• ÖGEL TEPE REKLAM

Yüksek Dağlar Gibi Yüceyim Deme…

YÜKSEK DAĞLAR GİBİ YÜCEYİM DEME GÜN GELİR ETRAFIN YOL OLUR! ERZURUM’A KIŞ GELDİ YAZ GELMEZ DİYE GAM YEME HER KIŞIN SONU BİR BAHAR OLUR!..

  • 07 Kasım 2019 12:33
  • A
  • A

Yüksek Dağlar Gibi Yüceyim Deme…

KAFKAS HABER AJANSI / BEDİR ALTUNOK

Prof. Dr. Ali Osman Engin yazdı:

YÜKSEK DAĞLAR GİBİ YÜCEYİM DEME GÜN GELİR ETRAFIN YOL OLUR! ERZURUM’A KIŞ GELDİ YAZ GELMEZ DİYE GAM YEME HER KIŞIN SONU BİR BAHAR OLUR!..

Erzurum ve Karsımıza yılın ilk karı yağdı. Yavaş yavaş beyaz gelinliğine bürünen ve geçen bir yılın çamuru, isi ve pasını örtüp, yep yeni kar beyazı bir sayfa açmaya başlayan bölgemiz yeniden dirilmek için dinlenmeye çekiliyor. Bilindiği gibi eridiğinde donarak billurlaşan buzundan bakılırsa arka plân ve öteler diyebileceğimiz derinlikler fark edilebilir. İşte o derinlikler karın beyazının temizliği ve şevkiyle aklanarak paklanır. Isındıkça eriyen billurlaşmış suyuyla hem temiz ve hem de temizleyen olur. Damlarken çatılardan aşağı; hemen düşmez sere serpe yerlere, sarkıt olur asılır girmek için gönüllere. Bir bakarsın Erzurum muzu diye destan olmuş dillere. Birde kar çiçeği olur karın; ilkbaharı simgeleyen. Beyazı ve sarısıyla saflığı ve zarafeti önceleyen. Bu çiçek bir şifadır kar içinde soğanıyla. Özgürce boy verir doğada şahiniyle, doğanıyla. O tutsak edilemez çanak çömlek içinde, beyaz kar ve mavi göğe yakışır en güzel biçimde. Köstebek toplar goşgozu ve adolu kışa tedarik diye. Arayıp buldun mu yuvada bunu, olur kış meyvesi hem ne büyük hediye. Birde hğızzek keyfi var kışın. Çocuk olmak gerekmez bu keyfi yaşamak için. Buzda hğızzek kaymayan demesin ben çocuk oldum, bulanmadan duruldum. Hğızzegi vurdunmu yere kâr etmez ne dere ne tepe. Bulutlarda uçarsın, kar çiçeği olur açarsın. Ne büyük heves ve heyecan kardan adam yapmalar, bu iş hem işbirliği hem imecedir yaşanmadan sapmalar. Sosyalleşir çocuklar, doya doya birbirlerini kucaklar. Unutamam buzda aşşık oynamayı, ayazda - zemheride fokur fokur kaynamayı. Çur kaçırır sayarsın, yeniden oyuna dönersin.

Damdan dama tüneller, kaynaşır hep gönüller. Haydi kayak kaymaya, dağdan aşağı inmeye. Burada hızın sınırı yok, adrenalin yada heyecan mı istersin hepsi burada al alabildiğin kadar parası yok, pulu yok. Irğıç üzerinde gezmek, ayak iziyle kara yazı yazmak. Biz yazar geçeriz. Okuması sizden olsun gönlünüz Erzurum sevgisiyle dolsun. Bu sevgi yaşatan ve yeşerten bir sevgidir. İnsanla doğanın muhteşem ahengidir. Gurut, gavut yapılır, sahanda misafire ıslatılır. Kavurma koyulur tasa doldururlar hemide basa basa. Kelecoş coşturur yiyeni, acımdan öldüm diyeni. Suya götürürler davarı malı, işte budur bizim buraların ahvalı.

Aziz dostlar, mevsimler değişirken kış gelir yaz gelmez diye gam yeme, her kışın sonu mutlaka bir bahar olur. Bu muhteşem baharların kokusunu almaya başladık İnşallah. Amerikan Başkanı Tramp’ın , sayın Cumhurbaşkanımıza yazdığı mektup son günlerde tartışılıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu mektuba cevabını ertesi gün düğmeye basarak başlattığı terör operasyonuyla vermiştir. Dünyanın hiçbir yerinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür /Milli Suriye ordusu dışında bu kalite ve çelikten iradeyle operasyon yapılamayacağını anlayan Amerikalılar pırlarını pırtılarını toplayıp tabana kuvvet kaçmışlardır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin heybetinden ve kudretinden ödleri çatlayan Amerikalılar tek çarelerinin Suriye topraklarını terk etmek olduğunu dillendirerek çekilmeye balarken işin çok ciddi olduğunu anlamış ve Türk ordusunun herhalde Suriye’nin tümüne yayılacağını sanmışlardı. Milleti olan ordu olan Türk Silahlı Kuvvetleri o topraklara adeta dirilten ve yaşatan bahar ve yaz olarak girdi. Amma Amerika, ki o toprağı gözyaşlarıyla donduran, kini ve nefreti uyandıran, adaleti mala ve mülke dayandıran, Hilâli Haça yaslayan; Haçlı Siyonist ve yok edici, yıkıcı felsefesiyle sonbahar ve zemheri ayazları misali felsefesiyle varlığını devam ettirmeye çalışıyor. Artık Arap Coğrafyasında; Amerikan zehri ile cilalanan Hak ve adalet ağaçlarının çiçekleri açamıyor, kanatları kırılan özgürlük güvercinleri uçamıyor, iradeleri yok edilen ve kabile ruhundan sıyrılıp millet olamayan zavallılar bu zilletten kaçamıyor.

Her zaman ve koşulda olduğu gibi bu muhteşem ve aziz milletin ordusu imdada yetişmiştir. Artık kuşlar uçmaya, çiçekler açmaya ve barış pınarları coşmaya başlamıştır. Onları kaçarken yakalayacak ve Firavun örneğinde olduğu gibi okyanusların ve denizin dibine gömecektir. O deniz bir bakarsın Karadeniz ve bir bakarsın Akdeniz’dir. Baksanıza İtalyanlar mitalyanlar Akdeniz’den çekilmeye yani kaçmaya başlamışlardır. Bir gün o muhteşem uyanışı ve dirilişi temsil eden bahar ve yazlara mutlaka kavuşacağız, yumuşak ve akıl gücüyle Yurtta ve dünyada barış ve sevgiyi inşa edeceğiz.

Bilindiği gibi, teröristlerin kurduğumuz barış koridorunun dışına çıkarılmaları kabul edilince operasyona ara verildi. Teröristler çekildi ve Amerika kuyruğunu kısarak kaçarken kendisini toparlamaya başladı. Dolayısıyla yeniden Suriye’nin petrol sahalarının kontrolünü eline almak istiyor. Amerika bunun için karşı tarafın sıcak ve kararlı hamlelerini soğutarak,  karar mekanizmalarını gevşettirerek çok maliyetli olmayan sinsi hamlelerle oyunu sürdürebilir. Şu an itibariyle artık modası geçmiş ve muhatapları tarafından çok iyi analiz edilen tutum ve davranışlar sergilemeye başlamıştır. Çünkü Amerika sosyolojik olarak yaşaması mukadder olan bir çözülmenin eşiğindedir. Hak ve adaletin cari olmadığı bir toplumun dağılıp çözülmesi kaçınılmaz kaderdir. Bu tür küresel ve emperyal güçlerin teknolojik ve bilimsel üretimlerinin yakın veya uzak pazarlarda değerine satılamadığı ve ellerinde kaldığı zaman yer yerinden oynayacak, refah ve şatafat toplumu olmanın beklentilerini tam olarak karşılayamadığı bir zaman diliminde buharlaşıp gidecektir.

Amerika küresel ölçekte ve sömürü eksenli saldırı ve kumpaslarını sadece insan kaynaklarıyla gerçekleştiremez. Yaparsa zaafı ve korkaklığı ortaya çıkacağından buna cüret edemez. Kısacası Amerika göçü kaçış yolunda düzeltmeye çalışmaktadır. Kesinlikle petrol sahaları Amerika’nın himayesine ve tekeline bırakılmamalıdır ve bırakılamaz. O sahalar; Kerkük, Musul ve diğerleri onlardan çok bizimdir. Oralardaki hak ve hukukumuzu korumak zorundayız. Eğer koruyamazsak korkarım o sahalar el değiştirir ve Allah korusun ülkemize ve milletimize yeni ve güçlü tehdit alanları oluşur.

Elbette ki Komşularımızın toprak bütünlüklerinin mutlaka korunması gerekir. Çünkü bu bütünlüğün zedelenmesi demek, farklı alfabetik isimlerle yeni suç örgütlerinin karşımıza çıkması demektir. 

Hayırlı ve sağlıklı günler diliyorum.

(BA-BA-S) GAZİ KARS (KHA) / KAFKAS HABER AJANSI / BEDİR ALTUNOK

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.