Miller: Türkiye hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip

Miller: Türkiye hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip

Miller: Türkiye hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip


Miller: Türkiye hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip
 
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu, “Türkiye’de Avrupa Birliği Bilgi Merkezi Ağı’nın Desteklenmesi Projesi kapsamında; AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Birinci Müsteşarı Michael Miller, Kars’ta gerçekleştirdiği ziyaretlerinde bir araya geldiği esnaf, vatandaş ve STK’lardan AB’ye bakışlarını ve değerlendirmelerini rapor etti. Miller, Türkiye’nin hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip olduğunu belirterek, AB yolunda da önemli mesafeler aldığını vurguladı.
 
AVRUPA BİRLİĞİ KARMAŞIK BİR YAPI VE KURUM
AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Birinci Müsteşarı Michael Miller, Avrupa Birliği’nin karmaşık bir yapı ve kurum olduğunu söyleyerek, “Katılım sürecine baktığımızda katılım sürecide aynı oranda devam eden bir süreç değil zaman zaman üzerinde görüşülmesi gereken konular ortaya çıkabiliyor. Bizler de sadece Ankara yada İstanbul’da kalma niyetinde değiliz. Diğer şehirlere giderek oradaki insanlarla da bir araya gelmemiz gerektiğinin farkındayız. Dolayısıyla Kars’ta da elimizden olabildiğince kişiyle konuşmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede gazetecilerle bir araya geliyoruz. Bunun dışında da akademik çevre ile de akademik camia ile de bir araya geliyoruz. Üniversite öğrencileri ile sivil toplum kuruluşlarıyla, sanatçılarla da görüşmeler yapıyoruz” dedi.
 
YANLIŞ ALGILAMALARI ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞACAĞIZ
Yanlış anlaşılmaları da ortadan kaldırmayı amaçladıklarını ifade eden Miller, “Türkiye hepimizin bildiği gibi büyük bir ülke aynı zamanda karmaşıkta bir ülke. Burada bulunmaktan ben büyük memnuniyet duyuyorum. Bu benim Kars’a ilk gelişim ama son olmayacağını düşünüyorum. Avrupa Birliği’nin ne olduğunu, ne yaptığını, kimlerle çalıştığını anlatmak için özellikle Kars’a, Kars gibi Avrupa Birliği’nden oldukça uzak ve Türkiye’nin de en Doğusunda bulunduğunu bildiğimiz bir şehir için oldukça zor bir iş. Fakat biz bu amaçla gazetecilerle bir araya gelerek halkla bir araya gelerek neler yaptığımızı anlatmaya çalışacağız. Yanlış algılamalar varsa bunları ortadan kaldırmaya çalışacağız. Sizlerin sorduğu her soruya ben memnuniyetle cevap vermeye çalışacağım ve açıkça cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle Avrupa ve Türkiye ilişkileriyle ilgili kısacık bir şeyler söyleyelim. Müzakere sürecine baktığımızda tabiî ki bu müzakere sürecinde çeşitli sıkıntılar var, siyasi açıdan baktığımızda bazı sorunlar var ama şu son derece cesaret verici ki hepimiz için bu ülkede şimdiye kadar Avrupa Birliği’ne katılımın stratejik bir hedef olduğunu söyleyen hiçbir politikacıyla karşılaşmadım.” diye konuştu.
 
MÜZAKERELERLE POZİTİF BİR GÜNDEME BAŞLANDI
Miller daha sonra şunları söyledi:
“Tabi her ülkelerle yapılan müzakere süreci zordur, güçtür. Kendi içerisinde bazı sorunları da barındırır. İki konunun özellikle altını çizmek istiyorum; 17Mayıs tarihinde Avrupa ile Türkiye arasında pozitif gündem denilen bir süreç başlatıldı. Bu süreç kapsamında da bir takım konular ele alınıyor özellikle de Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde de nasıl birlikte çalışırız, özelliklede siyasi blokajın olduğu bir ortamda çalışmalarımızı nasıl sürdürebiliriz ve mevzuat çalışmalarını nasıl hızlandırabiliriz buna baktık. Ve bu başlatılan süreç Türkiye’deki bütün siyasi partiler tarafından olumlu karşılandı. Şunu özellikle belirmek istiyorum ki; pozitif gündem müzakere sürecinde alternatif olarak başlatılan bir süreç değildir. Fakat bu sürecin şekillendirilmesini amaçlayan birlikte yapılan çalışmalarında daha da hızlandırılmasını ve güçlendirilmesini amaçlayan bir süreçtir. Ve bu sürecin uygulamaya konulmasının ardından siyasi blokaj kalktıktan sonra zaten işlerin birçoğu halledilmiş olacağı için devam etmek çok daha kolay olacaktır.
 
KATILIM SÜRECİNE YÖNELİK BİR KÖPRÜ OLARAK GÖRÜYORUZ
Yani katılım sürecine yönelik bir köprü onu aşmayı değil katılım sürecine yönelik bir katılım olarak görüyoruz. İkinci altını çizmek istediğim şu kısa tutacağım konuşmamı çünkü size de sorularınıza da zaman ayırmak istiyorum. Bütün zorluklara rağmen aslında ilişkiler temel unsurların mevcut olduğunu düşünüyoruz. İlişkinin temel unsurları derken 2011 yılında örneğin ticari hacmimize baktığımız zaman Avrupa birliği ile Türkiye hacminde 120 milyar euro olduğunu görüyoruz. Ki bu önceki yılla kıyaslandığında yüzde 20’i bir artışa tekabül ediyor. Yatırımlara baktığımız zaman da Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 70 den fazlası Avrupa birliğinden gelmektedir. Türkiye’nin Avrupa birliği sermayesi sermaye katılımının bulunduğu 14 bin 500 kadar firmanın olduğunu görüyoruz. Bu firmalar Türkiye’de Türkiye vatandaşlarına istihdam sağladıkları gibi dinamik bir ülkenin zenginliğini arttırmaktadır.
 
HALK ARASINDA TEMAS YOĞUNLUĞU KURULMALI
Ve bu ilişkinin üçüncü temel unsurlarından biride halklar arasındaki temasın yoğunluğudur. Bir ilişki ve bir temas olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa birliği her yıl 45 bin kadar akademisyen, öğrenci olsun farklı alanlardan insanın Avrupa birliğine gittiğini görüyoruz Türkiye’den. Eğitim almak amacıyla, sağlık amacıyla, çalışmak amacıyla, yaşamak amacıyla daha sonra Türkiye’ye dönüyor. Son olarak da şunu belirtmek istiyorum 2012 yılı çerçevesinde Avrupa birliği Türkiye’nin katılım şartının yerine getirebilmesi adına Türkiye’ye 850 milyon euroluk destek sağlamaya hazırlanıyor. Dolayısıyla resmi alanda yaşanılan zorlukları bir kenara bırakırsak aslında geri planda ekonomik entegrasyon bakımından olsun insanların karşılıklı temasları olsun oldukça pozitif bir resim olduğunu söyleyebiliriz.
 
TÜRKİYE HEM STRATEJİK BİR KONUMA HEMDE AKTİF BİR NÜFUSA SAHİP
Stratejik olarak baktığımızda tabiî ki genç dinamik bir nüfusu olduğunu görüyoruz Türkiye’nin aynı zamanda eğitimli nüfusunun da giderek arttığını görüyoruz. Batı Avrupa’dan gelen bir insan için ben İngilizim çalışma kapasitesi gerçekten çok etkileyici, aslında Türkiye’ye baktığımızda Avrupa birliği firmalarının büyük ölçüde yatırım yapmış ve yapmakta olduğunu görüyoruz. Üretim alanında beyaz eşya olsun, buzdolabı, çamaşır makinası bunlar burada daha ucuza üretilerek Avrupa piyasasına daha iyi satılabiliyor. Ki bütün bunlar Türkiye ve Avrupa arasında imzalanan gümrük birliği anlaşmasından kaynaklanıyor. Ve ortada bir coğrafi gerçek var, Türkiye Avrupa birliğine komşu yaşıyor dolayısıyla bizler ortak çalışmalar yapmaya mecburuz ve 2004 yılında da Türkiye ile müzakereler başlatıldığında bu istek ortaya konulmuştu. Her iki tarafta da ve bu müzakereler sonuçları tabi ki önümüzdeki senelerde ortaya konulacak sonuçlar görülecektir, yani gelecek neyi gösterse göstersin çalışmak zorundayız beraber. Üçüncü olarak da şunu söylemek istiyorum siyasi olarak ta Türkiye dinamik bir ülke özellikle son 10 yılına baktığımız zaman çok büyük değişimlerin yaşanmakta olduğunu görüyoruz Türkiye’de. Demokratikleşme olsun, insan haklarına saygı olsun, bizlerde komşunuz olarak yaşanmakta olan bu gelişmelerden yararlanıyoruz bunlar bizimde menfaatimiz oluyor.
 
TÜRKİYEDEKİ OLUŞUMLAR BİZİMDE MENFAATİMİZDİR
Çünkü Türkiye’de istikrarlı demokratik şartların bulunması istikrarlı şartların olması ekonomik açıdan da refaha kavuşması müzakere eden bir ülke olduğu içinde Avrupa birliğine katılımı bizimde menfaatimize, dolayısıyla karşılıklı bu durumdan nasıl faydalanırız konuşmalıyız. Son olarak ta Avrupa birliği kısa süre önce asabil olacak 2011 tarihinde kendi diplomatik birimini de oluşturdu. Türkiye’ye baktığımız zaman oldukça aktif bir dış politika yürütmekte aynı zamanda da orta Asya’nın komşusu tüm bunlar Türkiye’nin bölgesinde aktif bir dış politika yönetmesi bizim içinde önemli bir husus. Örneğin geçmiş yıllarda uzun bir süre ilerleme kaydedilmemişken şuanda dış politikada çok aktif olduğunu görüyoruz.
 
TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA SIFIR PROBLEM NOKTASINDA
Aslında bu komşularla sıfır problem noktasında olması Avrupa birliğinin de görmek istediği bir şeydir. Türkiye ile daha yakın nasıl çalışabiliriz, nasıl ortak çalışabiliriz örneğin kuzey Afrika’daki reform çalışmalarının başarıya ulaşması için nasıl çalışabiliriz bunlar üzerine yoğunlaşmalıyız. Tabi bunlar oldukça zor konular ama birlikte üstesinden geleceğiz. Sabah yaptığımız görüşmelerde de hem siyasi aktörlerle hem ticaret odasından sorumlularla bunu gündeme getirmiştik. Özellikle bu sınırın kapalı olması Kars’ta nasıl bir etki yaratıyor bunu gündemimize almıştık.
 
YUKARI KARABAĞ SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR
Avrupa Birliği bu alanda ne yapıyor sivil toplum diyalogunu teşvik etmeye çalışıyor her iki tarafta da önümüzde ki ayda da her iki halkın daha yakın olması için çalışmalar yapmayı planlıyor. Avrupa Birliği ama işin siyasi boyutunda Yukarı Karabağ sorununun çözülmesi gerekiyor ama diyalogun pozitif bir şekilde devam etmesini ve olumsuza dönmemesini düşünüyoruz. Siyasi gerçekleri dikkate aldığımız zaman halklar arasındaki ilişkinin düzenlenmesi son derece önemlidir.
 
FARKLI YÖNLERİMİZ VAR AMA AYNİ BİRLİK İÇERİSİNDEYİZ
2012 yılı çerçevesinde Avrupa Birliği Türkiye’nin katılım şartlarını yerine getirebilmek amacıyla Türkiye’ye 850 milyon euroluk bir destek sağlamaya hazırlanıyor. Dolayısıyla resmi alanda yaşanılan zorlukları bir kenara bırakırsak geri planda ekonomik entegrasyon bakımından olsun insanların karşılıklı temasları olsun, oldukça pozitif bir resim olduğunu söyleyebiliriz. Hıristiyan kulübü olduğu şekilde tanını bir kere bertaraf ettik. Dinlerimiz farklı evet farklı yönlerimiz var ama ayni birlik içerisindeyiz. Kars’ta bulunan vatandaşlarla da aramızda farklılıklar var ama Avrupa Birliği önemli olanın çeşitliliği kutsamak ve kutlamak olduğunu düşünmektedir. Zaten bugün ki dünya şartlarına baktığımızda bu mevcut şartların hiçbir şekilde bireysel davranan ülkelere yani her şeyi tek başına yapabileceğine inanan ülkelerin gözünün yaşına bakacak şartlar olmadığını düşünüyorum.
 
KARA BİR SAYFAYI KAPATTIK
Öte yandan bu İslam korkusu, İslam fobisi denilen şey evet Avrupa Birliği’nde var. Bu bütün ülkelerde ekstrem radikal görüşler olabilir. Fakat onlarda çeşitliliğe saygı göstermek diye düşünüyorum, evet bu sorunlu yaklaşımlara her zaman olacaktır ama önemli olan bu farklılıklara ve çeşitliliğe saygı gösterebilmek, bunu kabul etmektir. Avrupa Birliği bütün ülkelerde bu siyasi irade söz konusu çünkü biz tarihimizi biliyoruz, oldukça kara bir sayfayı kapattık, karanlık bir geçmişimiz vardı, kanlı bir dönem yaşadık. Bunu bildiğimiz için bunu yaşadığımız için buna tekrar hiçbirimiz geri dönmek istemediğimiz için bu siyasi iradeyi gösteriyoruz.
 
TÜRKİYE SON 30 YILDIR ASLINDA TERÖRİZMDEN ÇOK ÇEKTİ
Türkiye’nin son 30 yıldır aslında terörizmden çok çektiğini biliyoruz. Bu konuda kesinlikle Türkiye ile aynı taraftayız ona destek veriyoruz. PKK’larda terörist listesinde biliyorsunuz. Şunu açık ve net belirtiyorum ki sizin belirttiğinizin aksine yasal olarak hiçbir şekilde terörizme destek verecek yada verebilen bir Avrupa Birliği üyesi yoktur ve olamaz. Fakat terörle mücadelede iş birliğine gelince Türkiye ile Avrupa birliği mevzuat ve uygulamaya baktığımızda Türkiye ve Avrupa birliği uygulamaları birbiriyle örtüşmediği uymadığı bu aslında ele almamız gereken bir konudur. Bununla bağlantılı olarak iki şeyin altını çizmek istiyorum bunlardan bir tanesi Türkiye’nin Avrupa birliğine yapmış oldukları iade talepleri bu iade taleplerinin karşılanabilmesi için istenilen kimselerin iadeleri gerçekleşebilmesi için Avrupa Birliği’nde ki yargı kurumlarının ispat yükü denen bir şartı var bu ispat yükü artı karşılanması halinde iadenin gerçekleşebileceği söyleniyor. Ve yine birbiriyle uyumlu olmayan diğer bir konuda veri koruma mevzuatı, şimdi konuyla alakalı olarak da Avrupa Birliği ile Türkiye arasında operasyonel bir takım anlaşmalar yapılabilmesi için europol ve yargı arasında birtakım uygulamalar araştırmalar. Bu veri koruma yasasının Türkiye’de korunması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla da Türkiye bu kurumun kurulması yasası üzerine 8 yıldır çalışmalarını sürdürüyor. Bu gerçekleştikten sonra ki şimdi taslağı çok yakında kabul edilecek diyebiliyoruz. Bu gerçekleştikten sonra bu alandaki gelişmelerimiz daha iyi olacak. Operasyonel anlamda, bireysel olarak, Türkiye’de terörist ile yakalanan yada aranan kişiler konusunda çok rahat harekete geçebileceğiz ve kısa zamanda olaya müdahale edeceğiz. Örneğin geçen hafta İstanbul’da terörle mücadele konusunda çok güzel istişareler yürüttük Avrupa Birliği ve Türkiye arasında bu istişare arasında da önemli kararlar alındı. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin bir liste üzerinde çalışması gerekiyor. İade talebinde bulunduğu kişilerin listesi ama bunu yaparken de aynı zamanda Avrupa Birliği’ndeki yasal gereklilikleri de dikkate alarak bunları hazırlamaları gerekiyor. Çünkü uygulamaya baktığımız zaman bürokratik alanda ve yargı kurumlarının birtakım standartları var. Bunu yaparken bu alanda ki sorunların ortadan kalkması için bu çalışmaların yapılması amaçlanıyor. Sonuç olarak bu her iki taraf içinde faydalı bir şey değil.
 
TÜRKİYE’Yİ ÖZELLİKLE SON 10 YIL İÇERSİNDE GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLDUĞU İLERLEMEYİ TAKDİR EDİYORUZ
Avrupa birliğinde de Türkiye’de terörist suçlardan aranan insanların Avrupa birliğinde elini kolunu sallayarak sokaklar da dolaşması bizim de menfaatimiz değil ve birde Kıbrıs sorunu var ortada. Bir de katılım müzakere sürecinde ilerleme kaydetmemize engel olan bir sorun. Ama Romanya Bulgaristan gibi yeni katılan ülkelere baktığımızda onlarda bu derece ciddi boyutta sorunlar olmadığını farklı sorunlar olduğunu, yaşandığını görüyoruz. Bu şekilde bakmak belki zor ama biz Türkiye’yi özellikle son 10 yıl içersinde gerçekleştirmiş olduğu ilerlemeyi takdir ediyoruz. kesinlikle, reform süreci daha önce başladı ama son 10 yıl içersinde çok önemli değişikler başardı. 2005-2006 yılları arasında Türkiye ve Avrupa Birliği arasında ilişkiler bakımından önemli aşamalar kaydedildi. Bunda tabi Türkiye’nin istikrarlı olması, siyasi açıdan ekonomik açıdan bunlar önemli unsurlar öte yandan baktığımızda Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde yaşlanan bir nüfus olduğunu görüyoruz. Türkiye’de böyle bir sorun yok gayet genç dinamik bir nüfus var. Öte yandan Türkiye’nin büyüklüğü var ortada. Böyle büyük bir ülke üye olabileceği ve üyelikle beraber birtakım sorunlar yaşanabileceği ama aynı zamanda önemli faydalar getirebileceğini bütün bunları bizim anlatabilmemiz ve ikna edebilmemiz lazım Avrupa Birliğine üye ülkeleri. 1980 yıllarındaki Türkiye için bunları açıklamak zor olabilirdi ama bugünkü Türkiye için bunları yapabiliriz ki biz bugüne bakıyoruz. Örneğin 1984 yılındaki Diyarbakır mı yoksa son zamanda Marmaris’te Antalya’da yapılan tatili mi hatırlarlar insanlar. Avrupa Birliği Bakanlığı bu konuda çok aktif çalışıyor ve Avrupa Birliği kurumları da aktif çalışıyor zaten. Sonuç olarak bu müzakere kararını oy birliğiyle alanlarda Avrupa Birliği kurumlarıdır.
 
MÜSLÜMAN BİR TÜRKİYE VAR DİYE Mİ AVRUPA BİZİ KABUL ETMİYOR
SORU: Biz Avrupa birliğine geçmeyi oraya kabul edilmeyi arzu ederiz ancak bazı engellerin Avrupa da bazı ülkelerin bazı çevrelerin Türkiye’nin Avrupa birliğine girmesini istemediklerini görebiliyoruz. Başta Fransa olmak üzere diğer ülkelerde var burada sorun Türkiye’nin Müslüman olmasından dolayı çünkü Hıristiyan ülkelerin bizlerden sonra müracaat edenleri dahil Avrupa birliğine bizden önce dahil oldular. Bizler de diyoruz ki o halde bizler Müslüman olduğumuz için Avrupa birliği bizi kabul etmiyor, ortak kanımız bu ancak biz Avrupa birliğinin ekonomik olarak siyasi olarak Türkiye için bir çağ atlama olacak ortak kültürel çalışma alanı olacaktır. Ortak kanım Hıristiyan olmadığımız için katılamıyoruz böyle bir kanım var, ikinci sorunumuzda Türkiye’nin başında bir terör belası var, bu bizim ekonomi hayatımızı siyasi hayatımızı sosyal hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bunda bazı Avrupa ülkelerinin gizlice destek verdiğini böyle bir ortak kanı vardır. Bir Avrupa ülkesinde terör konusu olmuş olsaydı belki Türkiye’dekine yan baktıkları gibi bakmazlardı daha ciddi bakalardı.
 
AVRUPA BİRLİĞİ SON DERECE LAİK BİR KURUM
CEVAP: Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyeliği Avrupa birliğinin stratejik menfaatine. Öncelikle neden stratejik menfaatine? Çünkü Hıristiyan Kulubü şeklindeki kanının bir kere bertaraf edilmesi bakımından önemli. Avrupa Birliği son derece laik bir kurum. Bunun için bende burada çalışıyorum. Avrupa Birliğinin laikliğine bir örnek vermek istiyorum örneğin Avrupa Birliği kültür kültürel çeşitliliği daima kutsamıştır, kutlamıştır, saygı göstermiştir kültürel çeşitliliğe baskı yapmamıştır. Ben mesela bir İskoç’um ve benim içinde Avrupa Birliği çok yarar sağladı. Hem İngiltere’den birisi olarak hem de Avrupa Birliği’nin bir İskoçyalısı olarak çok ciddi yarar sağlamaktadır.
(BA-BA-S) KARS (KHA) – YASEMİN ÖZCAN

Etiketler :  
<< Önceki Haber Miller: Türkiye hem stratejik bir konuma hem de aktif bir nüfusa sahip Sonraki Haber >>
  Yukleme: 0.052370