KARS Düzenleme Tarihi : 31 Ekim 2020 12:23 Haber Girişi : 31 Ekim 2020 12:23

Tarihte Çocuk Katili Ermeniler(1)

Tarihte Çocuk Katili Ermeniler(1) KAFKAS HABER AJANSI / BEDİR ALTUNOK

Tarihte Çocuk Katili Ermeniler(1)

KAFKAS HABER AJANSI / BEDİR ALTUNOK

Tarih Araştırmacısı Yazar Sultan Aydın’ın, “Tarihte Çocuk Katili Ermeniler(1)” yazısı:

               (NEDEN 24 NİSAN 1915 SÖZDE ERMENİ MESELESİ)

1)           1. DÜNYA SAVAŞI VE ERMENİLER

2)           ERMENİ CEMİYETLERİ VE ZORUNLU GÖÇ

3)           KARS VE ÇEVRESİNDE ERMENİ MEZALİMİ

4)           DAĞLIK KARABAĞ VE ERMENİLER

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI NEDİR, NE DEĞİLDİR. HİÇ YAPMADIĞIMIZ BİR ŞEY İLE SUÇLANIYORUZ. ERMENİ İSYANLARI DURMAYINCA 24 NİSAN 1915 YILINDA ERMENİLERİN İLERİ GELENLERİ YANİ ÖRGÜT ÜYELERİNDEN 245 KİŞİ TUTUKLANMIŞTIR. TUTUKLANANLAR ANKARA VE ÇANKIRI CEZAEVLERİNE GÖNDERİLMİŞTİR.

      HİÇ KİMSENİN BURNU BİLE KANAMAMIŞTIR. 24 NİSAN 1915 BAĞIMSIZ BİR ERMENİSTAN HAYALLERİNİN SONA ERDİĞİ TARİHTİR.

 TEHÇİR UYGULAMASI 27 MAYIS 1915 YILINDA ALINAN KARARLA BÖLGEDE ZARARLI OLAN ERMENİLERİN DOĞU ANADOLUDAN SURİYEYE GÖNDERİLMESİ İLE BAŞLAMIŞTIR, BELGELERE GÖRE 458 BİN KİŞİDİR.

1-           BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONUÇLARI

2-SEVR ANTLAŞMASININ 88-93. MADDELERİNE GÖRE OSMANLI İMPARATORLUĞU’ NUN PAYLAŞILMASI (10 AĞUSTOS 1920 )

3-MALTA SÜRGÜNLERİ- İNGİLİZ KRALİYET SAVCILIĞININ SORUŞTURMALARI

4- 3 ARALIK 1920 GÜMRÜ ANTLŞMASI, 16 MART 1921 MOSKOVA ANTLAŞMASI, 13 EKİM 1921 KARS ANTLAŞMASI

5-LOZAN ANTLAŞMASI VE SONUÇLARI ( 24 TEMMUZ 1923 )

1)           1. DÜNYA SAVAŞI VE ERMENİLER

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINA 16 ÜLKE FİİLEN KATILMIŞTIR.

Rusya,Fransa,İngiltere,İtalya,Amerika,Japonya,Romanya,Sırbistan,Belçika,Yunanistan,

Portekiz,Karadağ ,YEKÜN             42.188.810

Almanya,Avusturya-Macaristan,Bulgaristan,Osmanlı DevletiYEKÜN          22.850.000

TOPLAM 65 MİLYON 38.810 ASKER KATILMIŞTIR

ÖLÜ SAYISI  9.154.795,YARALI HASTA SAYISI 17.523.943,ESİR VE KAYIP SAYISI 7.858.639

GENEL KAYIP 38 MİLYON 823.686’DIR .

               BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA 9 CEPHEDE SAVAŞTIK

1-Kafkas cephesi: Ekim 1914-Eylül 1918’sona erdi.

2-Sina-Filistin-Mısır cephesi:Aralık 1914-Ekim 1918’de sona erdi.

3-Çanakkale cephesi:Kasım 1914-Ocak 1916’da sona erdi.

4-Irak cephesi:Kasım 1914-Ekim 1918’de sona erdi.

5-Galiçya cephesi:Tenmuz 1916-Eylül 1917’de sona erdi.

6-Romanya cephesi:Eylül 1916-Nisan 1917’de sona erdi.

7-Makedonya cephesi:Eylül 1916-Ekim 1917’de sona erdi.

8-Libya cephesi:Eylül 1916-Kasım 1918’de sona erdi.

9-İran cephesi:Haziran 1916-Kasım 1917’de sona erdi.

               Savaşa:2 milyon 850 bin mehmedimiz silah altına alınmış,OsmanlıTürkiyesinde 1914-1918 yılları arasında insan kaybımız;ölü sayısı 941.980 yaralı ve hasta sayısı 990.00 esir ve kayıp sayısı 358.820 genel kaybımız 2 milyon 290 bindir.

               2843 top,145.868 piyade tüfeği, 682 makinalı tüfek,Hazine 500 milyon Osmanlı lirası zarara uğramış,elimizden çıkan arazi ise 1 milyon 127 bin kilometre karedir.

               Nüfus kaybımız 8 milyon 399.685’dir.

ANADOLU’DA ERMENİLER VE ERMENİ MESELELERİ

Ermeniler Kafkasya'da ve bazı Anadolu şehirlerinde bölgeye hâkim muhtelif devletlere bağlı olarak dil, örf ve millî varlıklarını korumak için mücadele vermişlerdir.

Devamlı bir geçit ve hâkimiyet alanı olan bu bölgede kültürlerini geliştirme ve yayma imkânı bulamamışlardır.

               Bölgenin jeopolitik ve jeostratejik önemi yüzünden, küçük bir milletin buraya yerleşmesinin imkânsızlığı yüzünden zaman zaman batıya doğru göç etmek zorunda kalmışlardır.

 Selçuklular zamanında ise daha batıya göç ederek Müslümanlarla Haçlılar arasındaki savaşlardan faydalanarak küçük bir prenslik hâlinde başka devletlere uydu olarak yaşayabilen Klikya Ermeni Baronlu¬ğunu kurmuşlardır.

               Osmanlı Devleti'nin ilk kuruluş döneminde Ermeniler çoğunlukla Doğu Anadolu ve Kafkasya'da gruplar hâlinde dağınık bir vaziyette İran, Bizans, Gürcü, Selçuklu Devletleri ve değişik küçük devlet ve beyliklere bağlı olarak yaşamaktaydılar.

               Osmanlılarla ilk ilişkileri, Ermenilerin çok azınlıkta oldukları Batı Anadolu'da başlamıştır. Çukurova'dan Karaman ve Kütahya'ya gelmiş olan Ermeniler, Osman Gazi'nin 1324 tarihinde Bursa'yı devlet merkezi yapmasıyla Ermeni ruhanî reisliği Bursa'ya taşınmıştır.

               Tarihte Ermenilerin talihi Fatih'in İstanbul'u fethetmesiyle başlamıştır.

Şayet İstanbul fethedilmeseydi ve Ermeniler buraya yerleştirilmeseydi, günümüzde Ermeni mevcudiyetinden bahsetmek bile hayal olurdu.

               Fatih'in dahilî siyaseti; bütün vatandaşların din, dil, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin hepsinin sevgi ve teveccühünü kazanmak olmuştur.

               Babasının vefatı dolayısıyla Edirne'den Bursa'ya geldiğinde buradaki Ermenilerin içtimaî durumlarını öğrenmek maksadıyla ruhanî reisleri ile tanışmak istemiştir.

Fatih İstanbul'u aldıktan sonra, sırf kendi teşebbüsü ile Ermenilerin Bursa'daki ruhanî reisleri Hovakim'i İstanbul'a getirerek, Rum Patrikliği'nin yanında, bir de Ermeni atrikliği kurdu (1461) ve Ermenileri de bu patriklik ile idare etti Hovakim'i patrik tayin ederek Ermenilere patriklik verme hususundaki ferman hâlen Kumkapı Ermeni Patrikhanesi'nde muhafaza edilmektedir.

               Bu fermanla Rum patriğine verilen haklar aynen Ermeni patriğine de verilirken ilâve olarak İstanbul ve bilumum Osmanlı İmparatorluğu dâhilinde bulunan bütün Ermenileri ve hatta Rum olmayanları da kapsıyordu.

İstanbul'un fethi Türkleri sevindirdiği kadar Ermenileri de sevindirmiştir.Kayseri, Sivas, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Bayburt ve Divrik eyaletlerinden özellikle Ermeni sanat ve ticaret erbabı payitahta gelerek muhtelif semtlere yerleşmişlerdir.

               Fatih'in Karaman'ı fethetmesiyle buraya Çukurova'dan gelme çok sayıda Ermeniyi İstanbul'a getirerek Samatya'yayerleştirmiştir.

               1514 tarihinde Yavuz Sultan Selim Tebriz'den, 1534 tarihinde Kanuni Van ve havalisinden kuyumcu, sarraf, kalfa, mimar ve fikir adamı birçok Ermeniyi alarak İstanbul' yerleştirmiştir.

Ermenilerin memlekete bağlılıklarını fiîlen gören ve kendilerine verilen işleri başarı ile bitirdiklerini müşahede eden hükümet adamları, bu sadık vatandaşlarını (tebaa-ı sâdıka veya millet-i sâdıka) sevmeye ve kayırmaya başlamışlardır.

               Bu sayede Ermeniler arasında şu söz âdeta bir darb-ı mesel hâline gelmiştir. "Türkün itimat ve teveccühünü bir kere dahi olsa kazanacak olursan, kâfidir. O sana bütün varlığı ile bağlanır. Çünkü onda takdir kudreti mevcuttur".

               İstanbul'un fethinden itibaren günden güne çoğalan Ermeniler 180 senelik ikâmetten sonra İstanbul'un yerlisi olmuşlardır.

               Bundan sonra gelen Ermeniler yeni gelme sayılarak yerliler tarafından hoş karşılanmamışlar ve aralarında yıllar sürecek olan mücadele başlamıştır.

               Doğulu veya Çukurova!!olmak yüzünden Gregoryan Ermenilerle Katolik ve Ortodoks Ermeniler arasındaki bu mücadele devam ederken hiçbir tarafın Türklerle bir anlaşmazlığı yoktu. Onlar tarihin hiçbir devrinde hiçbir ırk veya dinin hiçbir memlekete vermediği hoşgörüyü ve hakkı Osmanlı yönetiminde bulmuş ve yaşamışlardır.

               ERMENİLER KAMU HİZMETLERİNDE ÖNEMLİ YERLERE DE GELMİŞLERDİR.

Osmanlı tarihi Ermenilerden 29 Paşa, 22 Bakan, 33 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Başkonsolos ve Konsolos, 11 Üniversite Öğretim Üyesi ve 41 Yüksek Rütbeli Memur kaydetmekte¬dir.

Hatta Bunlardan bazıları Dışişleri, Mâliye, Ticaret ve Posta Bakanlığı gibi önemli görevlere getirilmişlerdir.

               1753- 1853 yılları arası Ermenilerin altın devridir. Ermeniler bu devirde her sahada ileri gitmişlerdir. Hatta birçok sahada Rumları bile geçmişlerdir.

Bilhassa sanatlarını geliştirmek için meydanı oldukça müsait bularak bu sayede az zamanda büyük servet sahibi olmuşlardır.

               Hatta denebilir ki, II. Mahmud'un nimetlerinden en fazla faydalananlar Ermeniler olmuşlardır.

Darphane gibi devletin en fazla hassasiyet gösterdiği bir müessesenin idaresi bile tâ ilk zamanlardan beri Ermenilerin idaresine verilmiştir.

               Osmanlı Ermenileri, Türkiye'de sâkin bir hayat sürüyorlar ve hallerinden tamamen memnun yaşıyorlardı.Askerlikten ayrı tutulmaları nedeniyle de nüfusları artmış ve sosyal durumları oldukça gelişmiştir.

               Ne kadar tuhaftır ki, pek memnun oldukları askerlik muafiyetini asırlarca bir ayrıcalık olarak kabul eden Ermeniler, özellikle XIX. yüzyılda bunu kendilerinden esirgenen bir hak olarak ileri sürmüş, bu hakka sahip olduktan sonra da devletin verdiği silâhla Devlete baş kaldırmışlardır

Çarlık Rusyası Balkanlar'da Osmanlı İmparatorluğu'na karşı birçok ayaklanma başlatmıştır.

1854 Kırım Seferi'nde Türklerle Batı memleketleri Rusya'ya karşı birleşmiş olduklarından Rusya'nın Türkiye'deki Hıristiyan azınlıklara karışması ve etkisi bir süre durmuştur.

Fakat bu defa da maceracı teşvikçiler ortaya çıkmış ve ilk ciddi ayaklanma 1868'de Zeytun'da başlamıştır.

               Rusya, Türkiye'deki azınlıklara bağımsızlık verilmesini isterken Rusya'daki azınlıklarn durumu Türkiye'dekilerle mukayese edilemiyecek kadar kötüydü.

1870- 1871 Alman - Fransız savaşından sonra Rusya yine meydanı boş bularak Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışmaya başlamıştır.

               1876'da Birinci Meşrutiyet ilân edilerek durumdan Ermenilerin de çok memnun olduğunu ve bu sonucun Ermenilere"Ermeni İstiklâl İdealini" unutturacağını hesaba katan Rusya, yine Ermenileri kışkırtmış ve Balkan Devletİeri'ne tanınan haklardan kendilerinin de istifade etmeleri için Ermenilerin içine fitne sokmuştu.

               Bu tarihten sonra çeşitli amaçlar güden, fakat, gerçekte Avrupalıların ve Rusların yardımıyla istiklâllerine ulaşmayı hedefleyen bir sistem içerisinde çalışmak üzere dernekler kurmaya başlamışlardır.

               Oysa Ermenilerin durumu Balkanlar'daki diğer milletlere hiç benzemiyordu. Ermeniler daha Osmanlılar Anadolu'ya yerleşmeden önce Anadolu'ya yayılmış, hiçbir şehirde çoğunluk olmayan bir azınlıktı.

               Türkiye'de yaşayan Ermenilerin çoğu İran ve Kafkasya gibi değişik ülkelerden gelerek Anadolu'ya yerleşmişlerdi.

               Osmanlılar hiçbir ülkeyi Ermenilerden değil, onlara hâkim olan başka devletlerden almışlardır. Ermenilerin çoğunluk, Türklerin azınlık olduğu hiçbir şehir veya vilayet yoktu.

Bu defa Patrikhane de işe karışmıştı. 1876'da Patrikhane tarafından hazırlanan bir bildiri İngiliz Hariciye Nazırı'na sunulmuştur. Yine Patrikhane bu bildiriden sonra Anadolu'daki Ermeni cemaatına tesir ederek bu bildiriyi destekler mahiyette şikâyette bulunmalarını istemiştir.

Din kisvesi içinde politika yapmak suretiyle insanları birbirine düşürmekle dünyada hiçbir dinin kabul etmeyeceği bu faaliyeti Ermeni din adamları yürütmüşlerdir.

 Osmanlı Ermenileri arasında ilk millî hareketin başlama tarihi 1860'dır. Bu tarihlerde sosyal amaçlarla kurulmaya başlayan dernekler, sonradan kurulan ve dış teşvik ve yardımlarla Türk Ermenilerini devlete karşı ayaklandıran komitelerin ilk çekirdekleri olmuştur. Bu yüzden komitelerden evvel bu dernekleri bilmek gerekmektedir.

BİR MİLLET İKİ DEVLET CAN AZERBAYCAN.

Yazı dizisi devam edecek.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) / KAFKAS HABER AJANSI / BEDİR ALTUNOK

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.