimlerinde yabancı ot tohumlarına göre erken çimlenerek gelişmesi, tarla yüzeyini kaplaması ve allelopatik özelliğinin olması, yabancı otlara karşı rekabetini arttırmaktadır. Eğer tarlada ekimden önce yabancı ot yoğunluğu fazlaysa uygun bir ekim öncesi herbisit uygulanabilir. Ancak toprakta kalan uzun süreli etkili olan imidazolinone ve sulfonylurea grubu herbisitlere karşı duyarlılığı vardır.

KETENCİK TOHUMU NERELER DE KULLANILIR

BİYODİZEL OLARAK KULLANIMI: ketencik yağından etanol kullanımı ile elde edilen ketencik etil esterinin belirli oranlarda diesel yakıtı ile karıştırılarak egzoz emisyon değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalar 4 silindirli 1900 cc Turboşarj beslemeli common rail yakıt sistemine sahip olan bir diesel motor ile gerçekleştirilmiştir.. Elde edilen veriler istatistiksel olarak incelenmiştir ve 3 tekrar yapılarak sonuçların ortalamaları alınmıştır. Sonuçlar incelendiğinde minimum CO emisyon miktarı 3500 devirde 0,01 %vol olarak Ketencik Etil Esteri yakıtında, minimum NO x emisyon miktarı 1000 devirde 427,5 ppm vol olarak diesel yakıtında, minimum HC emisyon miktarı 2000 ve 3500 devirde 9 ppm vol olarak Ketencik Etil Esteri yakıtında, minimum duman koyuluğu değeri 4000 devirde 0,01/m olarak Ketencik Etil Esteri yakıtında ölçülmüştür.

1.GİRİŞ Petrolün sonlu bir kaynak olmasından ziyade; oluşumundaki döngünün uzun yıllar sürmesi, petrol payındaki seviyelerin ilerleyen zamanlarda düşeceğini göstermektedir. Petrol payındaki seviyenin düşmesi, petrolün kullanım alanlarını kısıtlayacak ve bu durum ülkeler için her anlamda ciddi sıkıntılar doğuracaktır. Ayrıca petrolün çevreye vermiş olduğu zararlar günümüze kadar bütün kesimler tarafından söylenmekte ve bilinmektedir. Bu durumlar taşıt yakıtlarında büyük kullanım alanına sahip olan petrolün yerine, biyoyakıtların kullanılmasını uzun yıllardır gündemde tutmuştur. 1980'lerde, alternatif yakıt olabilecek bitkisel yağların yüksek viskozite sorununun yağların metil alkolle reaksiyonuyla metil esterlerine, biyodizele, dönüştürülerek giderildiği görülmüştür. Böylece biyodizel ismi telaffuz edilir olmuştur [1]. Biodizel ismi ilk olarak 1992 yılında Amerika Ulusal Soy Diesel Geliştirme Kuruluşu tarafından telaffuz edilmiştir. Kimyasal olarak yenilenebilir yağ kaynağından türetilen uzun zincirli yağlı asitlerin mono alkol esterleri olarak tanımlanır [2-4]. Biyodizel, yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol (metil veya etil alkol) ile reaksiyonu sonucunda oluşan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür [5]. Biyodizel, diesel motorlarda en fazla kullanım alanı bulan ve üzerinde sürekli çalışma yapılan bazı özelliklerinin dizel yakıtına yaklaştırılmaya çalışıldığı bir biyoyakıt çeşididir. Biyodizelin motorda yağlamayı geliştirmesi, biyolojik olarak bozunabilir olması, zehirleyici etkisinin düşük olması, düşük emisyon profili ve yenilebilir olması 552 gibi avantajlarından dolayı biyodizele olan ilgi artmıştır [6]. Konvansiyonel dizel motorlarında biyodizel direk olarak kullanılabileceği gibi dizel yakıtı ile karıştırılarak ve çok küçük değişiklikler veya değişiklik gerektirmeden kullanılabilir [7]. Bununla birlikte, biyodizelin yağlayıcı özelliğinden dolayı motorun önemli parçalarında aşınmalarda azalmaktadır [8]. Yapılan çalışmalara göre; bitkisel yağlar motorine belirli oranlarda katıldığında ya da direkt olarak uzun süreli kullanılmaları durumunda motor elemanlarında aşınma ve karbon birikintisine sebep olurken motor performansında fazla etkili olmadıkları buna karşın özgül yakıt tüketimlerinin arttığı fakat kirletici egzoz emisyonlarında iyileşmelerin olduğu belirtilmiştir [9-11]. Biyodizel kullanımı ile yanmamış hidrokarbon (HC), karbon monoksit (CO) ve partikül madde (PM) emisyonlarında azalmalar sağlanmaktadır. Bu azalmalara karşın, NOx emisyonlarında artış olduğu, azalma veya değişimin olmadığını bildiren çalışmalar mevcuttur [12-13]. Biyodizel üretiminde birçok yöntem olmasına rağmen ucuz maliyeti nedeniyle sodyum hidroksit veya potasyum hidroksit gibi bazik katalizör kullanarak alkol ve yağı esterleştirme yöntemi (transesterifikasyon) tercih edilmektedir [5]. Biyodizel üretiminde alkol olarak etanol ya da metanol kullanılmaktadır. Metil ester ifadesi metanol ve bitkisel yağlardan elde edilen biyodizel anlamına gelir. Etil Ester ifadesi de etanol ve bitkisel yağlardan elde edilen biyodizel anlamına gelmektedir. Günümüze kadar metanol kullanılarak yapılan biyodizel çalışmaları daha ağırlıklı olmuştur. Yapılan bu çalışmada etanol kullanımı ile ketencik ham yağından Ketencik Etil Esteri üretilmiştir. Diesel yakıtı, ketencik etil esteri ve diesel yakıtı-ketencik etil esteri karışımı yakıtların motor egzoz emisyonlarına olan etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada Fiat 1.9 Multijet Diesel motoru, motor dinamometresi, egzoz emisyon değerlerinin ölçülmesinde ise Bosh BEA 350 model egzoz emisyon cihazı kullanılmıştır. 2. MATERYAL VE YÖNTEM Çalışmada motor denemeleri 1.9 Doblo Multijet motorunda yapılmıştır. Tablo 1 de deney motorunun teknik özellikleri verilmiştir. Deney esnasında egzoz gazlarının ölçümü için Bosch BEA 350 model emisyon cihazı kullanılmıştır. Yapılan çalışmada yakıt testlerinin güvenilir olması için deneyler tekrarlı olarak yapılmış ve elde edilen sonuçlar diesel yakıtı ile mukayese edilmiştir. Ketencik biyodizelinin elde edilmesinde ise alkol olarak etanol kullanılmıştır. Ham ketencik yağından ketencik etil esteri üretilmiştir. Elde edilen biyodizel, hidrolik dinamometreye bağlı olan Multijet, 4 silindirli 1900 cc, Fiat Doblo motoru ile test edilmiş, emisyon ölçümleri Bosch BEA 350 model egzoz emisyon ölçüm cihazı ile yapılmıştır. Elde edilen biyodizel yakıtının viskozite, yoğunluk değerleri yoğunluk ölçüm cihazı ve viskozite ölçüm cihazı ile yapılmıştır. Yapılan testler 3 tekrarlı olarak yapılmış ve değerlerin ortalaması alınmıştır. Deneylerde %100 Dizel (B0), hacimsel olarak %80 Dieel + %20 Ketencik Etil Esteri (B20) ve 100 Ketencik Etil Esteri (B100) kullanılmıştır. Testler 1000 devir/dak dan başlanarak 500 devir/dak aralıklar ile 4000 rpm e kadar kademeli olarak yapılmıştır. Her bir aralıkta CO emisyonu, NO x emisyonu, HC miktarı ve duman koyuluğu değerleri ölçülmüştür. Çalışmada kullanılan deney düzeneği şekil 1 de verilmiştir. Tablo 1. Test motorunun teknik özellikleri Motor Özellikleri 1.9 Multijet Silindir adedi ve yerleşimi 4, tek sıra, önde enlemesine Silindir hacmi (cc) 1910 Sıkıştırma oranı 18,5:1 Maksimum güç hp-d/d Maksimum tork Nm(kgm) - d/d Yakıt Motorin Elektronik kontrollü common Yakıt besleme rail tipi multijet direkt enjeksiyon, turbo ve intercooler Ateşleme Sıkışmalı Çap Strok (mm) 82 90,4 Şekil 1. Deney Test Düzeneği 3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA Yapılan çalışmada test sonuçları CO emisyonu, NO x emisyonu, HC miktarı ve duman koyuluğu değerleri bakımından değerlendirilmiş ve diesel yakıtı ile karşılaştırılmıştır. Bu değerler grafiksel olarak incelenmiş ve açıklanmıştır. Şekil 2 de diesel yakıtı, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı ve KEE nin motor devir sayısına bağlı olarak CO emisyon değişimleri %vol olarak gösterilmiştir. 563 etanol kullanılmasına bağlanabilir. Tepkimede kullanılan etanol, ketencik etil esteri biyodizelinin yanma hızını artırarak yanmanın iyileşmesini sağladığı düşünülmektedir. Şekil 4' de diesel yakıtı, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı ve ketencik etil esterinin (KEE) motor devir sayısına bağlı olarak HC emisyon değişimleri ppm olarak gösterilmiştir. Şekil 2. Yakıt türlerinin CO emisyon değeri Grafiğe bakıldığında en yüksek CO emisyon değerinin disel yakıtı kullanımında elde edildiği görülmüştür. Diesel yakıtı ile 1000 devir de % 1,397 CO emisyon değeri elde edilirken, aynı devirde %80 Dizel + %20 KEE yakıt karışımı % 0,837, KEE yakıtının % 0,938 CO emisyon değerine ulaştığı görülmüştür. Bu değerlere bakıldığında diesel yakıtına ilave edilen KEE oranı arttıkça CO emisyonları de belli oranda düşüş göstermiştir. CO emisyonlarında meydana gelen bu düşüşler; ketencik etil esterindeki oksijen miktarının fazla olmasına bağlanabilir. Şekil 3' de diesel yakıtı, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı ve ketencik etil esterinin (KEE) motor devir sayısına bağlı olarak CO 2 emisyon değişimleri % olarak gösterilmiştir. Şekil 4. Yakıt türlerinin HC emisyon değeri Şekildeki yakıt eğrilerinden de görüleceği gibi en yüksek HC emisyon değeri diesel yakıtı kullanıldığında elde edilmiştir. Diesel yakıtı ile 4000 devirde 20 ppm vol HC emisyon değeri elde edilirken, aynı devirde %80 Dizel + %20 KEE yakıt karışımında 19 ppm vol, KEE yakıtında ise 10 ppm vol HC Bu değerler incelendiği zaman KEE oranı arttıkça HC emisyonları da belli oranlarda düşüş göstermiştir. Bu durum ketencik yağının kimyasal yapısındaki oksijen miktarının fazla olmasına bağlanabilir. Oksijen miktarının fazlalığı HC emisyonlarındaki karbon miktarını düşürerek zararlı egzoz emisyonlarını azaltmaktadır. Şekil 5'de diesel yakıtı, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı ve KEE nin motor devir sayısına bağlı olarak NO x emisyon değişimleri ppm olarak gösterilmiştir. Şekil 3. Yakıt türlerinin CO 2 emisyon değeri Egzoz gazlarındaki CO 2 emisyonundaki değişimler incelendiğinde en yüksek CO 2 emisyon değerine dizel yakıtında ulaşıldığı tespit edilmiştir. dizel yakıtı kullanıldığında 2000 devirde % 9,9 CO 2 emisyon değeri elde edilmiştir. Yine aynı devirde %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımında % 9,84, KEE yakıtında ise %vol 9,1 CO 2 emisyon değerleri elde edilmiştir. CO 2 emisyonundaki bu azalma; ketencik yağından biyodizel üretimi sırasında ketencik yağının fermantasyonunda karbon bağlarını parçalamak için Şekil 5. Yakıt türlerinin NO x emisyon değeri 574 Şekildeki yakıt eğrilerinden görüldüğü üzere tüm yakıt türleri için en yüksek NO x değerleri KEE yakıtı kullanıldığında elde edilmiştir. KEE yakıtı ile 3000 devirde 1005 ppm vol NO x emisyon değeri elde edilirken, aynı devirde %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı 931ppm, diesel yakıtında ise 949,5 ppm vol NO x Bu değerlerden de anlaşılacağı gibi KEE oranı arttıkça NO X emisyon değerlerinde belli oranlarda artışlar meydana gelmektedir. Meydana gelen bu artışlar; karışımın oksijen miktarının diesel yakıtına göre yüksek olmasına bağlanabilir. Şekil 6'da diesel yakıtı, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı ve KEE motor devir sayısına bağlı olarak duman koyuluğunun (k faktör) pusluluk/ m olarak değişim grafiği verilmiştir. Şekilden de açıkça görüleceği gibi tüm yakıt türleri için motor devir sayısı arttıkça duman koyuluğu değerlerinde belli oranda azalma görülmüştür. Tüm yakıt türleri için en düşük duman koyuluğu değerleri 4000 devirde gerçekleşmiştir devirde diesel yakıtı 0,05/m, %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımı 0.05/m, KEE yakıtında ise 0,01/m duman koyuluğu değeri elde edilmiştir. Grafikten de görüldüğü gibi düşük devirlerde %80 Dizel + %20 KEE yakıt karışımının duman koyuluğu değerleri, dizel yakıtının duman koyuluğu değerlerine göre artışlar göstermiştir. Duman koyuluğunda meydana gelen bu artışlar; KEE ile oluşturulan karışımın diesel yakıtına göre viskozitesinin yüksek, setan sayısının düşük olması ile bağıntılı olarak tam yanmanın gerçekleşmemesinden dolayı is meydana getirmesine bağlanabilir. Şekil 6. Yakıt türlerinin pusluluk değerleri 4. SONUÇLAR CO Emisyon Değerleri En yüksek CO emisyon değerinin dizel yakıtında elde edildiği görülmüştür. Diesel yakıtı ile 1000 devir de %vol 1,397 CO KEE yakıt karışımı ve ketencik etil esteri (KEE) yakıtının emisyon değerleri, dizel yakıtının emisyon değerinden düşük çıkmıştır. Bu düşüşlerin temel nedeni; ketencik etil esterindeki O 2 miktarının dizel yakıtına göre fazla olmasından kaynaklanmaktadır. CO 2 Emisyon Değerleri En yüksek CO 2 emisyon değerine dizel yakıtında ulaşıldığı tespit edilmiştir. Diesel yakıtı kullanıldığında 2000 devirde %vol 9,9 CO 2 incelendiğinde genel olarak; %80 Dizel + %20 değerleri, dizel yakıtının emisyon değerinden düşük çıkmıştır. Bunun temel nedeni; ketencik yağından biyodizel üretimi sırasında ketencik yağının fermantasyonunda karbon bağlarını parçalamak için etanol kullanılmıştır. Tepkimede kullanılan etanol, ketencik etil esteri biyodizelinin yanma hızını artırarak yanmanın iyileşmesini sağlamıştır. HC Emisyonu En yüksek HC emisyon değeri diesel yakıtı kullanıldığında elde edilmiştir. Diesel yakıtı ile 4000 devirde 20 ppm vol HC değerleri, diesel yakıtının emisyon değerinden düşük çıkmıştır. Emisyon değerleri yakıtlardaki KEE oranının artmasına bağlı olarak belli oranda düşmüştür. Ketencik yağının kimyasal yapısındaki oksijen miktarının fazla olması HC emisyonlarındaki azalmanın en önemli etkenidir. NO x Emisyonu En yüksek NO x değerleri KEE yakıtı kullanıldığında elde edilmiştir. KEE yakıtı ile 3000 devirde 1005 ppm vol NO x Emisyon değerleri bütün değerler için değerleri, diesel yakıtının emisyon değerinden yüksek çıkmıştır. Meydana gelen bu artışların sebebi, karışımın oksijen miktarının diesel yakıtına göre yüksek olması ile açıklanabilir. 585 Duman Koyuluğu Tüm yakıt türleri için motor devir sayısı arttıkça duman koyuluğu değerlerinde belli oranda azalma görülmüştür. Tüm yakıt türleri için en düşük duman koyuluğu değerleri 4000 devirde gerçekleşmiştir. Düşük devirlerde %80 Diesel + %20 KEE yakıt karışımının duman koyuluğu değerleri, dizel yakıtının duman koyuluğu değerlerine göre artışlar göstermiştir. Bu durumun temel sebebi; KEE ile oluşturulan karışımın diesel yakıtına göre viskozitesinin yüksek, setan sayısının düşük olması ile bağıntılı olarak tam yanmanın gerçekleşmemesinden dolayı is meydana getirmesi olarak açıklanabilir. 5. SONUÇLAR Elde edilen sonuçlara göre farklı yakıt ve yakıt karışımlarının özellikle diesel motorlarda kullanılabilmesi için; Isıl değeri dizel yakıtına yakın olan yakıtlar seçilmeli ve yakıt karışımları da diesel yakıtının ısıl değerine yakın olmalıdır. Yanmanın tam olabilmesi için parlama noktası uygun yakıt türleri seçilmelidir. Motor denemelerinin daha sağlıklı yapılabilmesi için mutlaka yakıtın yanında deney motorunun da kalibrasyonu, bakımı ve özellikle yakıt sistemi ile ilgili ayarların en azından fabrika ayarlarına yakın olması gerekmektedir. Yapılan testlerde özellikle yakıt filtresi, yakıt pompası, diesel araçlar için enjeksiyon memeleri, hava filtresi temizlenmeli ve bakımı yapılmalıdır. Biyodizel çalışmalarında özellikle NO x emisyonunu azaltmaya yönelik ek çalışmalar yapılmalıdır. Üretim maliyetini yükselten bir girdi olarak esterleşme reaksiyonunda etil alkolün (etanolün) yerel kaynaklarla üretilmesi için çalışmalar yapılmalı ve maliyeti düşürülmelidir. Bitkisel yağların viskozitelerini düşürmek, ısıl değerlerini artırmak için alternatif katkı maddeleri üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. TEŞEKKÜR Bu çalışma Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından, 114M838 nolu proje ile ve Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından nolu proje ile desteklenmiştir. Yazarlar TÜBİTAK a ve Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğüne teşekkür ederler...

KETENCİK BİTKİSİNİN JET YAKITI OLARAK KULLANIMI:

İklim değişikliği, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Meksika Körfezi’ndeki petrol sızıntısı felaketi Amerika’nın petrole olan bağımlılığının sona erdirilmesi çağrılarını daha da artırdı. Alternatif enerji arayışına girenlerden Amerikan donanması ve ticari havacılık sanayii ise uçak yakıtı olarak petrol yerine nebati yağ kullanılmasını gündeme getirdi. Amerika’nın Sesi, bu fikrin işe yarayıp yaramayacağını araştırdı.

Bu F-18 savaş uçağı yakıt olarak hem petrol, hem de ketencik tohumundan elde edilen yağı kullanıyor. Amerikan Donanması’nın alternatif yakıt test programını yöneten Rick Kamin, petrole tamamen karşı olmadığını söylüyor. Kamin,”Petrol harika bir ürün bu yüzden de tüm sistemi petrol üzerine kurduk. Ama dışa bağımlılık ve petrol fiyatlarının sürekli oynaması büyük bir sorun,” diyor. Kamin, F-18 savaş uçaklarında ketencik tohumu yağının iyi sonuç verdiğini söylüyor. Kamin,”Alternatif yakıtı her teste tabi tutuşumuzda aldığımız sonuçlar petrolden elde edilen yakıttan aldığımız sonuçtan kötü değildi, hatta bazen daha iyiydi,”diyor.

Petrol rafinerileri için ekipman üreten Honeywell UOP şirketinden Jim Rekoske’ye göre ketencik tohumunun kimyasal yapısı incelendiğinde bu sonuç hiç de şaşırtıcı değil. Rekoske,”Bu bitkinin yapısı mazot ya da uçak yakıtından pek de farklı değil,” şeklinde konuşuyor. Japon Havayolları da geçen yıl uçaklarında biyoyakıt denemelerine başladı. Biyoyakıta olan ilginin artmasında artan petrol fiyatları ve çevreyle ilgili kaygıların rolü büyük. Fosil yakıtları sera gazı emisyonlarını artırıyor. Bitkiler bu tür gazları emerek, havayı temizliyor. Biyoyakıtlara ilginin artması yeni iş fırsatları da yaratıyor. Rekoske,”Biyoyakıtlara hem işimizi geliştirecek hem de çevreye yarar sağlayacak bir uğraş olarak bakıyoruz,” şeklinde konuşuyor. Jim Rekoske’nin amacı önümüzdeki 10 yılda Amerika’da ulaşımda kullanılan yakıt ihtiyacının üçte birini biyoyakıtlardan karşılamak. Ancak düşünce kuruluşu RAND Şirketi’nden Jim Bartis, ham petrolün yerini alması için ketencik tohumu yetiştirmenin çok iyi bir fikir olmadığı görüşünde. Bartis, ”Amerika’da kullanılan petrolün sadece yüzde birinin yerini tutacak biyoyakıtı üretmek için ülkedeki tarım alanlarının yüzde 10‘una ihtiyacınız var. Sadece tohum bitkileri değil, tüm tarım alanlarını kullanmanız gerekiyor,” diyor. Tüm tarım alanlarını biyoyakıt üretmek için kullanmaksa gıda üretimini etkiler. Peki buğday tarlalarına ketencik tohumu ekilirse sorusuna ise Bartis,”Bu durumda dünyanın bir tarafından birileri buğday yetiştirmek için orman ya da çayırları yok etmeye başlayacak,” şeklinde cevap veriyor.

Yeni buğday tarlaları açmak için ormanlar yok edilirse, bu, biyoyakıttan sağlanacak kazanımlar çok da anlamlı olmayabilir.

Ketencik tohumu üreten çiftçi sayısının çok az olmasıysa işi zorlaştırıyor. Donanma’dan Rick Kamin, bir başka soruna daha işaret ediyor ve ”Bu yakıtı tüm talepleri karşlayacak şekilde üretecek tesis yok. Bu nedenle yeni tesisler açılması için alana yatırım yapılması gerekiyor,” diyor. Rick Kamin, yatırımların, fiyatları düşüreceğini söylüyor. Donanma, ketencik tohumu yakıtını denemek için litre başına 15 dolar öderken petrolden elde edilen uçak yakıtının litresi sadece bir dolar.

Ketencik tohumu geleceğin biyoyakıt adaylarından sadece biri. Hayvansal yağlar ve su yosunlarının bile biyoyakıt olarak kullanılması mümkün. Jim Rekoske tüm bu kaynaklara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Rekoske,”Tüm bu alternatif yakıt adayları kendi başlarına sadece çok küçük bir katkıda bulunabilir. Ama biraraya geldiklerinde fark yaratabilirler,” şeklinde konuşuyor.

KETENCİK BİTKİSİNİN TIB ALANLARDA İLAÇ YAPIMI KULLANIMI:

Ketencik bitkisi tohumunun içerdiği yağ poretin miktarı ile insan sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Ketencik tohumunun yağında omega 3 ve omaga 6 mevcuttur. İçeriğinde 10 mg E vitamini bulunmaktadır. 

Çoklu doymamış yağ asitleri olan “omega 3 yağ asitleri” vücudumuzun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli olan ancak vücut tarafından üretilemeyen yağ asitleri olarak tanımlanabilir.

Omega 3 vücudumuzda pek çok işlemde kullanılıyor ve bunlar arasında öne çıkanları kalp ve damar sağlığının koruması, beyin hücresini kaplayan zarın üretimi, kanın normal şekilde pıhtılaşmasının sağlanması olarak sıralayabiliriz.

Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar omega 3’ün hipertansiyon, lupus ve romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi hastalıklarının önlenmesinde önemli bir rolü olduğunu ortaya koyuyor (1,2).

Burada kilit nokta sağlığımız için son derece önemli olan omega 3’ü sadece beslenme yoluyla veya besin takviyesi formunda alabiliyor olmamız. Yani omega 3 içeren gıdaları düzenli olarak tüketmiyorsanız ve omega 3 eksikliği yaşadığınızın farkında değilseniz vücudunuz bu açığı kapatamıyor.

Uzun süre omega 3 bakımından yetersiz beslenirseniz saç ve cilt kuruluğu, egzama benzeri alerjiler, kepek, göz kuruluğu ve dikkat eksikliği başta olmak üzere bazı belirtiler yaşayabilirsiniz (3). Ancak yetersiz omega 3’ün bu geçici sorunlardan daha ciddi (kalp ve damar hastalıkları gibi) problemlere yol açtığını unutmamak gerekiyor.

Omega 3’ün Faydaları Nelerdir?

Yüksek Kolesterol

Omega 3’ün en çok bilinen faydası (belki ülkemizde bu sorun çok yaygın olduğu içindir) kolesterolü düşürmesidir. Omega 3 sadece kötü kolesterol olarak bilinen “LDL kolesterolü” düşürmekle kalmaz aynı zamanda “HDL” yani iyi kolesterolü yükseltir.

Bu alanda yapılan pek çok bilimsel çalışma gıdalar yoluyla daha fazla omega 3 tüketenlerin veya doktor tavsiyesi ile omega 3 bakımından zengin balık yağı kullananların kolesterol değerlerinde düşüş olduğunu ortaya koymaktadır (4,5).

Yüksek Tansiyon

Omega 3 yüksek tansiyonun düşürülmesine 2 farklı şekilde yardımcı oluyor. İlki damarlarda kasılmaya neden olarak kan basıncını yükselten bazı hormonların (eicosanoidler) üretimini baskılaması, ikincisi ise tansiyonu yükselttiği bilinen zihinsel stresi azaltması (6).

Özellikle balık keten ve ketencik yağında bulunan ve omega 3 yağ asitlerinden biri olan DHA’nın (dokosaheksaenoik asit) kalp hastalarında yüksek tansiyona bağlı kalp krizi riskini azalttığı belirtiliyor

Kalp Hastalıkları

Omega 3’ün kalp hastalıklarının en önemli nedenleri arasında yer alan yüksek tansiyonu ve yüksek kolesterolü düşürücü etkisi kaçınılmaz olarak kalp hastalıklarından korunmak için önerilen besin öğelerinden biri olmasını sağlıyor.

Balık keten ve ketencik yagında bulunan EPA ve DHA adlı omega 3 yağ asitleri kandaki yağ oranını (trigliseritleri) düşürerek kalp krizi, inme ve kalp krizi geçirmiş kişilerde görülen anormal kalp ritmini önlüyor (9).

Bunlara ek olarak yapılan araştırmalar düzenli olarak alınan omega 3 yağ asitlerinin damar sertleşmesi (ateroskleroz) riskini azalttığını ve damar tıkanıklığına yol açan “plak oluşumunu” geciktirdiğini ortaya koyuyor (10).

Eklem İltihabı (Romatoid Artrit)

Eklem iltihabı nedeniyle eklem ağrıları yaşıyorsanız omega 3 bu ağrıları azaltmak ve eklem hareketinde gelişme sağlamak için aradığınız çözüm olabilir.

Bu alanda yapılan bilimsel çalışmalarda düzenli olarak omega 3 kullanımının hem romatoid artrit belirtilerini azalttığını hem de romatoid artrit tedavisinde kullanılan ilaçların bırakılmasından sonra ağrı ataklarını ortadan önemli oranda hafiflettiği belirtiliyor (11, 12,13).

Osteoporoz

Omega 3 takviyesi, genellikle menopoz sonrası dönemde hormonlardaki değişimler nedeniyle görülen ve kemiklerdeki protein örgüsünün seyrelmesi nedeniyle kemiklerin zayıflamasına yol açan osteoporozu önlemek ve gelişimini yavaşlatmak için önerilen besin takviyeleri arasında yer alıyor.

Bunun nedeni omega 3 yağ asitlerinin vücudun kalsiyumu emme ve kullanma kapasitesini artırmasıdır. Ayrıca bu yağ asitleri idrarla birlikte vücuttan atılan kalsiyum miktarını azaltarak kemik gelişimine katkıda bulunur.

Depresyon

Omega 3’ün depresyonu hafiflettiği ve depresyon tedavisinde kullanılan diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığında hastalığın daha kısa sürede iyileşme sağladığı yönünde pek çok bilimsel çalışma bulunuyor (17,18). Ancak uzmanlar omega 3’ün tek başına depresyon tedavisi için yeterli olmadığını belirtiyor.

Ayrıca bazı hastalarda omega 3 içeren balık yağı takviyelerinin depresyon belirtilerini şiddetlendirdiği yönünde bazı araştırma sonuçları mevcut. Bu nedenle depresyon için omega 3 kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Astım

İltihabı azaltıcı etkisi bulunan omega 3, astım nedeniyle iltihaplanan ve daralarak hastanın nefes alışını zorlaştıran astım hastalığı tedavisinde belirtilerin hafifletilmesi için kullanılan besin takviyeleri arasında yer alıyor (19, 20). Araştırmalar omega 3’ün özellikle fiziksel aktivite ile tetiklenen astım için faydalı olduğunu ortaya koyuyor.

Kanserden Korunma

Omega 3 özellikle kolon, meme ve prostat kanserinden korunma alanında öne çıkıyor. Bu konuda yapılan çalışmalarda genellikle toplumların beslenme biçimleriyle kolon, meme ve prostat kanserlerinin görülme oranlarına odaklanılmış ve omega 3 bakımından zengin beslenen toplumlarda bu kanser türlerine daha az rastlanıldığı tespit edilmiş.

Bir diğer çalışmaya göre ise kolon kanserinin erken evrelerinde kullanılan omega 3 takviyesinin kanserin gelişimini yavaşlattığı belirlenmiş.

Ancak bu noktada omega 3 ve kanser arasındaki bağlantı üzerine yapılan bazı çalışmalarda farklı sonuçlar elde edildiğini belirtmek gerekiyor.

Örneğin ABD’de yapılan bir araştırmaya göre omega 3 takviyesi kullanmak prostat kanseri riskini artırıyor (21). Bu durumda kanserden korunma adına kendi kendinize karar alıp omega 3 takviyesi kullanmak yerine bir uzmana danışmak en güvenli yol olarak görünüyor.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Son yıllarda yapılan araştırmalarda omega 3 ve balık yağının dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocuklarda davranış gelişimine ve zihinsel fonksiyonlara katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Özellikle DHA içeren besin takviyeleri ve DHA bakımından zengin gıdaların (keten tohumu, ceviz gibi) daha fazla tüketilmesinin diğer yöntemlerle (daha fazla spor, daha az TV ve bilgisayar, daha az işlenmiş gıda tüketimi, daha sağlıklı beslenme gibi) birleştiğinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerini önemli oranda azalttığının altı çiziliyor (22,23,24,25).

Ağrılı Adet (Dismenore)

Günlük aktiviteleri engelleyecek kadar şiddetli adet ağrısı olan dismenore zaman zaman mide bulantısı ve buna bağlı kusma ile birlikte görülen jinekolojik bir hastalıktır (26).

Omega 3’ün bu ağrılar üzerindeki etkisi hakkında yapılan çalışmalar omega 3 bakımından zengin beslenmenin ve çok şiddetli adet ağrıları için omega 3 takviyesi kullanmanın şiddetli adet ağrılarını ve dismenorenin diğer belirtilerini önemli oranda azalttığını ortaya koyuyor (26,27).

Zayıflama: Omega 3’ün kilo vermeye yardımcı olduğu yönünde yapılan çalışma sayısı oldukça az olmasına karşın bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar DHA bakımından zengin spesifik omega 3 takviyelerinin egzersizle birleştiğinde yağ yakımını hızlandırdığı yönünde. Aynı araştırma sonuçlarında omega 3’ün özellikle aşırı kilolu ve yüksek tansiyonu olan kişilerde kilo vermeyi kolaylaştırdığının altı çiziliyor.

Omega 3’ün Diğer Faydaları

Tedavisinde veya önlenmesinde yaygın olarak omega 3 takviyesi kullanılan ancak bilimsel araştırma sayısı yetersiz olduğundan omega 3’ün bu hastalıklar için %100 etkili olduğu henüz tüm çevrelerce kabul edilmemiş olan diğer hastalıklar/durumlar şu şekilde listeleniyor (28).

Haftada 1 kereden fazla balık yemek yaşa bağlı sarı nokta hastalığının (makula dejenerasyonu) önlenmesine yardımcı oluyor.

Omega 3 kansere bağlı kilo kaybının yavaşlatılmasını sağlıyor.

Koroner by-pass ameliyatından sonra doktor kontrolünde kullanılan omega 3 takviyesi damarların iyileşme sürecini kısaltıyor.

Balık yağı, kekik yağı ve E vitamini ile birlikte kullanıldığında çocuklarda motor fonksiyonların bozulmasına yol açan “dyspraxia” hastalığının neden olduğu hareket kaybının azaltılmasını sağlıyor.

Balık yağı cilt üzerinde harici olarak kullanıldığında sedef hastalığının belirtilerini hafifletiyor.

Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar balık yağı keten yagı ketencik yagı ve omega 3 takviyelerinin Alzheimer hastalığını iyileştirmese de hastalığın beyin üzerindeki etkilerini yavaşlattığı yönünde sonuçlara sahip.

Egzersiz öncesi omega 3 almak özellikle bacaklarda egzersiz sonrası görülen ağrıların azaltılmasına yardımcı olabilir.

OMEGA 3 HANGİ BESİNLERDE BULUNUR.

CEVİZ-KETENCİK-KETEN-TÜM BALIK ÜRÜNLERİ- DANA KUZU BEYNİN DE-CHİA  TOHUMUNDA BULUNURLAR .

ÖZELLİKLE KETEN VE KETENCİK BİTKİSİNİN İÇERİĞİNDE 100 GRAMDA %38 İLE %50 ARASINDA OMEGA 3 BESİN ELEMENTİ BULUNMAKTADIR.

KETENCİK BİTKİSİNİN DERMOTOLOJİ VE KOZMETİK ALANLARDA KULLANIMI

Ketencik bitkisi uzun yıllardır Avrupa ve dünyanın farklı bölgelerinde tıbbi amaçla kullanılan bitkilerden biridir. Ketencik tohumlarından Cold Press yöntemi ile elde edilen ketencik yağında yüksek miktarda bitkisel Omega 3 yağ asidi olan ALA (alfalinolenik asit) bulunmaktadır. Bünyesindeki tokoferoller, fosfolipidler ve fitosteroller sayesinde de kolesterol tedavisinde yardımcı olarak kullanılabileceği çalışmalarda kendine yer bulmuştur.Ketencik yağının antimikrobiyal etkisinin de olabileceği çalışmalarda bildirilmiştirKetencik yağının haricen kullanımı ise derinin bariyer fonksiyonunu güçlendirebilmekte ve elastikiyetini sağlayabilmektedir. . Bu sayede elastikiyet ve esnekliği arttırarak çatlak oluşum riskini en aza indirir. Ayrıca haricen ciltteki kırışıklıkları giderebilmekte ve sıkılaşmasını da sağlayabilmektedir.Cilt bakımı amacıyla vücut losyonu olarak da kullanılan ketencik yağı, saç foliküllerine koruyucu özelliği sayesinde saçsağlığını da iyileştirebilmektedir.ŞAMPUAN, SIVI SABUN, EL YÜZ KREMİ, ŞAÇLARDA YENİLEME VE LOSYON ALARAK KULLANILMAKTADIR.

BÜYÜKBAŞ KÜÇÜKBAŞ VE KANATLI BESLENMESİNDE KETENCİK BİTKİSİ

Ketencik küspesi, protein, yağ ve esansiyelolan n-3 ve n-6 yağ asitlerince zengin bir yem maddesidir. Bu nedenle de yukarıdaki besinlere ilavet enenerji kaynağı olmasıyla birlikte kanatlı hayvanlarınyemlerine de katılmaktadır. Bu derlemede hayvan beslemede kullanılan ketencik bitkisi ve ondan elde edilen ürünlerle kanatlı hayvanlar üzerinde yapılan besleme çalışmaları ele alınmıştır.Ketencik Bitkisinin Besin Madde Kompozisyonu Ketencik bitkisel yağ kaynağıdır. Ketencik tohumu, yapısında %38.9 yağ, %30 α-linolenik asit (18:3 n-3, omega-3 yağ kaynağı olarak), %25.8 ham protein içermektedir. Yüksek yağ içeriği, omega-3 yağ asidi içermesi ve ham proteininden dolayı hayvan yemlerine de katıldığı bildirilmektedir. Ketencik tohumunun yapısında %18.87-21.97 düzeyinde protein, %30.10-49.70 arasında da yağ içerdiğini ifade etmişlerdir.

Çizelge 1. Ketencik tohumunun kimyasal komposizyonu

(Toncea ve ark., 2013)

Kimyasal kompozisyon %

Protein, % 18.87-21.97

Yağ, % 30.10-49.70

Ham selüloz, % 11.06-15.24

Kül, % 4.25-5.24

Kalsiyum, % 0.18

Fosfor, % 0.53

Bakır, % 0.49

Mangan, % 1.39

Demir, % 4.47

Çinko, % 2.56

Vitamin E, mg/100 mg 25.83-28.21

Vitamin B1, mg/100 mg 0.20

Vitamin B2, mg/100 mg 0.55

Ketencik tohumunun yağ oranını belirlemek üzere birçok çalışma yürütülmüş olup, genelde bitkinin yazlık çeşitlerinde % 42 dolayında yağ bulunurken, kışlık çeşitlerinde ise bu oran biraz daha yüksek olup %45’lere ulaşmıştır. Protein ve selüloz, ketencik tohumunun en önemli besinsel parametrelerindendir. Tohumdaki ham protein %18.87-21.97 arasında değişim gösterirken; ham selüloz içeriği %11.06-15.24 arasında değer almaktadır. Ketencik tohumu yüksek düzeyde vitamin E (25.83-28.21 mg/100 g) içermekte olup, güçlü de bir antioksidanttır.

Ketencik Küspesinin Besin Madde

Kompozisyonu

Ketencik küspesi, protein, yağ ve esansiyel olan n-3ve n-6 yağ asitlerince zengin bir yem maddesidir.Ketencik tohumunun yağı değişik yöntemlerle alındıktan sonra geriye kalan küspesi elde edilir. Ketencik küspesinin yağ asit komposizyonu yüksek düzeyde esansiyel yağ asitlerini içermesi nedeniyle dikkate alınmalıdır. Küspe, omega 3 ve omega 6 yağ asitlerince zengin bir kaynaktır. Omega 6/omega 3 yağ asiti oranı 0.90/0.70’dir. α-linolenik asit (18:3 n-3), temel omega 3 yağ asidi olup; ketencik küspesindeki oranı %29.48’dir. Linoleik asit (C18:2n-6)’in oranı ise %23.87’dir. 

Çizelge 2’de ketencik

küspesinin kimyasal komposizyonu gösterilmiştir.

Ketencik küspesinin aminoasit içeriğine bakıldığında (Çizelge 2), glutamik asidin % 5.50; aspartik asidin de % 2.84 ile en yüksek değerleri aldığı; buna karşılık triptofan düzeyinin % 0.43, tirozin düzeyinin de % 0.82 ile en düşük değerleri aldığı görülmektedir.

Çizelge 3’de ketencik küspesi ile keten tohumunun besin madde ve aminoasitler bakımından karşılaştırılması verilmiştir (Patterson, 2011). Anonymous, (2012), 2009 yılında FDA (The Food and Drog Administration)’nın ketencik küspesinin % 10’dan fazla olmamak şartıyla sığır, yumurtacı tavuk ve etlik piliçlerin yemlerine katılabileceğini; domuz yemlerine ise % 2’den fazla olmamak şartıyla katılmasına izin verdiğini; bunun sebebinin ise yağ içeriği olduğunu ifade etmiştir. Etlik Civciv Ve Piliçlerde Ketencik Bitkisinin

Kullanımı

Ketencik küspesi, protein, yağ ve esansiyel olan n-3 ve n-6 yağ asitlerince zengin bir yem maddesidir. Bu nedenle de yukarıdaki besinlere ilaveten enerji kaynağı olmasıyla birlikte kanatlı hayvanların yemlerine katılmaktadır.

Çizelge 2. Ketencik küspesinin kimyasal komposizyonu

(Cherian, 2012)

Kimyasal kompozisyon %

Ham Protein, % 36.2

Yağ, % 11.5

Ham Selüloz, % 8.4

Gross enerji, kcal/kg 4755

Kül, % 6.5

NDF, % 41.8

Mineraller

Kalsiyum, ppm 2703

Fosfor, ppm 10214

Bakır, ppm 9.18

Mangan, ppm 25.1

Demir, ppm 151

Çinko, ppm 61.1

α tokopherol, µg/g 5.2

Fenolikler, µg/g 4006

Flavonoidler, mg/g 21.2

Amino asitler %

Alanin 1.60

Arjinin 2.16

Aspartik asit 2.84

Fenilalanin 1.47

Glisin 1.82

Glutamik asit 5.50

Histidin 0.84

İzolösin 1.38

Lösin 2.32

Lizin 1.77

Metionin 0.92

Serin 1.36

Sistin 0.95

Treonin 1.34

Tirozin 0.82

Valin 1.89

Triptofan 0.43

Yağ Asitleri %

Palmitic (C16:0) 8.29

Stearic (C18:0) 2.38

Oleik asit (C18:1) 20.33

Linoleik asit (C18:2n-6) 23.87 α -Linolenik asit (C18:3n-3) 29.48 Eicosenoik (C20:1) 10.67

Ketencik küspesinin yem kaynağı olarak kullanılması, onun kimyasal komposizyonu, besin değeri, sindirilebilirliği ve ürün kalitesi gibi özelliklerine bağlıdır. Bu nedenle et ırkı düvelerde (Moriel ve ark., 2011), süt ırkı ineklerde (Hurtaud ve Peyraud, 2007) ve koyunlarda (Szumacher-Strabel ve ark., 2011) çalışmalar yapılmıştır. Hurtaud ve Peyraud, (2007), ketencik tohumu veya küspesine dayalı yemlerin kuru madde tüketimini azaltma eğiliminde olduğunu, buna karşılık süt üretimi üzerine istatistiki bir farklılaşmaya yol açmadığını tespit etmişlerdir. ketencik ürünlerinin gelişmekte olan et ırkı düvelerin yemlerinde mısır- soya küspesinin yerine başarıyla ikame edilebileceğini ifade ederken karma yeme eklenmesi durumunda koyunların sütündeki doymamış yağ asidi içeriğini artırdığını bildirmiştir. Etlik piliçlerde ketencik bitkisinin ve ürünlerinin besi performansına olan etkisi konusunda yapılan çalışmalar sınırlıdır. ketencik tohumunun bitiş dönemindeki etlik piliçlerin besi performansına olan etkisini araştırdıkları çalışmalarında, ketencik tohumlarının deneme sonu canlı ağırlığı azalttığını (P<0.05), buna karşılık yemden yararlanma oranı ile yaşama oranının etkilemediğini, karkas yağının azaldığını, toplam protein düzeyinin ise arttığını tespit etmişlerdir.

TÜRKİYE GÜNDEMİN DE KETENCİK BİTKİSİ

HAYVAN YEMİ: Ketencik bitkisi ve ürünlerinin büyükbaş küçükbaş ve kanatlı beslemede kullanılabileceği ancak ülkemizde bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğu sonucuna

BİYODİZEL: ketencik bitkisinin üretim e dayalı yayılmasına ve biyodizel olarak kulklanımda karbon salınımını ve çevreye verdiği motorlu araçların egzoz dumanını minimum seviye ye indirmesinde ayrıca iyot bakımından biyodizel e reaktif artı katabileceği ; Ülkemizde epdk  (enerji piyasası düzenleme kurumu) nun aldığı karar ile 01.01.2018 tarihi itibari ile binde beş (5) oranın da motorinin içine katılması kararı gerekçesi ile biyodizel e ham madde amaçlı üretimin genişletilmesi sonucuna

JET YAKITI: Amerika da (USAF) tarafından ve Japonya hava yolları tarafından ketencik yağ asitleri ile kerosen (uçak yakıtı) nı yüzde elli oranın da karıştırılarak elde edilen başarılı uçuşun sebebi gerekçe görülerek ülkemiz de JET YAKITI kullanım ı olarak araştırılması sonucuna.

KOZMETİK VE DERMOTOLOJİ: Ketencik bitkisi nin desteklenmesi ile üretimin yayılmasına öncü olunmasına buna bağlı aktar ve kozmetik firmaları nın taleblerinin karşılanması sonucuna

TÜRKİYE BÜYÜK MECLİSİN DE ÖNERGE

 

 Meclis Araştırması Önergeleri Bilgileri Meclis Araştırması Önergesinin Metni

Dönemi ve Yasama Yılı          26/3Esas Numarası    10/2276

Başkanlığa Geliş Tarihi          23/11/2017

Önergenin Özeti        Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve 22 Milletvekilinin, ketencik bitkisinin biyoyakıt -jet yakıtı olarak üretilmesi yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

Okutulduğu Birleşim

Önergenin Son Durumu        Gündemde

Önerge Sahibi Niğde Milletvekili Ömer Fethi GÜRER ve 22 Milletvekili

İmza Sahibi Milletvekilleri

Adı ve Soyadı Partisi Seçim Çevresi

Ömer Fethi GÜRER    Cumhuriyet Halk Partisi        Niğde  İlk İmza Sahibi

Mehmet GÖKDAĞ      Cumhuriyet Halk Partisi        Gaziantep      

Gamze AKKUŞ İLGEZDİ           Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Sibel ÖZDEMİR           Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Tur YILDIZ BİÇER        Cumhuriyet Halk Partisi        Manisa          

Ali AKYILDIZ    Cumhuriyet Halk Partisi        Sivas   

Kemal ZEYBEK Cumhuriyet Halk Partisi        Samsun          

İrfan BAKIR     Cumhuriyet Halk Partisi        Isparta           

Mustafa Sezgin TANRIKULU  Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Mazlum NURLU         Cumhuriyet Halk Partisi        Manisa          

Onursal ADIGÜZEL     Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Mahmut TANAL         Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Mevlüt DUDU Cumhuriyet Halk Partisi        Hatay 

Barış KARADENİZ       Cumhuriyet Halk Partisi        Sinop 

Ceyhun İRGİL  Cumhuriyet Halk Partisi        Bursa 

Tahsin TARHAN         Cumhuriyet Halk Partisi        Kocaeli           

Okan GAYTANCIOĞLU           Cumhuriyet Halk Partisi        Edirne

Barış YARKADAŞ         Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Kazım ARSLAN            Cumhuriyet Halk Partisi        Denizli

Kadim DURMAZ         Cumhuriyet Halk Partisi        Tokat 

Hüseyin YILDIZ           Cumhuriyet Halk Partisi        Aydın 

Ali ŞEKER        Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

Gülay YEDEKCİ           Cumhuriyet Halk Partisi        İstanbul         

46. Gelen Kağıt

15 Ara 2017 ... Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve 22 Milletvekilinin, ketencik bitkisinin bio- yakıt -jet yakıtı olarak üretilmesi yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/2276) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.11.2017). 40.- Niğde Milletvekili

SONUÇ: Yağlı tohumlu bitkilerin üretimi açısından ülkemizdeki mevcut potansiyelin değerlendirilmesi halinde, ülkemizin gereksinim duyduğu yağ ihtiyacı karşılanmış olacak ve bu sayede her yıl yurt dışına yağlı tohum ve türevleri için ödenen milyarlarca dolar tasarruf edilmiş olacaktır. Ülkemizde yağlı tohum ve türevleri için ödenen miktar 2018 yılı için GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’MIZA ayrılan bütçe ile hemen hemen aynıdır. Türkiye’de yağlı tohum (ayçiçeği, pamuk, soya fasulyesi, kolza tohumu ve aspir tohumu) üretimi yıllık 2.3 ila 2.7 milyon ton arasında değişmektedir. Yağlı tohum bitkilerindeki prim desteğine rağmen yıllar itibariyle üretimde ciddi bir artış olmamıştır. Sahip olduğu farklı iklim özellikleri nedeniyle Türkiye’de, Jojoba, Hurma ve Hindistan cevizi dışındaki yağlı tohumlu bitkilerin tamamı başarıyla yetişebilmektedir.

Ketencik bitkisi, girdi maliyetlerinin az olması nadas alanların da kullanılabilen bitkilerin başında gelmesi vejetasyon süresinin kısa olması ikinci ürün olarak ekiminin değerlendirilmesi biyodizel,kozmetik,hayvan yemi gibi ürünlerin elde edilmesinde kullanılması gibi etkin nedenlerde yağlık tohumlar DESTEKLEME kapsamına alınması durumunda üretimin artmasında ve ülke ekonomisine katkı sağlamasında başlı başına sebeb olması ile birlikte diğer sektörlere de umut olmuştur.

KETENCİK bitkisinin 2018 yılı içerisinde 2480 dekar ekim yapılmıştır. Ekim alanlarının yaygınlaştırılması KETENCİK bitkisinin destekleme kapsamına alınması ve bölge bölge demastasyon faaliyetlerinin artması durumunda ülkemizde yağ açığı azalacak ve ülkemiz kendi kendine yeten bir ülke konumuna gelecektir.

Tüm yetkililerimizden yardımlarınızı ve desteklerinizi bekliyorum. SAYGILARIMLA

Rıza TANOĞLU

0544-241-85-89

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) / KAFKAS HABER AJANSI



Bu Haberin Manşeti :

Ketencik Deyip Geçmeyin!
Bugün Atılan Manşetleri Görmek İçin TIKLAYINIZ
Etiketler :  
<< Önceki Haber Ketencik Deyip Geçmeyin! Sonraki Haber >>

Ketencik Deyip Geçmeyin!

DMCA.com Protection Status

Ketencik Deyip Geçmeyin!

  Yukleme: 0.059461